YORUMLAR

Enver Savaşan

6.12.2017

M.Oruçoğlunun tüm roman,öykü,şiir kitapları,köşe yazılarının tumünü okudum. Kendisine devrimciyim diyen kişilerin Oruçoğlunun eserlerini okumamişlarsa eksiktir bir tarafı. Her devrimci demokratın kitaplığında Maksim Gorki, Tolstoy,Yasar Kemal,Livaneli,Sebahattin Ali ve M. Oruçoğlunun eserleri bulunmalı ve okunmalıdır Türkçe dilini en iyi kullanan zengin bir usluba araştırmaya geçmişi ve günumüzü geleceği en iyi okuyan sanatçı ve yazarlardan birridir.

Özcan Yıldız

6.12.2017

Muzaffer Orucoğlu çok yönlü bir kişiliğe sahiptir. Bunu da geçmişin getirdiği birikimler, deneyimler, yaşanmışlıklarla kendisini tümüyle donatmış tabiri caizse bir aydını gerçek anlamda ete kemiğe büründürmüştür. Her yazar fantastik eser de yazar, gerçekçi romanlar da yazar. Önemli olan bunu hangi bilinçle donatmak ve okura hangi düşünce anaforunda sorgulatarak sunmaktır. Muzaffer Orucoğlu romanlarını okuyanlar bilir. Kendisi deruni bir sofistike kişiliğe de sahiptir. Bunu nerden mi biliyoruz Tabii ki yapılarından. Bir "Filozof" kitabı defalarca okunmaya değer mesela buradaki derinliği görebilmek için. Bir "Mengene" deki monolog olağanüstüdür mesela. Sonra "Newroz" vd... "Dersim" i de unutmamalı. Tabii bunlar okuduğum için aklımda olanlar. Kanımca/nacizane fikrim tabii 68 Öğrenci hareketinin ve Türkiye devrimci hareketinin en verimli ve kendini bu anlamda yetistirmiş ender aydınlarındandır Oruçoğlu. Dedim ya, çok yönlüdür. On parmağında on marifet derler ya hani, öyle işte. Romanlarındaki çok yönlülük, diğer alanlarda da mevcut: Özellikle de resim. Her şey vardır içinde: Kadın, işçiler, köylüler, Madenciler, Mitoloji, portreler vs... Ama hepsi kendine özgü. Işte budur sanatçı, budur aydın dediğimiz kişiler. Iyi ki varlar. Dileriz daha da çoğalırlar.

Deniz Faruk Zeren

5.12.2017

Muzaffer Oruçoğlunun Newroz adlı romanının Belgeden gözden geçirilmiş yeni hali üçüncü basımı yapmış. Gürültüsüz. Tertemiz. Babek Yayınlarından çıkan eski baskılarını da sayarsak binlerce okura ulaşmış demektir bu. Edebiyat camiası, eleştirmenler dışında herkes okuyor yani Oruçoğlunu. Yılların emeğinin, üretiminin kendine has, sakin, gösterişten uzak, ilgili bir okur kitlesi yarattığını da söylemek mümkün. Popüler ve şişkinlikten uzaklaştıkça çağdaş edebiyatın ana arterlerine yakınlaşıyorsun, kesinlikle. Popüler olan kötüdür demiyorum ama başka sokaklarda gezinme cesareti olmayan çıkmaz sokaklara maruz kalır. Belgenin bütün eserlerini yeniden, elden geçirerek, hataları giderip, yeni tasarımlarla basmasını dilerim.

Haydar Demirci

3.12.2017

Haydar Demirci 1983 yılında düzenlediğimiz 8 mart dünya emekçi kadınlar gününde,bir kadın yoldaşın İranlı şaair bir kadının şiirini okuduktan sonra,kürsüye doğru ilerleyen Murat arkadşın da şiir okuyor olmasına çok şaşırmıştım.Dersim aksanıyla konuşan yoldaşın,tüm konuları derinlikli anladığını ve anladıklarını köylü diliyle anlattığı için, adını köylü koymuştu yoldaşlar.Sadece konuşması değil; oturuşu da köylü oturuşuydu, belden aşağısı diğer beden normlarına göre daha uzun ve genişliğinden olsa gerek, ona bağdaş oturması için özel günlerde özel yer ayırır rahat konuşması için yardımcı olurduk.O istemese de biz huyunu biliyorduk içten sevineceğini.Köylü kürsüye çıkacak gibi ilerlediyse de toplantının tam orta yerini gözüne kestirip,orada önce Nazımın yapı yükseliyor şiirini büyük bir coşkuyla okudu.İkinci şiiri Muzaffer Oruçoğlu yoldaş için okuyacağını söyledi ve onu da büyük bir heyecan atmosferinde okuyunca kitleden büyük alkış aldı ama,yüz ifadesindeki kararlılık ve kendine olan özgüveninde miydi bilemiyorum,okuduğu şiirleri elinde, ki notlara vs yazıları okumadan hiç kekelemeden köylü olmayan bir dille okumasına ayrıyetten hayret ettik.Normal yaşamında ve günübirlik yaşam seyrinde ,ciddi duruşlu olsa da, onun konuşmasında mutla bir anı ve anekdodt geçmeden edemez,hatta bazen yoldaşlardan eleştiri de alıyordu;bırak artık bu tekerlemeleri de kitleler sen den daha iyi daha gerçekçi şeyler bekliyor,anlamında uyarılara aldırmaz,kahkahalarla gülerdi. haklısınız yoldaşlar ama, gözdür görüyor.ben bunu anlatıp gülmeden sizlere anlatamıyorum.Durup dururken bir insanın kafasını,bir meseleyi, bir ciddi veya sıradan şeyleri anlatamıyorum.bunun bir sebebi olmalı.Bundan dolayı anlatacağım herşeyi bir örnekle anlatıyorum.mesela bizim köyde bir veli Çavuş vardı; adamın iki katırı vardı; bir deli diğer akıllıydı.O deli katır arada bir çifte atma krizine girerdi.Dakikalarca seri olarak çifte atar sonra da yorulup bayılırdı.Ayılınca da ,Veli Çavuş gidip hayvanın tam gözünün içine tükürüdü.Beğendinmi yaptığı der gibisinden,katıra değil de ,bir insanla konuştuğu gibi sözler eder ,söver sayar,yetmemiş gibi ,katırına yaptıklarından ötürü bir de küserdi. Böylesi kısa anılarını anlatırken de yine hem bizi hem kendisi çok gülerdi. Neyse ben konuma döneyim; Saygıdeğer Muzaffer Abiyi o yıllarda, köylünün sayesinde adını tanıdım sonra da yazıları vb şiirleri hapisten binbir türlü zorluklarla ulaştığında, artık,İbodan sonra demekki hayatta ve hapiste olan birçok yoldaşın olduğunu öğrendim.Biraz köylüce oldu ama,laf lafı açar.Köylü Murat sayesinde Hem muzoyu,tanıdım, hemde roman okumayı vs rasıra şiirleri takibetmeye başladım.Önümüzdeki yüz yılın önde gelen edebiyatçıların biri Muzaffer Oruçoğlu olacağını,o zaman tahmin eden sevgili köylünün öngörüsüne hayran kaldım.Lafı bu kadar uzatmamdaki asıl meramım,tabiki dönüp dolaşıp,Yavana geleceği için,uzattım,Yavan dersim de olmazsa olmazıydı diye bilirim.Sevgi ve selamlarımla.Nice Romanlara, imza atmanız temennilerimle..

Devrim Kara

1.12.2017

Tüyapda Belge yayınlarının düzenlediği "Edebiyatın dorukları"panelinde bir ağabey söyledi. Castro "Bir sanat eseri sınıf mücadelesinden bahsetmiyorsa hiç bir önemi yok" türünden talihsiz bir laf etmiş. Don kişot iki kez okuduğum bir eserdir ve sınıf kavgasından falan bahsetmez. Çok sonra ögrendim ki Chede çok severmiş bu romanı.Hatta o kadar severmiş ki dağdaki atına Don kişotun sevgilisinin adını koymuş. Sanat ruhu keskinleştirir ona zerafet ve bilgelik katar. Bence Gorkinin Ana romanının ya da Fakir baykurun Yılanların öcünün ,Muzaffer oruçoğlunun Dersim eserinin perspektif sunmak,ufuk genişletmek,bilinç vermek konusunda Leninin "Ne yapmalısından geri kalır yanı yok üstelik daha renkli. Castro ve Che arasında bir kıyas yapmam gerekseydi hiç düşünmeden Che derdim. Çünkü Che, Castro gibi devrimi tek ülkeye hapsetmedi,Sscb ye dayanmadı, Chenin parayı tedavülden kaldırma fikrine karşı çıktı

Elif Karda

27.11.2017

Tohum, Dersim kitaplarınızı okudum. şimdi elimde Muzaffer Oruçoğlu anlatıyor kitabınız. Hüzünle okuyorum. Nevroz kitabınız kitaplığımda okunmayı bekliyor.

Öztürk Polat

13.11.2017

Bu tabloların hepsinin bir öyküsü vardır, ama Zavot ve Küçük General tablolarının öyküleri beni çok derinden etkilemiştir. Eline sağlık Muzaffer hoca bu çalışmayı insanlığa sunduğun için. Yüreğine sağlık bu emeği yeryüzü ile buluşturduğun için...

Hasan Aydın

13.11.2017

Muzaffer Bey, Ekim Devriminin 100. yılında "Yüz Yıllık Bahar" adlı serginizdeki resimlerinizi keyifle izledim. Bir gün resimlerinizi sizinle söyleşerek izlemek isterim. Sanat üreten yüreğinize ve ellerinize sağlık. Sevgi ve dostlukla...

Levent Kaçar

2.11.2017

Yüz Yıllık BaharResim Sergisi Günlüğünden. Sevgili Dost;Figürle,nonfigüsakın.Biz hep hatırlıyoruz senirün uyumu açısından gördüğüm en başarılı çalışmalara imza atıyorsun.İçine birde hikayeler,anlatılar sıkıştırıyorsun.Yeri geliyor çok başarılı bir şekilde bu resime hikaye örgüsünü ustaca kolajlıyorsun,daha ne olsunYüreğine,eline,gözün ferine bir de unutma sakın aklına sağlık,hikaye,roman,deneme ,şiirleri ve bizi unutma .

Kemal Dinc

10.10.2017

Beni yazıya da resme de yönlendiren Muzaffer Oruçoğludur. kendisine müteşekkirim...

Devrim Kara

8.10.2017

Mehmet amca, köydeki ihtiyaçlarını karşılamak için Büyük Zavot Köyü’nden, Kars merkeze gelir. Hayli bir zaman koşturup işlerini halleder. Çarşı pazar dolaşıp ihtiyaçları tedarik ettikten sonra da akşam çoluk çocukla yemek üzere iki karpuz alarak köy yoluna koyulur. Köye döndüğünde yanındaki karpuzlar, köy meydanında çaputtan yaptıkları top ile oynayan çocukların dikkatini çeker. Mehmet amca, oldukça yorucu geçen bir günün acısını güzel bir akşam yemeği ile dindirdikten sonra karısına karpuzları dilimleyip getirmesini buyurur. Dilimlenmiş halde gelen karpuzlar, tespih tanesi gibi dizilmiş olan kardeşlere dağıtılır. Azeroğlu, karpuzun ne menem bir şey olduğunu merak ettikleri için pencereden kendilerini seyretmekte olan marabaların çocuklarını görür. Elindeki dilimi bitirmeden yeni bir dilim karpuz daha ister. Yeni dilimi kimseye çaktırmadan yanındaki kovanın içine bırakır. Sonra bir dilim karpuz daha ister. Mehmet amca Azeroğlu’nun yaptığını görür fakat ses etmez. Yeni dilimden bir ağız aldıktan sonra onu da usulca kovaya bırakır. Yemeğin ardından el ayak çekilip, herkes bir yerlere dağıldıktan sonra ahıra gider ve marabaların çocukları için sakladığı karpuz dilimlerini yemeleri için onlara verir. Tam bu sırada aniden arkasında biten Mehmet amca rızkını marabalarının çocuklarıyla paylaşan oğluna köpürür ve miyop olduğu için kendisine birkaç hafta önce almış olduğu gözlüğü bir hışımla gözünden alır ve ayaklarının altında ezerek kırar. Ruhu ve gururu incinen Azeroğlu orada, daha o gün, yedi yaşının acemiliğine rağmen bir dilim karpuzu hakça üleşmek için yaşamaya ant içer. Bilmeyenler için Azeroğlu’nun kim olduğunu anlatmak gerek. O, kılavuzu bir ceylan yavrusu olan iyimser, akıllı ve delişmen bir özgürlük savaşçısı iken yakalanıp on üç yıl dört ay hapishanede kaldıktan sonra gönderildiği askerlikten firar edip, yurt dışına çıktığı için ömrünün geri kalanını sürgünde yaşamaya mahkum olan Muzaffer Oruçoğlu’dur. İbrahim Kaypakkaya’nın yoldaşı olan Muzaffer Oruçoğlu, Türkiye Kominist Partisi/ Marksist-Leninist adlı örgütün de kurucularındandır.

Reşat Somuk

5.10.2017

Bir Pazar günüydü Denizli 11.PT nizamiyesinden hasta ve bitkin bir halde giriş yaptık.(Henüz tahliye olmadan 16 günlük açlık grevinden yeni çıkmış ve zaten açlık grevi öncesi akciğerlerimden rahatsızdım) Bu yolculuk esnasında daha da kötüleşmiş ve bitkindim. Nizamiye subayı yanımıza bir çavuş vererek gideceğimiz bölüğüne yönlendirdi. Benim durumumda olan siyasileri zimmetli alıp zimmetli teslim ediyorlarmış. Beni getiren iki asker ve nizamiyeden bize refakat eden çavuşla birlikte ilgili bölük subayının bulunduğu yere geldik.İki subay bir ağaç gölgesinde Tavla oynuyorlardı.Refakatçı çavuş tekmil vererek durumu izah etti.Beni teslim alacak subay zarfı aldı ve zarfı iyice inceledi.(Zarf 4 gün önce Mersinde mühürlenmiş ve üzeri bantlanmıştı.İçinde Kelepçe anahtarı ve benim sicilimi içeren yazılar vardı) Subay zarfı açtıktan sonra askerlerden birine kilidi uzattı ve kelepçeleri açmasını söyledi.O esnada zarftan çıkan yazıları okuyunca beni birkaç saniye süzdükten sonra ellerimin mosmor olduğunu ve kelepçe izlerinin adeta bileklerimi kanattığını gördü. iki subay birbirine bakıştı ve sorumlu olan bize dönerek beni getiren askerlere sert bir ifadeyle bazı sözler söyledi. Güya neden kelepçeleri bu kadar sıktıklarını eleştirdi.Oysa beni getiren askerlere öyle teslim edilmiştim.Kelepçe başka subay tarafından vurulmuş ve kilit zarfa konarak mühürlenmişti. Tabi bu esnada ben onları izliyorum subay yazıyı okuduktan sonra zarfın teslimat kısmına bir şeyler yazıp imzaladıktan sonra boş zarfı askerlere uzattı. Bu esnada yazıyı okuduktan sonra bana dönerek “Sen DK mısın” dedi. Hayır ben TİKO cıyım dedim.Subay tekrar yazı okuyup bana döndü “Oğlum sen DK sın” dedi. Bende hayır ben TİKO cıyım ben örgütümü bilmem mi. Her iki subay bakıştı ve bir anlık önlerine baktılar sorumlu olan tekrar bize döndü ve yanımdaki Çavuşa bir sürü talimat verdi.Benim tıraşımdan,duşumdan,kıyafetimden vb. bir sürü şey sıraladı.Beni rahatlatmak adına.Çavuş subaya tekmil vererek beni alıp oradan ayrıldık.Oradan uzaklaşıp köşeyi döner dönmez çavuş titrek bir sesle “Sen neden örgütten bahsettin” (Konuşmalarım hoşuna gitmiş ve onu Çok heyecanlandırmıştı.Daha sonraki görüşmemizde duygularını bana anlatı). Ben de Dosyada tüm sicilim yazılıdır. Neden inkar edeyim dedim.Ayrıca ben DK lı da değilim ben TİKO cıyım dedim. Çavuş “abi sen dk sın. Yani devre kaybısın.Burada zamanında askere gelmeyenlere devre kaybı deniyor, bunun örgütle ne alakası var” Oysa biz cezaevinde tutuklu DEVRİMCİ KURTULUŞ örgütünden gelenlere DK derdik.Ben oradan yola çıkarak bu anlamı çıkarmıştım.Sonradan Orman Müh.olduğunu öğrendiğin Erzincanlı çavuş beni bölüğe götürdü gerekli ihtiyaçlarımı karşıladıktan sonra beni bir yemekhaneye götürüp yemek yedirdikten sonra orada istirahat etmemi ve akşam kendisinin gelip beni alacağını söyleyerek ayrıldı.Daha sonraki günlerde bu çavuş arkadaş sayesinde bir sürü arkadaşla tanışma olanağım oldu. Benim görev yerim kantin ve ptt hizmeti veren binaya çok yakındı.Mesai saatleri ile açılır mesai saatleri ile kapanıyordu.Anahtarı bende olduğu için hafta sonları boş zamanları orada değerlendirir ve vakit geçirirdik.Birde boğaziçinden elektronik müh.bir arkadaşım daha görevliydi.Kantinde magazin haber yapan gazeteler dışında gazete olmazdı.Ben ve birkaç arkadaş kantinciyi ikna ederek her gün bize birer adet birkaç dergi ve gazete getirmesini ve bunları günlük alma olanağımız olmasa da ücretini ödeyerek sonraki günler alır ve dönüşümlü okurduk. Bir hafta sonu Muzaffer abinin geldiği ilk günlerdi. Kantinden gazeteleri almış Çalıştığım yere doğru yürüyorum.Telefon hizmetinin verildiği tarafta baktığımda askerler uzun bir kuyruk oluşturmuş ve herkes sırasını bekliyordu.Bir ara kuyruktakileri süzerek durdum ve kuyrukta kim var kim yok dercesine epey süzdüm. Sıradakilere çok yaklaşınca sırada muzaffer abiyi gördüm.Yavaş yanına yaklaşıp koluna girdim.Kulağına eğilerek abi ne bekliyorsun dememle onu sıradan çıkarmam bir oldu. Telefon için kuyrukta beklemen gerekmiyor, ben şimdi seni istediğin yerle görüştürürüm dedim ve oradan ayrıldık.Biraz lafladıktan sonra çalışma yerime geldik kapıyı açıp içeri girdikten sonra tekrar kapıyı kilitledim.Telefon santralı hemen yanı başımızdaydı.Dahili hattan laz arkadaşımı aradım ve yanımda “kirve” var onun bir telefonu var dedim ve muzaffer abinin görüşmek istediği numarayı yazdırdım.Laz arkadaşla aramızda konurken muzaffer abi için “ kirve” kelimesini kullanırdık.Bu arada biz telefonun çıkmasını beklerken muzaffer abiyle sohbet ediyoruz çalıştığım yer elektronik aletlerle donatılmış bir yerdi. Muzaffer abi kuyrukta beklerken birden kendini böyle bir ortamda bulup rahatça istediği telefon görüşmesini yaptıktan sonra bu olanağa sahip olmayı nasıl becerdiğimize hem biraz şaşırdı hem de çok sevindi . Bende abi sen boşun mı 14 yıl 2 ay hapis yatın.Bizde muhalefet ordunun erleri değimliyiz diye espri yaptım. Abi biz burada yeterince örgütlüyüz dedim.Her nedense muzaffer abinin yatığı süreyi o anda öyle anımsamıştım. Denizli de kaldığımız süre zarfında bir çok dostla tanışma olanağımız oldu halen görüştüğümüz çok arkadaş var.Burada isimleri izinsiz yazmak istemedim.Özellikle 185. kısa dönemdekilere selam olsun.Onlarla geçen Günlerimiz anısına dair bir şiir yazmıştım onu arşivden bulup yayınlayacağım. Yalnız resimlerle ilgili bir şey belirtmek istiyorum. Muzaffer abinin gideceği gece bir veda partisi yapmıştık.O gece bir sürü resim çekildi. Muzaffer abi gittikten sonra resimlerin büyük bir bölümü yanmış dendi ve Alay fotoğraf hanesinde kazaya uğratıldı.Benim tahminim yakınımızdan biri bir yerlere tiyo verdi. İbrahim KAYPAKKAYA , Muzafer ORUÇOĞLU ve Ali Haydar YILDIZ ın Dersim vartinik olayı ile ilgili 1974 yılında bir türkü yapmış ve ilk kasetimde okumuştum. Ana dilim olan ZAZACA türkünün eski kaydını hiçbir yerde bulamadım. Onu yeniden okuyup buraya ilave edeceğim. Muzaffer abi ye bunu sazımla çalıp söylemiştim. Uzun yıllar geçti hatırlar mı bilemem ama arşivde olması güzel olur.

Yüz çiçek açsın kültür merkezi

17.7.2017

Sevgili Oruçoğlu, Halkın yüreğine inmek konusunda sanatın güçlü bir araç olduğunu düşünüyoruz. Hele ki bu sanat diliyle halkın kültürel mirasını ,acısını,hüznünü,sevincini,aşkını,umudunu,anlatmayı becerebilmişse işte o zaman işin hakkını vermiştir., On yıllardır emeğinle yazdıklarınla ,çizdiklerinle ufkunun genişliğinden paylaştıklarınla “ yüz çiçek yan yana açsın yüz fikir birbiriyle yarışsın” fikrini savunanlardan öğretenlerden oldun. Aynı yolda olduğumuz aynı ufka baktığımız için mutluyuz. Resimlere gelince… Sevgili Oruçoğlu sen de bilirsin ki biz de dahil olmak üzere halk popüler sanat alanlarının dışındaki alanlara ilgisiz. Fakat çizdiklerinin gücü her renkte her çizgide yerini bulmuş. Eserlerini anlamlandırmaya çalıştık. Kadının acılı çığlığını gördük,doğanın eşsiz ren gini ahengini ,onulmaz yaralarımızı ,umudumuzu,baş eğmezliğimizi, isyanımızı gördük. Bir gün umarım resimlerinle beraber seni de ağırlarız yüz çiçek açsın kültür merkezinde. Yüz çiçek açsın kültür merkezi

Güfidan Demir

17.7.2017

Sizi ilk kez bir üniversite öğrencisiyken Niğde cezaevinde utana sıkıla ziyaret etmiştim. Her ziyarette aynı heyecan ve sevgi yumağını yüreğimde taşıyarak geldim. Gülen yüzünüz ve insanı sarıp sarmalayan yoldaşça sevgi dolu bakışlarınızın üzerimdeki etkisinin hala bitmediğini düşünüyorum. Hep ışık yaymaya devam edin.Sizi çok sevdiğimizi unutmayın. Güfidan Demir 05.01.2011

Sercan Güneş

17.7.2017

Sayın Oruçoğlu Çalışmalarınızı ziyaret ettik.Ancak sormak isterim neden bir çok tablonuzda hüzün ve umutsuzluk sinmiş Renkler tablonun arkasından ışık tutunca mutluluk ve canlılık kazanacaklarmış gibi duruyor. Sercan Güneş

Suna Uzuner

17.7.2017

Merhaba Muzaffer bey… Serginizi hayranlıkla izledim. Çok beğendim. Ülkemiz dışında yaşamak zorunda olmanız bizi üzüyor. Sınırları olmayan bir Dünya özlemi içerisinde olan insanlar için bu durum önemli olmamalı. Selamlar. Suna Uzuner

Aysel Korkut

17.7.2017

Yeniden Merhaba. Ketum-geveze; sır küpü-aydınlık ;parça fakat bütün. Resimlerini özleyip geldik. Bin selam. Aysel Korkut

Ali Rıza Kars

17.7.2017

“Atların kardeşliği” yeni biten romanım. “İkizler” isimli tablo atların kardeşliğini çağrıştırdı bana. Ali Rıza Kars

Haluk Tolga İlhan

17.7.2017

Muzaffer abi seninle gurur duyuyoruz. Haluk Tolga İlhan -Müzisyen

Dersimli Muro

17.7.2017

Merhaba güzel insan,iyi yürekli abim… Dersim’de doğan ,büyüyen bir insan olarak senin o mükemmel romanın Tohum’la adeta büyülenmiştim. Seni,mücadeleni yoldaşlarını saygıyla anıyor ve selamlıyorum. Dersim kardeşin, Munzur yoldaşın,Xızır yardımcın olsun.Umut dolu sevgi dolu yolculuğunda başarılar diliyorum. Dersimli Muro

Nedim Moskowa

17.7.2017

Sevgili Muzo; emeğine ,yaratan ilk diline ,ışıklı, ketum, renkli, ağır bilincine ve iç sessizliğine, içselleştiremediğimiz efsunlu bunalımlarına selamlar. Nedim Moskowa 13.09.2016

Ali asker Günel

17.7.2017

Muzo yoldaş, yada “Oruç abi” Tablolarında, senin yaşamın gibi sade, anlaşılır sakin ve sükûnet altında saklı memleketin her manzarasını barındırıyor. Tablolarının çoğunda çok çehre, çok ifade bir sürü çokluk anlatılıyor. Konuşman gibi duru resimlerinde. Tebrik ederim . Kadim arkadaşın Ali asker Günel 09.01.2016

Ayten Akbayram

17.7.2017

Sevgili dost; içindeki çocuğun gözüyle anlattığın eserler içime işledi. Ayten Akbayram 09.01.2016 (Kadıköy-Moda)

Mehmet Kılıç

17.7.2017

Değerli üstadım büyük bir beğeni ile eserlerinizi gözlemledim. Farklı bir cizgi farklı bir düşünce tebrik ediyorum Mehmet Kılıç ( Ressam)

Ayhan Kiraz

17.7.2017

Epeydir böyle nitelikli bir sergiye hasret kalmıştık… Kullanılan tekniğin üstünlüğü yoğunluğunu gösteren ,seyredenin aklını başka boyuta taşıyan ,sıcak-soğuk renk ve uzak-yakın ışığıyla doygunluk veren eserler için teşekkürler. Olağanüstü hayat hikayenizin olgunlaşan meyvelerini tattırdığınız içinde ayrıca teşekkürler. Ayhan Kiraz (Karikatürcü-zon kişot dergisi sahibi)

Muzaffer kurşuncu

17.7.2017

Uzaktaki yakın arkadaş.Yarın eve gidince bir zeytin ağacının altına yatıp mavi Ege göğüne bakıp sizi hatırlayacağım… Muzaffer kurşuncu

Nurhan Han

17.7.2017

Merhaba serginizi çok yaratıcı buldum. Tarzınız picasso’yu andırıyor.Bazı eserlerdeki gizli yüzler çok hoş. Nurhan Han

Nurcan Eğriboz.

17.7.2017

Serginizi çok hoş ve kaliteli buldum.Bende resim yapıyorum ama tarzımız çok farklı. Çankaya kadın ressamlar derneğinden Nurcan Eğriboz.

İ.Işıl .Kandemir

17.7.2017

Keşke tanışıp tebrik edebilme imkanım olabilseydi. Diyecek laf bulamıyorum çok ama çok anlamlı buldum. Bazı resimlerinize bakarken gözyaşlarıma engel olamadım. Tanrı size uzun ve sağlıklı bir ömür versin esenlik içinde yaşayın. İ.Işıl .Kandemir

Aydın Nikbay

17.7.2017

Sayın Oruçoğlu Kars-Susuz ‘dan selamlar. Türk tadında ,soyut ve somutun kesişimi resimlerinize açıkçası bayıldım, başarılarınızın devamını dilerim. Aydın Nikbay

Mert Ünal

17.7.2017

Hiç etkilenmedim .Sadece yüz resimlerine taktir duygularımı iletiyorum. Bana ait bir şey yoktu. “Kendi yerel etkilenmem “ yok. Mert Ünal 09.10.2011

Birsen Kara Küpeli

17.7.2017

Sevgili Muzo Seni seviyorum, ilk görüşte aşık oldum. Sen benim yoldaşımsın sana yoldaş diyebilir miyim Eserler gerçekten harika. Yaratıcılığına bayıldım. Hele hayat hikayen gerçekten çok çetrefilli. Bu kırık bir merdivene benziyor. Nasıl tırmandınız anlamadım. Her babayiğidin harcı değil. Sizinle tanışmayı çok isterim. Birsen Kara Küpeli

Yusuf Coşar

17.7.2017

Sevgili Muzaffer Oruçoğlu İstanbul yüksek Öğretmen okulunda öğrenciyken bir gün bu kadar güzel çalışmalarla karşıma çıkacağın söylenseydi inanmazdım. Matematik öğrenimiyle başlayıp ,o gün ki koşullar nedeniyle uzaklara gidip, resim ve edebiyatta bu kadar güzel eserler üretmiş olman nedeniyle seni en çağdaş düşüncelerimle kutluyorum. Yusuf Coşar Çapa Yüksek Öğretmen Okulu

Yusuf Coşar

17.7.2017

Sevgili Muzaffer Oruçoğlu İstanbul yüksek Öğretmen okulunda öğrenciyken bir gün bu kadar güzel çalışmalarla karşıma çıkacağın söylenseydi inanmazdım. Matematik öğrenimiyle başlayıp ,o gün ki koşullar nedeniyle uzaklara gidip, resim ve edebiyatta bu kadar güzel eserler üretmiş olman nedeniyle seni en çağdaş düşüncelerimle kutluyorum. Yusuf Coşar Çapa Yüksek Öğretmen Okulu

Nurhan Har

17.7.2017

Merhaba serginizi çok yaratıcı buldum ,bana Picasso tablolarını andıran bir tarzınız var. Bazı resimlerinizdeki gizli yüzleriniz çok hoş. İnsan bakıyor ve “Acaba başka ne var ”diyor. Nurhan har

Nurcan Eğriboz

17.7.2017

Serginizi çok hoş ve etkileyici buldum, bende resim yapıyorum ama tarzımız çok farklı. Eminim bu yöntem size ayrı bir haz veriyordur. Nurcan Eğriboz Çankaya Kadın Ressamlar Derneği

Elif Çetin

17.7.2017

Sayın Oruçoğlu sizin kadar çok yönlü bir insan olmak isterdim. Sanatın her alanında çok başarılısınız. Uzun yıllar önce okuduğum “Tohum” adlı eseriniz beni günlerce etkilemişti. Elif Çetin

Nevra Güney

17.7.2017

Sayın Muzaffer Oruçoğlu Benim de aynı tarihler denk gelen (bu binada) kişisel sergim var. Hem sizi tanımak ve hem de eserlerinizi görmek istedim. Kolajlarınızdan gözlerimi ayıramadım. Çok güzel bir kontrast denge kurmuşsunuz. Kullandığınız efektler insanı içine çekiyor. Çok başarılısınız. Tebrik ederim. Allah sağlıklı ,uzun ömür verir de ,daha nice sergilerinizi gezerim inşallah. Saygılarımla. Nevra Güney(Ressam) 2013-İstanbul

Hilmi Sabuncu

17.7.2017

Sevgili Oruçoğlu Madencilerin bu kadar güzel ve sanatsal resmedildiğini görmedim desem yeridir. Sizi tebrik ediyorum. Prof.dr.Hilmi Sabuncu -2013-İstanbul

Nazmi Tuğrul Çutsay

17.7.2017

Sevgili Oruçoğlu Çalışmalarınızda “emek” vurgusu dolaylı ya da doğrudan izleyiciye ulaştırılıyor. Çizdiğiniz gözleri, ölmeden önceki son bakışın tuvale yansıması gibi okumak mümkün. Nazmi Tuğrul Çutsay (Resim öğretmeni)2013-İstanbul

Mustafa Kemal Oyman

17.7.2017

Sanatın “İçine tükürenler” eserlerinizi izlemeli, Aydınlık günlerde buluşmak özlemiyle. Mustafa Kemal Oyman-2013-İstanbul

Ceyda Özdemir

17.7.2017

Her bir resminizde ayrı duygular oluyor. Madencileri izlerken gözlerim doldu. Tebrikler! Ceyda Özdemir-2013-İstanbul

Senem -Zekeriya Ak

17.7.2017

Sayın Muzaffer Oruçoğlu, ilk sanat eserimize sizin sayenizde kavuştuk. ”Bakışlar” ömrümüz boyunca gözümüzün önünde olacak. Sevgi ve saygılarımızla. Senem -Zekeriya Ak -2013-İstanbul

Buse Şahin

17.7.2017

Burası çok güzel bir yer. Burada bütün hayal gücü ve teknik şeyler yapılmış ,burayı sevdim. Buse Şahin (çocuk) 2013-İstanbul

Aysel Alptekin-Belma

17.7.2017

Bu sergiden çok etkilendik. Kolajlar çok çarpıcı olmuş. Bizler ruhen ve bedenen tam bir sanat yağmuruyla ıslandık. Teşekkürler ve sevgiler. Aysel Alptekin-Belma Yeni-2013-İstanbul

Duygu Kuş

17.7.2017

“Zerdüşt” çok güzeldi. Diğer tablolarda titizlikle çalıştığınız açık. Bu güzel görsel şölen için teşekkürler. Duygu Kuş-2013-İstanbul

Emine Güney

17.7.2017

Böyle bir kişilik önünde saygıyla durulur. Emine güney-2013-İstanbul

Bora

17.7.2017

Benim adım Bora ,Murat 121’i çok severim. Bayy! Bora(14 yaşında) 2013-İstanbul

Emre Şahin

17.7.2017

Muzaffer bey, bütün resimleriniz çok havalı. Üçgen motifleriniz çok dikkatimi çekti. Hem de içinde göz var. Yoksa siz Mason musunuz En iyi resminiz uzay. Emre Şahin (12 yaşında) 2013-İstanbul

Mehtap Varoloğlu

17.7.2017

Zorlu yaşamınızın sizi çok başarılı noktalara taşıdığını gördüm. Ne yazık ki toplumuzun sanat ve sanatçıya verdiği değeri de gördüm. Yüreğinize ve elinize sağlık. Sizi tanımak çok güzel. Mehtap Varoloğlu-2013-İstanbul

Atilla Oruçoğlu

17.7.2017

Aslan Muzafferim, Picasso’nun seni tanımaması büyük talihsizlik. Atilla Oruçoğlu-2013-İstanbul

Fuat Oruçoğlu

17.7.2017

İçimizdeki ışığın hayata yansıyan dünyası şimdi burada. Resme her bakan insan onu farklı bir okumaya tabi utar. Hayatı hissetmeye ,keyfini çıkartmaya, evrensel boyutunu ve görselliğini paylaşmaya çalışır. Erginin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür eder, ressam Muzaffer Oruçoğlu’nu bu güzel resimlerden dolayı kutlarım. Fuat Oruçoğlu-2013-İstanbul

Fatma Oruçoğlu

17.7.2017

Sevgili Muzaffer ;tebrik ederim. Resimlerinle sana olan özlemimizi giderdik. Sağlık ve huzur dilerim. Baharda Avrupa ‘da görüşmek umudu ile… Fatma Oruçoğlu-2013-İstanbu

Fahrettin Arda

17.7.2017

Çalışmalarınızı son derece orjinal ve etkileyici buldum. “Özgün olmak” diye ,işte ben buna derim. Not: Ömer Hayyam eserini çok beğendim. Fahrettin Arda(Keman sanatçısı) -2012/Bursa

Şahan Özdemir

17.7.2017

Sevgili Muzaffer abi Bartın’daki şiirlerinizi okuyorum ama ressamlığınızı bilmiyordum. Bu dünyayı bize renkli ve farklı sunduğun için teşekkürler. Şahan Özdemir -2012/Bursa

Semih Eryar

17.7.2017

Değerli üstadım! 68 Kuşağının fikirleri ,içinde eserleriniz daha anlam taşımakta. Geniş bir kültür ,estetik duygu eserlerinize yansımış. Duygularınız açık ve anlamlı. Sizi candan kutlar ,izleyicilerinize saygılarımı sunarım. Sizi anlayanların çokluğu değil feyz alanların çok olması dileğiyle. Semih Eryar-2012/Bursa

Duygu Şat Solmazer

17.7.2017

İçinde çok hüzün barındıran tabloları bile bana her zaman heyecan ve coşku veren Muzaffer Oruçoğlu. Yeniden tablolarını görmek büyük bir zevk. Leman’ın yeri ayrı oldu bu sergide. Duygu Şat Solmazer-2010

Necdet Dizman

17.7.2017

Sevgili dostum resimlerini seyrettim 40 yıl önceki anılar tek tek gözümün önünden geçti. Resimlerin harikulade hele Aborjin kadınların portreleri en çok onlar etkiledi, sonra madenci ailesi.Selam ve sevgiler Necdet Dizman -2010

Cuma Gürsoy

17.7.2017

Sevgili ORUÇOĞLU Ben 78’lilerden Cuma Gürsoy. Ben her zaman üreten, çalışan insanlara saygı duydum. Elinize yüreğinize sağlık, emekleriniz boşa gitmesin çalışmalarınızın devamını dilerim. Sevgi ve saygılarımla Cuma Gürsoy -2014 Ankara-Çankaya

Özge Boğan

17.7.2017

Merhaba Ben ilk “Tohum” kitabınızı okuyarak sizinle tanıştım. Muzaffer Oruçoğlu kimdir “Tohum” bir başlangıç oldu. Muzaffer Oruçoğlu ‘nun siyasi kimliği ,resimleri, heykelleri, kitaplarını tanıdıkça ilgim arttı. Çünkü kendimden bir şeyler gördüm ,kendi yaşamımdan gerçekler vardı eserlerinizde . Bende heykel ,resim yapıyorum ve okulda kendi hocalarım tarafından ağır eleştiriler almıştım. “Sanatla slogan atma”, ”Sanata siyaset karıştırma” demişlerdi. Evet “Sanatla slogan atıyorum” çünkü bunu çok güzel yapan bir hocam var; Muzaffer Oruçoğlu. Siz bana örneksiniz iyi ki varsınız sizden öğreneceğim çok şey var. Özge Boğan -2014 Ankara-Çankaya

Selahaddin Emre

17.7.2017

Sayın Oruçoğlu Resimleriniz beni çok tanımadığım bir dünyaya götürdü. Ezilenlerin, yoksulların, düzene karşı mücadele edip bedel ödeyenlerin duygularını çok güzel yansıtmışsınız. Yaşadığınız dünyanın olumsuzluklarını insan üzerinden gösteriyorsunuz. Bu kadar değerli eseri hiçbir arada görmemiştim. Ayrıca sergide kendiliğinden görev alan arkadaşların içtenliği sergiyi daha değerli kıldı. Hemen yandaki salonda yer alan Bedri Baykam’ın ilginç 3 boyutlu resim sergisi her türlü imkan kullanılarak hazırlanmışsa da bu kadar ziyaretçi toplayamıyor. Orada John F. Kennedy cinayeti konu edilmiş 3 boyutlu resimler, televizyon yayınları, seslendirme, gazete haberleri kullanımmış. Bedri Baykam’ın kitapları da var. Ancak insan sıcaklığı olmadığından pek ilgi çekmiyor. Resimlerini çok beğendim. Sizi kutluyorum ,çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Selahaddin Emre -2014 Ankara-Çankaya

Şerife Kalan

17.7.2017

İnsan ne düşündüğünü ne hissettiğini sormak istiyor. Bir dost sohbetinde bir bardak çay içerken kızmak, şakalaşmak istiyor. Sevgili Muzaffer ‘in resimleri hem merak hem karışıklık duygusu veriyor bana, ama seviyorum. Emeğine yüreğine sağlık. Bu resimlerin bize ulaşmasında emek harcayan tüm dostlara emekleri için teşekkür ediyorum. Sevgili dostum, resimlerinde ayrıca korktuğumu fark ettim. Bu korku insanda yaratmak istediğin farkındalıktan mı, yoksa insan olmanın doğallığından mı bilmiyorum. Kitaplarında kaybolduğumda yolumu bulacağımı biliyorum, ama resimlerinde kaybolduğumda yolum belli değil. Belki resim sanatının mayasındandır bilemiyorum. Yine de hepsi çok güzel. Sevgiyle selamla. Şerife Kalan-2014 Ankara-Çankaya

Nesrin Taner

17.7.2017

Saygıdeğer üstadım Eserlerinizin her biri bir sanat şaheseri olmuş. Bu tarz resimlerden hoşlanmazdım fakat siz bana sevdirdiniz. Kutluyor ve başarılarınızın devamını diliyorum. Saygı ve sevgilerimle … Ellerinize sağlık. Nesrin Taner (Ressam) 2014 Ankara-Çankaya

Eren Şahin

17.7.2017

Sevgili Muzo Öncelikle bu genç, hadsiz ve cüretkar hitabım için kusura bakma. Zaman ve mekanın ötesinde bir çalışkanlığınızın getirdiği içtenlikten başka bir şey değildir bu. Emeğine sonsuz saygılar. Yeryüzünden gelip geçecek olduğunu bilmek sonsuz mutluluktur bizler için. Tohum’da kalman dileğiyle. Eren Şahin 2014 Ankara-Çankaya

İmam Canpolat

17.7.2017

Değerli dost Oruçoğlu ; Bugün büyük emek sonucu yarattığınız resimlerinizin sergisini gezdim. Sergide daha çok Türkiye emek ve sanat alanında direniş simgesi olan isimlerin portrelerini gördük. Sizin gibi her dönem önde olan bir dostun, bir devrimcinin Kürdistan direnişini resmetmenizi bekliyorum. Saygılarımla. İmam Canpolat -2014 Ankara-Çankaya

Yağmur Yıldırım

17.7.2017

Sevgili Muzaffer amca “Gorki’nin çilesi” isimli çalışmanızı görmeyi çok istemiştim. Umarım bir başka sergide bu şansı elde ederim. Yağmur Yıldırım 2014 Ankara-Çankaya

Selahattin Türkeli

17.7.2017

Selamlar Oruçoğlu Yurt dışında olduğunuzu öğrenince bu satırları yazmaya karar verdim .Serginizi gezdim. Sanatınızda Oturmuş bir kimlik buldum. Ancak aklımdan bu resimlerde hep geçmişimi var ,gelecekle ilgili hangi resmi görebilirim dedim. Çalışmalarınızda başarılar. Oralara selam ve sevgiler. Selahattin Türkeli -2014 Ankara-Çankaya

Hamza Canağıl

17.7.2017

Muzaffer gardaş İbo’nun yoldaşı olduğu için seni daha çok sevdik. Bende Çorum’luyum. Yazdığın eserleri okumaktayım. Selam sana ve dost bildiklerine. İbo Yoldaş’a sonsuz teşekkürler. Hamza Canağıl-2014 Ankara-Çankaya

Neva Yürgül

17.7.2017

Güzel bir sergiydi. Buraya annemle beraber geldim.13 Yaşında olmama rağmen resimlerinizdeki anlamı anladım. Teşekkürler… Neva Yürgül-2014 Ankara-Çankaya

İnci Duruba

17.7.2017

Çok etkileyici bir tarzınız var; çocuksu bir bakış var tüm yüzlerde insanın içine işleyen. tebrik ediyor, başarılar diliyorum. İnci Durubal -2014 Ankara-Çankaya

Sevgi Talay

17.7.2017

Değerli sanatçımız Muzaffer Oruçoğlu, yaşam sürecinizi buruk bir duygu ile okudum. Farklı tekniklerle ,büyük bir renk yelpazesinde özenle işlenmiş tuvallerinizi zevkle izledim. Ve serginizden ; sizi tanımaktan ve resimlerinizi izlemekten mutlu olarak ayrılıyorum. İyi ki varsınız. Keşke sizin gibi aydınlara sahip çıkabilseydik. Sevgi ve saygılarımla. Sevgi Talay-2016

Nursel çevik

17.7.2017

Sevgi ressam dost... Resimlerinizde yaşantınızdan izler gördüm. Biraz hüzün , biraz acı... Ama hep dik duruş, varoluş, mücadele... emeğine , fırçana, yüreğine sağlık. Naçizane ben de resim yapıyorum ve diyorum ki; "fırçanız kurumasın"... Nursel çevik-2016

Eda pınar

17.7.2017

Merhaba sayın Oruçoğlu; Günümüz Türkiyesinde politik faaliyet yürüten insanların anlamakta güçlük çektiği bir şey var ; insanın doğada gördüğü her norma sanatsal bir bakış açısıyla bakabilmesi ve sanata yabancılaşamaması... Eserlerde dikkatimi çeken bir şey var ki o da dingin ruh halleri ve madenciler... İbrahimler ‘den bugüne evrilen politik atmosferi düşünürsek geldiğimiz nokta içler acısı olsa da, sizin bu eserlerle ufak da olsa soru işaretleri yaratmanız güzel ve anlamlı. Emeğinize sağlık. Kucak dolusu sevgiler. Eda pınar-2012 Ege üniversitesi psikoloji öğrencisi/Halkın günlüğü okuru

Zeliha Koçoğlu

17.7.2017

Sizlerle tanışmak ve sizi burada ağırlamak benim için çok keyifliydi... Umarım şu kısacık hayatta özgürlüğünüze kavuşursunuz ve sizi Türkiyede görebiliriz. Ayhan bey size de çok teşekkürler. Zeliha Koçoğlu-2013

Nezahat işler-

17.7.2017

Sayın Oruçoğlu; Resimlerinizin sergilendiği galeride çalışıyorum. Benim resim anlayışım manzara resimleriydi ama sizin resimlerinizden çok etkilendim. Her gün tek tek inceledim çok şey gördüm kendimce. Size saygı ve sevgilerimi gönderiyorum. Dilerim bir gün kitaplarınızı da okurum. Mutlu ve huzurlu olmanız dileğiyle. Nezahat işler-2013

Fatma gök

17.7.2017

Yer yüzünü dölleyecek ilk ateş, suya toprağa düşmezden evvel göğe düştüğünden her bahar tazelenir tohumdan aşkla yürüyen can suyu. O gün bugün! Güneşe kurdum salıncağımı, bekliyorum. (Turnalarını özler gökyüzü !) 18.Mart.2013 Fatma gök(DERSİM)

Cemal Açık

17.7.2017

Sayın Muzaffer Oruçoğlu Çalışmalarınızı inceledim hepsi çok güzel ,ellerinize yüreğinize sağlık. Her biri emekle işlenmiş güzel tablolar. İmkan olsa da birine sahip olabilse insan. Bilhassa "Lesbos" eseri çok güzel. Sizi kutluyorum, saygılarımla. Cemal Açık-2013 (Taş resim sanatçısı ) Www.tasresimler.com

Tuğrul Tabakoğlu

17.7.2017

Sayın Oruçoğlu Çalışmalarınızdan etkilendim, yaşanmışlıkları ve yaşatılmışlıkları dile getirmişsiniz tebrik ederim. Eserlerinizi bizimle paylaştığınız içinde ayrıca teşekkür ederim. Bundan sonraki yaşamınızda sağlık ve mutluluklar dilerim. Tuğrul Tabakoğlu-2013 tugrul_tabakoglu@hotmail.com (Emekli milli eğitim müdürü) Ressam

Şermin Aydın Çiftçi

28.6.2017

Grizu kitabı dört ciltten oluşuyor. İlk iki cildini okudum. Osmanlının son dönemlerinde Zonguldak madenlerinde yaşananları çarpıcı bir üslupla anlatıyor. Yoksul köylülerin madenlerde nasıl insanlık dışı şartlarda çalıştırıldıklarını, yaşamlarının ve emeklerinin nasıl çalındığını gözler önüne seriyor. Madende çalışmak askerlik görevi gibi bir zorunluluk. Muhtar listeye yazmışsa, ordan kurtulmanın hiçbir yolu yok. Karın tokluğuna bile yetmeyen ücretler karşılığında çalıştırılıyor insanlar. En basit tepkilerinde yevmiyeleri kesiliyor. İşkence görüyorlar. Dokuz yaşındaki çocuklar, ağır küfelerin altında eziliyor. Bu emekçiler çalışma koşullarının ağırlığı altında, yirmili yaşların sonunda her bakımdan çökmüş oluyorlar. Çocuk kahraman Neşat, yeraltında korkular yaşıyor. Cinlerin olduğuna inanıyor. Ağlıyor. Başka bir çocuğun ona verdiği teselli sözleri yüreğimi parçaladı. " Ağlama , ağlarsan korkarım. Ben korkarsam sen de korkarsın. Kuvvetimiz azalır. Gözlerimiz karanlıkta yalnız kalır."😞😞 Şunu anladım ki, insanoğlunun her alanda yaşadığı konforun bedelini başka insanlar ağır bedellerle ödüyor. Ve bu bedeli ödeyenler bir azınlığın doymak bilmez hırsları için hayatını veriyor. Lidyalılara da küfür ettim. Parayı buldukları için. Muzaffer Oruçoğlunun her eserinde farklı bir kalite egemen. Çok beğendim bu eserini de. Yüreğine sağlık. Aydınlığınız hiç bitmesin. İyi ki varsınız.

Bahoz Şavata

19.6.2017

Sevgili Muzaffer Yazmakla bitiremezsin her an yüreğine fırtına eken kafanı... Seni yakından tanımak ne kadarda rahattı. Oysa ne kadar da anlaşılmaz esiyormuşsun...

Aykan Sever

3.6.2017

Mengene-Belge yayınları Bugünlerde Muzaffer Oruçoğlu’nun “Mengene” adlı kitabını okudum. Kitabı, Oruçoğlu 1979’da arkadaşı Süleyman Cihan’ın önerisiyle, insanlara sorgulamada nasıl dayanacaklarını anlatmak için yazmış. Kitap 12 Eylülden iki ay önce yayınlanmış. İlgiyle karşılanmış. Bana Belge Yayınları’ndan geçen yıl çıkan genişletilmiş baskısını yenile okumak nasip oldu. Karşımızdaki kitap her şeyden önce elbette bize “düşman”ı anlatıyor, devletin bitmeyen zulmünü. Bu yüzden okurken tiksintiden, utancınızdan satırları atlamaksızın zorlanabilirsiniz. Ve tabii “biz”i de anlatıyor. Oruçoğlu’nun kitabı sıradan bir sorgu anlatısı değil. Anlatım hem edebi hem de felsefi açıdan güçlü. İşin doğrusu niye bu kitabı şimdiye kadar okumamışım diye kendi kendime hayıflandım, kitap bitince….

Devrim Kara

11.5.2017

22 Nisan Bir delinin sergi günlüğü (1) Sabah ,uyanamayıp koli taşımamıza yardım etmeye gelemez diye akşamdan şarapla kandırıp evimde misafir ettiğim genç yeğenim Alihan Emre Şimşiri uyandırıyorum. 19 yaşında olduğundan olsa gerek ,geç uyumasına rağmen antilop gibi fırlıyor yataktan. Halkın deyimiyle "Muzo" yani ,Muzaffer Oruçoğlu ağabey adına açacağımız kütüphane için Balıkesirden kamyonetle gelen kitap kolilerini ve rafları kütüphanenin bulunduğu dernek binasına indiriyoruz. Arada kolileri tırnaklayıp kartonları yırtarak içlerine bakıyorum. Doğan avcıoğlu,Aziz nesin,Gorki... Kitap kolilerini açıp kitapları incelemek için kudurduğunu fark eden kütüphane projesinin katalizörü Öztürk Polat halime gülüp "sakin ol" diyor. Bu iş bitince Muzonun ablası Nadoş anayı almak için Boğazköye gidiyoruz. Onu yolumuz üzerinde Çorluda oturan oğlunun evine bırakacağız. Nadoş ananın keteleriyle kahvaltı yaparken terekemelere has takılmalar,şakalar,fıkralar, espriler sofrayı neşelendiriyor. Bize Muzonun askerleri diyen Nadoş ananın güler yüzü,sadeliği,sevimliligi hoşumuza gidiyor. Değirmenköyden geçerken köy meydanına 10 metrelik bir İbo heykeli dikmeyi hayal ediyorum. Istanbuldan izmire Muzaffer Orucoglu IInun "metaforlar"sergisi için tablo götürüyoruz. Arabayı Zekeriya Orucoglu kullanıyor. Ona kısaca "zeki emmi" diyorum. Dev göbekli,sevimli,komik,doğal,sıcak bir adam.Aracı yeni ,şoförlüğü enfes; vites değiştirdiğini bile anlayamıyoruz. Feci sağlamcı,yol boyunca yüz km hızla gidiyor. Aramızda belki 25 yaş var ama benimle adeta mahalleden bir arkadaş gibi samimi konuşuyor.Bu durum aileye has bir özellik, kendi ailemde böyle bir şey olmadığından bu tavır hoşuma gidiyor. Zeki emminin tek kusuru yol boyunca ısrarla Azeri türküleri dinlemesi:) İhtiyar kurt Ayhan Oruçoğlu yorgun,bu yüzden yer yer uyuyor, ama arada ilgisini ceken bir konu olunca uyanıp Zeki emmi ve bana laf atıp geri yatıyor. Bir süre sonra Jandarma çevirmesine takılıyoruz. Jandarma komutanının yanındaki bol kamuflajlı minyon askerlerin vaziyetine gülüyorum. (Koca TSK bir asırdır kamuflaj bedenlerini ayarlayamıyor) Pata küte ,lanlı lunlu konuşan komutanı uslubundan dolayı uyarıyorum. Komutan,karizmayı çizdirmemek için beni duymamazlıktan geliyor ama diline ayar verdiği de dikkatimden kaçmıyor. Komutan, tabloların çizerini merak ediyor,söylüyoruz. Cep telefonunu çıkarıp Wikipediaya sığınıyor. "Hmmm 68li ,TKP/ML kurucularından ama 68 kuşağı bitti " diyor. "Olsun yenileri yolda" diye cevap veriyorum. Benim sivri tavırlarımı iplemeyen komutan Ayhan ve Zeki ağabeylerle sıcak bir sohbete başlıyor. Sohbet koyulaştıkça komutan yumuşuyor. "Vay be ne adamlarmış şu 68liler, hem ressam hemde yazar,zıt fikirler de lazım ülkeye, memleket çok değişti" (Akpden şikayet ediyor) hattında yorumlar yapmaya başlıyor. Gbt taraması ve kimlik kontrolü sonrası Ayhan ağabey komutana "Tohum" ile "Gül,demir ,çığlık" romanlarını hediye ediyor. Yola devam ediyoruz. Gece Balıkesirde bir dostun evinde kalıyoruz. Ayhan ağabey bize melemen ,salata ve kahve yapıyor. Kaldığımız evin penceresinden ağaç dolu enfes bir tepe gözüküyor. "Tam ateş yakmalık ,gece kalmalık " bir yer diyorum kendi kendime. Ertesi gün Muzaffer ağabey ,Londra sergisi için bulunduğu İngiltereden mail atıp İzmir sergisi için emeği geçenlere teşekkür ediyor. Sergi için başka emeği geçenler varsa listeye eklememizi de öneriyor. Liste uzadığı için Ayhan ağabey ve ben listeden ismimizi siliyoruz. Bahsi geçen mesajı okuyan (Ben paylaştım) Akın Koçulu ağabey beni arıyor. "Devrim ben küsmüşem" "Hayırdır ağabey niye "Ulan o kadar iş yapıyoruz teşekkür eden yok". Derdi makara,gülüyoruz. Sonunda serginin düzenleneceği salona geliyoruz. Resimleri asıyoruz,ama açılışta şarap olmaması beni "derinden" sarsıyor. Buna rağmen komünist önder Süleyman cihanın kardeşi Avukat Ahmet Cihan ağabey bizi yemeğe davet edince moralim yerine geliyor. Hem bilge insanlarla konuş,hem yemek ye ,hem hesap ödeme... insan başka ne ister ki :) Yemeğe davet edilenler arasında uzun süre hapis yatmış sempatik ve şık Dersimli centilmen Berfo Koloğlu ağabeyle ,sergi açılış konuşmasını yapan T24 sitesi yazarı Murat Özden (Bjeduğ) ağabey de var. Murat ağabey yolda bana ;kanser nedeniyle midesinin alındığını,kendisine kendi kalın bağırsağından mide yapıldığını , yemek yese dahi doyma hissi yaşamadığını,eşinin Mersinden İzmire gitmesini istemediğini özür dile Muzo anlar dediğini , buna rağmen Muzaffer Oruçoğlunu çok sevdiğini ,Muzo "gitme "dese bile izmire yine geleceğini söyledi. Bu kibar,fedakar, iyi ve bilge insanın gözlerine bakınca Ulaşın,Ali haydarın,Erdal Erenin,Atilla Ermutlunun,Zehra Kulaksızın gözündeki ışıltının aynısını gördüm. Yemek ve sohbet uzayınca sergiye geç dönüyoruz, davet edildiĞi halde yemeğe bizi yollayıp kendi gelemeyen Ayhan ağabey haklı olarak kızıyor. Durumu kamufle etmek için, sağa sola saldırıp "çok çalışma " numarası yapıyorum. Kültür merkezinin resim listesindeki numaralarla ,resimlerin üzerindeki numaralar karışmış. Bu karışıklığı açılıştan hemen 5 dakika önce düzeltiyoruz.

Cafer Demirtaş

20.3.2017

Gölgelerin ve ters yüz edilmiş bir dilin efsunlu taşlarıyla örülmüş bir kentin mavera sokaklarını bilincinin ışıklı asasıyla dolaşan bir derviş...Geleneğin ipini koparan bir deli tay...Muzaffer Oruçoğlu... Derin saygı ve muhabbetle...

Devrim Kara

19.3.2017

MÜZİK,TİYATRO ve EDEBİYATIN HARMANLANDIĞI GÜZEL BİR GECE… Müzisyen, yazar, ressam Kemal Dinçin yazıp yönettiği, muhalif sanatçı Barış atayın oynadığı müzikal tiyatro oyunu ;"Anadolunun yüzleri ‘nin ilk gösterimi 18 Mart Akşamı Caddebostan kültür merkezinde yapıldı. Kalender tabiatlı Kemal dinç ve muhteşem piyanist Antonısin ezgileri eşliğinde Barış atayın kuvvetli oyunculuğunu izlemek güzeldi. Aydınların üniversitelerden kovulduğu ,arabesk şarkıcı Nihat doğan’a televizyonda siyasi yorum yaptırıldığı böylesi bir gericilik döneminde Anadolunun onurlu,bilge ve aydınlık yüzlerinin halkla ,sanat aracılığı ile buluşturulması bence çok değerliydi. Değere değer kattık. Ressam Haydar özayın Caddebostan kültür merkezinde sergilenen "Gezi resmi" isimli dev eserin (5 metreye 10 metre) yanında ressam,heykeltraş,şair ve 68 kuşağı devrimci önderlerinden Muzaffer Oruçoğlu’nun kitaplarını tanıtıp,sattık. Standımızda Avusturalya’da yaşayan şair Mehmet sarı’nın 4 şiir kitabı da vardı,şiire ve romana olan ilgi hoşuma gitti. Darısı felsefe,tarih ve bilim kitaplarının başına diyerek sırtımızda kitap dolu çantalarımızı vurup vapura bindik Sanat dolu bir gece, boğazın köpüklü suları, İstanbul’un muhteşem ışıkları ve yanımızdan geçip giden güzel kadınlar geleceğe olan umudumu canlandırdı. Baba ishak,Bedrettin,köroğlu,mustafa suphi,Mahsun korkmaz,İbo,Erdal Eren,Turan Dursun ve niceleri... Anadolunun aydınlık yüzlerini karanlıkta,başımızın üzerinde sessizce uçuşan ak martılara benzettim.

Taner Çelik

16.3.2017

Değerli yoldaşım , Muzaffer Oruçoğlu doğum günün kutlu olsun nice esenlik dolu yıllar diliyorum... Sanatsal etkinlikler ve katkıların için, zaman zaman güncel siyasi tespitlerinle çevrene yaydığın ışık için saygılar sevgiler selamlar, çok yaşa yoldaş...!

Mustafa Sarısülük

9.3.2017

Kıymetli bir çalışma olmuş.

Zafer Yılmaz

8.3.2017

Sinan bey, birincisi: Oral Çalışlar üzerinden M. Oruçoğlu eleştirisi yapmanızı yadırgadım. İkincisi: Bir yazın faliyetini ısrarla "ticaret"e endeklemenizi de yadırgadım. Üstelik bu "ticaret" meselesi ile M. Oruçoğlunun arasında hiçbir bağın olmadığını dünya alem bilir. Sizin bunu bilmemeniz çok şaşırtıcı. Üçüncüsü: Maddi gerçekliği ve ona paralel olarak insanın zaman içinde yaşadığı düşünsel evrimi "dürüstlük" gibi ahlaki bir kavramla izahınızı da anlayamadım. Nasreddin Hocanın sazı eline alıp,"Ahaa... sesi yakaladım" diyerek aynı perye sabitlenip kalması meselesini bilirsiniz. Untmayalım lütfen. Bu bir fıkradır... Sanırım, "Komün Devleti" kitabında izah edilen fikirleri okuma fırsatınız olmadı mesela. Dördüncüsü: Haksız bir eleştiriye yanıt vermeyi "Mürid desteği" olarak anmanız yakışıksız olmuş. Neyse... Daha fazla uzatmıyalım bence de.

Erdinc Guleryuz

8.3.2017

Gayet sunturlu ama ‘ironik’ bir dilmiş.Biz ‘mürit ‘ bey efendi de müthiş bir şekilde 50 yıllık değişimin içerisinde geziniyormuşta biz göremiyormuşuz. Muzaffer Oruçoğlu külliyatında hafif bir gezinti yapanın ilk gözüne batacağı şey Oral Çalışlar ve AKP’ye yakınlıkla ilgili bulunacak hiçbir şeyin olmadığıdır... Bu milliyetçi bezirgan ittifak AKP MHP ve esas teorisyeni benim diğen Doğu Perinçek ittifakı değilmi Söyletmek zorunda bırakıyorlar.. Oruçoğlu’nun Tohum dışındaki romanlarını niye görmezlikten gelirsiniz... 4 ciltlik muhteşem Grizu’lar,Newroz,Brunswick Delileri,Karyaditler vs neden yetim muamelesi görürler. Peki denemelerine ne demeli kalemini karanlığın böğründe gezindiren afallatıcı denemeler.. Peki onca heykel ve resimlerine ne diyeceğiz. Açtığı 60’ın üzerindeki sergiler... 14 yıllık mahpus 30 yıllık sürgün hayatına dil uzatanların ne tür bir yaşamları var Ayrıca bu da bizi ilgilendirmez... Göz önündeki şu değilmi Oruçoğlu’nun siyasal geçmişini görenler onun devasa boyutlara varan sanatsal külliyatını görmezden geldikleridir. Artık onu da beceremiyorlar..Bu derinlikli eserler karanlığın böğründen birer birer filize durdular.. O çoktan bizim Picaso’muz,John Berger’imiz oldu.

Murat Özden

6.3.2017

Kazıdıkça bir öncekinden daha kıymetli elmaslar, yakutlar, pırlantalar çıkan devasa bir define adeta Muzaffer Oruçoğlu. On yıllardaır ileri miyop politik gözlerin göremediği bu sessiz ama üreten Muzaffer Oruçuğlu nun siyasi geçmişi hep öne çıkartıldı.Oradan değerlendirildi.Ürettikleri kayda değer olmayan cüziyat muamelesi gördü. Cüziyat, külliyata evrildi, külliyattan da şimdi uygun terim bulamadım, daha da nitelikli ve büyüyen, çoğalan bir eserler galerisi haline geldi, devam da ediyor.Türkiye de neresinden baksak otuz yıl sonra önemi idrak edilmeye başlandı.Yani otuz yıl ileride gidiyor Muzaffer Oruçoğlu.Tohum, Grizu, Dersim romanları İstanbul entelejiyensiya dükalığının ilgi alanına girmiyor ama Yüzyıllık Yalnızlık, ayarındadır. Bana göre G.Garcia Marquez, Carlos Fuentes ile aynı kırattadır.Selamlıyorum bu sabırlı, sitem bile etmeyecek kadar soylu kişilikli Muzaffer Oruçoğlu nu...

Şerife Kalan

6.3.2017

2014 M.Oruçoğlu Işıltılarsergisi Çankaya sergi ajandası günlüğünden İnsan ne düşündüğünü ne hissettiğini sormak istiyor. Bir dost sohbetinde bir bardak çay içerken kızmak, şakalaşmak istiyor. Sevgili Muzaffer ‘in resimleri hem merak hem karışıklık duygusu veriyor bana, ama seviyorum. Emeğine yüreğine sağlık. Bu resimlerin bize ulaşmasında emek harcayan tüm dostlara emekleri için teşekkür ediyorum. Sevgili dostum, resimlerinde ayrıca korktuğumu fark ettim. Bu korku insanda yaratmak istediğin farkındalıktan mı, yoksa insan olmanın doğallığından mı bilmiyorum. Kitaplarında kaybolduğumda yolumu bulacağımı biliyorum, ama resimlerinde kaybolduğumda yolum belli değil. Belki resim sanatının mayasındandır bilemiyorum. Yine de hepsi çok güzel. Sevgiyle selamla. Şerife Kalan-2014 Ankara-Çankaya

Semih Eryar

6.3.2017

2012 M.Oruçoğlu Işıltılarsergisi Nülüfer /Bursa sergi ajandası günlüğünden Değerli üstadım! 68 Kuşağının fikirleri ,içinde eserleriniz daha anlam taşımakta. Geniş bir kültür ,estetik duygu eserlerinize yansımış. Duygularınız açık ve anlamlı. Sizi candan kutlar ,izleyicilerinize saygılarımı sunarım. Sizi anlayanların çokluğu değil feyz alanların çok olması dileğiyle. Semih Eryar-2012/Bursa

Fahrettin Arda

6.3.2017

2012 M.Oruçoğlu Işıltılarsergisi Nülüfer /Bursa sergi ajandası günlüğünden Çalışmalarınızı son derece orjinal ve etkileyici buldum. “Özgün olmak” diye ,işte ben buna derim. Not: Ömer Hayyam eserini çok beğendim. Fahrettin Arda(Keman sanatçısı) -2012/Bursa

Duygu Kuş

6.3.2017

2013 M.Oruçoğlu Antagonizmasergisi İstanbul sergi ajandası günlüğünden 1-Bu sergiden çok etkilendik. Kolajlar çok çarpıcı olmuş. Bizler ruhen ve bedenen tam bir sanat yağmuruyla ıslandık. Teşekkürler ve sevgiler. Aysel Alptekin-Belma Yeni-2013-İstanbul 2-“Zerdüşt” çok güzeldi. Diğer tablolarda titizlikle çalıştığınız açık. Bu güzel görsel şölen için teşekkürler. Duygu Kuş-2013-İstanbul

Senem -Zekeriya Ak

6.3.2017

2013 M.Oruçoğlu Işıltılar Sanrılarsergisi İstanbul sergi ajandası günlüğünden 1-Sayın Muzaffer Oruçoğlu Benim de aynı tarihler denk gelen (bu binada) kişisel sergim var. Hem sizi tanımak ve hem de eserlerinizi görmek istedim. Kolajlarınızdan gözlerimi ayıramadım. Çok güzel bir kontrast denge kurmuşsunuz. Kullandığınız efektler insanı içine çekiyor. Çok başarılısınız. Tebrik ederim. Allah sağlıklı ,uzun ömür verir de ,daha nice sergilerinizi gezerim inşallah. Saygılarımla. Nevra Güney(Ressam) 2013-İstanbul 2-Her bir resminizde ayrı duygular oluyor. Madencileri izlerken gözlerim doldu. Tebrikler! Ceyda Özdemir-2013-İstanbul 3-Sayın Muzaffer Oruçoğlu, ilk sanat eserimize sizin sayenizde kavuştuk. ”Bakışlar” ömrümüz boyunca gözümüzün önünde olacak. Sevgi ve saygılarımızla. Senem -Zekeriya Ak -2013-İstanbul

Serkeftın,Songül..

6.3.2017

2015M.Oruçoğlu Işıltılar sergisi Amedartgallery Amed sergi ajandası günlüğünden Sevgili Oruçoğlu Serginizi gezdik,Çalışmalarınızı çok başarılı bulduk. Sizide bir gün özgür vatanımızda aramızda görmek dileğiyle... Serkeftın,Songül..

Pardi Pulur

5.3.2017

Arabı madendê emperyalist yağmayı ocağında tanıdık..Siyah kömür, petrol terleyen can terleten kenê yani kelepir Arabın çölünde zenci beyaz dişlerinde Afrika...Tualdedir.

Feyzi Biçer

5.3.2017

Her ne kadar yaşım gereği bazı şeyleri yapamadığını soylesede genede hayattaN kopmadigini sonuçta itiraf ediyor. Gölelinin Dersim üzerine yazdığı kitabında zevkle okudum selâm. Olsun yazara

Kemal Keles

4.3.2017

Değerli dostlar,Muzaffer orucoglunu tanıyan ,bilen Sinan Avşar gibileri olduğu gibi,her yıl olmasa da bir iki yılda ,gelmesini bekleyen Dostlari ve yoldaslarida vardır. Biz aynı gözle bakmadigimiz için,geliş gidişleri farklı degerlendiriyoruz. 13 mayisda kendisini Nancy Alevi kültür merkezinde misafir edeceğiz. Panel duzenleyecegiz. Kendisini ve beraberindeki konuşmacı dostlarimizla beraber bekliyoruz.

Çiğdem Koç

4.3.2017

Benim de gelesim geldi ...Ayrıca boşverin,Muzaffer Oruçoğlu,Muzaffer Oruçoğludur...Ona söz söyleyen ,bu hayata ne vermiş ona bakmak lazım...Zafer Yılmaz,canım çok gelmek istedi benim ....

Haydar Demirci

27.2.2017

Davuttan sonra Şükrü sahnede. Onun da geleceği parlak değil

Devrim Kara

27.2.2017

"Bu köyün erkekleri hep davar ne varsa bende var" diyerek ortalıkta gezen deli Davutun bu sözü yavaş yavaş özdeyiş olacak gibi.

Haydar Demirci

27.2.2017

Kızıl yüreğine, Kızıl yüreklere selam olsun, Muzaffer ağabeyim. Bazı makalelerin, bir kitap kadar çok şey anlatıyor. Bu nedenle sormadan paylaşıyorum. Ne tesadüf ki, dün gece okuduğum grizu 2 de, Hurşitin ölümüne üzülmüştüm, oğlu Hızıra daha çok üzüdüm,ama, çocuk ölümleri farklı bir acıdır. Misak da sonuçta bir çocuktur. Çocukluğunu yaşamadığı için.

Devrim Kara

27.2.2017

Picasso Afrika maskelerinden etkilenmiş.Muzaffer ağabeyde gizlemiyor Picasso sevgisini. Yerli Picasso diyoruz biz zaten aramızda ona. Bu eserde de hissettim picasso havasını

Demir Küçükaydin

25.2.2017

Nice yıllara sevgili Muzaffer Orucoğlu .

Muzaffer Oruçoğlu

22.2.2017

Doğum günümü kutlayan tüm arkadaşları sevgiyle kucaklıyor, uzun, aydınlık ve güleç ömürler diliyorum. Tüm arkadaşları yeniden sevgiyle kucaklıyor, öneri ve dileklerini zihnimin bir sayfasına yazıyorum.

Reşat Kavak

22.2.2017

Selam Değerli Yoldaş Doğum gununuz için ıkı gundur ne soyleyebıleceğimi dusunuyorum.Bugun Ayhanla konustum bana benı köm tablonuzla nasıl kandırdığını bır yıl once söz vermesıne rağmen sıze ılettiğim reproduksıyonu getırdiğini. falan anlat dedi..Oncelıkle bu geleneğin en eskı ve yaslısı olduğumu "TOHUM" un benım ve ulke uzerındekı etkısını ve ozellıklede son soyleşi kıtabınızdakı(Ibrahımle yaptığınız)lenınıst devlet tezlerınızıde heyecanla karşılamış olduğumuda size iletmek ıstedım.Esas olarak ta ortalama butun kıtaplarını okuduğum geleneğin ıbrahım sonrasında onemlı olcude yolumuzu aydınlatan değerli bır önder olduğunuzu butun saygımla belırtmek istiyorum...bu içtenliğim ve sevgımle doğum gununuzu kutluyorum

Leyla Dilan

21.2.2017

Ben hep gecikmeli kutluyorum nedense.. Hepimizden sağlıklı olduğun kesin.. nice nice yıllara Muzo..

Özgül Mollaibrahimoğlu

21.2.2017

"Ormanlarınki kadar uzun olabilir ömrümüz.Yeter ki bırakmayalım , yaşanmamış günlerimiz yok olmasın çocukların avuçlarıyla birlikte , boşluğun karanlığına çıkmasın negatif resimcikler , yeter ki ekmek ve hürriyet yolunda dövüşebilmek için yaşayabilelim ." N.H Nice yaşanacak yıllar diliyorum ...sevgiyle kalın...

Serpil Kurt

21.2.2017

Toplumun sizin gibi bir deyere iihtiyaci var iyiki varsiniz iyiki dogmussunuz hocam sevgiler saygilr.

Mahmut Uzun

21.2.2017

Desene bir yaş daha yaşlandın Sevgili Muzo. Öpüldün.

Minerva İlione

21.2.2017

SAYIN Muzaffer Oruçoğlu; dünyaya gelmek değil mesele , siz dünyaya gelip kendinizi yeniden varedip yeniden doğurmuşsunuz ve insanlığa katkılar sunmaya devam ediyorsunuz. ..iyi ki doğmuşsunuz ve iyi ki varsınız insanlık için. .selamlar , sevgiler

Selçuk Kemal İsmailoğlu

21.2.2017

Değerli öğretmenim doğum gününüzü en içten dileklerimle kutlarım.

Cafer Yıldız

21.2.2017

Doğum günün kutlu olsun değerli dost

Nurcan Yildirim

21.2.2017

Varlığın, dostluğun, yoldaşlığın çok güzel bir duygu.. Daha Uzuuunca yıllara..!

Recep Maraşlı

21.2.2017

Nice uzun, sağlıklı, esen yıllar diliyorum.

Melek Elgin

21.2.2017

Seni tanımak onur vericibseni bilmek var olmak mutlu kılıyor iyiki doğdun iyiki varsın sağlıklı yaşın olsun saygılarla

Cemal Akkoyun

21.2.2017

Hocam rojbunate pirozbe gelek roji ğeş bivini doğum günün kutlu mutlu olsun nice mutlu yıllara

Bülent Oruçoğlu

21.2.2017

Amca Doğum günün kutlu olsun nice senelere sağlıklı yaşam dilerim elerinden öpüyorum

Firuze Erbi

21.2.2017

Iyi ki doģdun gùzel insan.

Oruc Orucoglu

21.2.2017

Amca doğum günün kutlu olsun ömrün uzun ve sağlıklı olsun

Zeki Kapukay

21.2.2017

Aydınlıklı yaşlara üstat

Zeki Irmak

21.2.2017

Bilincin ve ömrün güzel olsun hep;sevgili muzaffer ağabeyim.. turna avazı gibi yayılsın derinlere vefalı eskimeyen yüreğin.

Sunaa Aras

21.2.2017

Sağlıklı, güzel, huzurlu günler dileğiyle.

Devrim Kara

21.2.2017

Doğum günün kutlu olsun sevgili Muzaffer ağabey. Duvarına doğum günü mesajı yazacaktım ama o her zamanki bilge mütevaziliğinle duvarını kapatmışsın doğum günü mesajlarına. Iyi ki doğa ve koşulların kör tesadüfleri senin gibi derviş ruhlu bir insanı var etmiş. Senden çok şey ögrendim hala da ögreniyorum. sevgiler .ömrün uzun olsun. bir asır yaşa ve aklının aydınlığını adeta bir deniz feneri gibi dört bir yana yay.

Akın Koçulu

21.2.2017

Sevgili dayıcığım .Doğum günün kutlu ömrün uzun olsun.Senin gibi bir insanın yeğeni olmak benim için hep gurur verici bir şey oldu,zihninin ışığıyla yanlız beni değil;elinin ,sözünün,fikrinin ulaştığı bir çok insanı aydınlattın.Senden sonra da eserlerin aydınlatmaya devam edecek.Şair ne demiş ki;insan bir kez sevmeye görsün,dokunmak sadece minik bir ayrıntıdır.1250 km uzaktasın ama aslında bilinç dünyamda burnumun dibindesin.İnsan sevilmekten çok anlaşılmak ister ,sen bizi hem anladın ,hem anlattın,hem de ruhumuza ayna tuttun.Nice senelere sevgi ve muhabbetle.

Sevda Kuran

21.2.2017

İyi olmuş, gitsin böyle, sağlık ve sevgi içinde....

Nevin Koçoğlu

21.2.2017

Nice yıllara hocam, eylem vs derken geç kaldım

Enver Savaşan

21.2.2017

68 kuşağının ele avuca sığmaz önderlerinden Yaşamını üretim üzerine kurgulayan Yazdığı esrerler kullandığı dil Edebiyatin günümuzde en önde gidenlerden biri olan Sanatın insan ve toplum üzerinde etkilerini cok iyi analiz eden araştırmacı,yazar,ressam,şair,heykel traş BILGE insan Muzafer abi iyiki doğdun iyiki yaşadın ve ürettin Nice sağlık ve bol üretimli yıllar dilerim..

Feslegen Kokar

21.2.2017

Elleri Nice olsun yıllarınız☘️

Erdal Yıldırım

21.2.2017

Sevgili Muzaffer Oruçoğlu yoldaş, Sen Önder İbrahimin en yakın yoldaşı, bizim de keyifle, gururla, beğenerek yazılarını, romanlarını okuduğumuz edebiyat adamı, resim ve heykellerine baktığımız, sanatsal bilgi, birikim, yetenekleri öne çıkmış, zaman zaman da siyasal konularda mesaj ve yorumlarını okuduğumuz, bizden binlerce kilometre uzaklarda olan çok değerli bir yoldaşımızsın... Muzaffer yoldaş doğum günün kutlu olsun.. Sevdiklerinle ve seni sevenlerle bundan sonraki yaşamında sağlıklı, mutlu, bol üretimli seneler geçirmeni, vatan hasretinin en mümkün ve kısa sürede sona ermesi umuduyla, yoldaşça selam ve saygılarımı iletiyorum.

Raci Helvali

21.2.2017

Daha nice yaşlara muzaffer abi, yıllarına edebiyat eklendi.

Ekrem Orucoglu

21.2.2017

Gününü tam bilmesekte , Sağlıklı Huzurlu Mutlu nice yaşlar diliyorum.

Patricia Lumamba

21.2.2017

Muzaffer abi, doğum günün görülecek güzel günlerin muştucusu olsun

Zeynel Demir

21.2.2017

Nice güzel yillar göresin, ihtiyar delikanki.

Zeki Boztaş.

21.2.2017

Mutlu yıllar sevgili değerli önderlik. Ömrünüz su gibi berrak ve uzun olsun. Hep sağlıklı ve mutlu olmanız temenisi ile sonsuz saygı sevgi ve selamlarımı sunuyorum güzel insan. Güzelliklerle kalınız lütfen.

Emrah Cilasun

21.2.2017

Aaaa! Yahu dün Facebooka girmedim. Şimdi doğum günün olduğunu öğrenmiş bulunuyorum, sevgili şefim. Ömrün, sağlıklı ve bol zihin açıklığı ile dolu olsun. Nice nice yıllara...

Rehşan Gök

21.2.2017

İyi ki doğdun bize örnek oldunuz sağlık lı mutlu iyi seneler diliyorum

Yener Tuna

21.2.2017

Muzaffer abim atlamışım doğum gününü iyiki doğmuşsun iyiki varsın ve iyiki sana yoldaş olmuşum elimde İBRAHİMLE yaptığın söyleşiyi okuyor ve öğrenmeye devam ediyorum sevgi ve saygılarımı yolluyorum.

Adil Boyoğlu

21.2.2017

Önder Yoldaş, Sen geleneģimizin ilk öncüleri içinde İbrahimden bize kalan yadigârsın. Adını hep bu duygu ve düşünceler içinde anıyorum. Ayrıca sanat ve edebiyattaki üretkenliģinle, teorik ve günlük siyasetteki derinlestirici ve yol gösterici yazılarını dikkat ve ilgiyle takip etmeye çalışıyorum. Yaşamının sınırı daha nice yıllara uzanması dileğiyle doğum günün kutlu olsun.

Minerva İlione

21.2.2017

SAYIN Muzaffer Oruçoğlu; dünyaya gelmek değil mesele , siz dünyaya gelip kendinizi yeniden varedip yeniden doğurmuşsunuz ve insanlığa katkılar sunmaya devam ediyorsunuz. ..iyi ki doğmuşsunuz ve iyi ki varsınız insanlık için. .selamlar , sevgiler

Cane Zere Ak

21.2.2017

Nice güzel senelerin olsun hocam..

Firuze Erbil

21.2.2017

Iyi ki doģdun gùzel insan.

Erdinc Guleryuz

21.2.2017

Her İnsanın yaşamı ayak izlerindedir. Bilge insan Oruçoğlu yüce dağları aşıp Kars’a gelen Kafkas kökenli bir aileden oluşu anlamlıdır. Tolstoy Kafkaslar için ‚’Yüce gönüllü insanlar der.’Puşkin Kars için,’Poemalarımda oralardan izler var.’ der... Muzo’nun romanlarında,eserlerinde bu izleri pekala görürürz... Astronomi okuyan bir öğrenci Trakya,Ege,Orta Doğu Rojava,Filistin ve Kürdistan’da gezinen genç bir devrimci. Dile kolay 14 yıllık zindan yaşamından sonra 40 yıllık gurbet... 12 Mart karanlığından 12 eylüle ve günümüze uzanmış mücadele ve üretim dolu yaşamın bizlere ne kadar çok şey kattığını anlatmanın hiçbir anlamı yoktur... Hele bu günler karanlık ve çürüme dolu bu günler size ne kadar çok ihtiyaç his edilen bugünler... Fırça darbelerinin izleri dünyanın birçok yerlerinde görünüyor..... Değerin hergeçen gün daha derin his ediliyor... Kendin var ol..Kendin için değil bir çok hayatın içine sinmiş yaşamınla ışığınla daha güzel aydınlat...DÜNYAYI.... İyi ki,İyi ki varsın..

Emine Orucoglu

21.2.2017

Iyi ki varsın amca .Sağlıklı ve huzurlu bir yaşam dileim ömrün uzun olsun , salamat gal .

Nilüfer Akbal

21.2.2017

Nilüfer Akbal Güzel insan, nice güzel yıllara ve yaşlara Doğum günün kutlu olsun .🎈🎊

Kaya Mahmut

21.2.2017

Ay Lele sağlığın yerinde ömründe uzun ola. Axlınla fikrinle sanatınla örnek olmana lüzum var.

Umutlu Algul

21.2.2017

Bunu saymayız Muzo, böyle yaslanmak olmaz, Çınarın 70. dalını hep birlikte ve gerçekten tüm sevenlerinle birlikte kutlamak isteriz, hazırlıklarını ona göre yap haberin olsun şimdiden, ,nice güzel yaşların olsun.

Nizam Avci

21.2.2017

Nezamanki yazılarını okur.merhum abim CAFER aklıma gelir.iyiki dusuncelerimizde ve yüreğimizde varsın.Nice yıllara..

Kandilli Melek

21.2.2017

Dogum gununuz kutlu olsun. Gec kaldim ama, mutluluk ve huzur dilemeye asla gec degil.

Kandilli Melek

21.2.2017

Dogum gununuz kutlu olsun. Gec kaldim ama, mutluluk ve huzur dilemeye asla gec degil.

Güven Ateş

21.2.2017

Gölenin çoban köyünden Zavotlu efsane devrimci bir sanatçıyla bir durumu paylaşabilmek bile onurdur hocam. Umutlu güzel gelecekler olsun halklarımıza....

Sultan Sahin

21.2.2017

Doğan Nice saglikli nese dolu yeni yaşlara Muzaffer abi

Özgür Dünya

21.2.2017

Bir tarih,ve bu tarih içerisinde bir Çınar Bilgeliğin de alçak gönüllü, yeteneklerinde , yaratıcı,68 kuşağının yaşayan feneri,iyi ki hayatımızın derinliklerinde var oldun,var olacaksın İHTİYAR DELİKANLIM NİCE YİLLARA MUZO YOLDAŞIM Must

Turhan Feyizoğlu

21.2.2017

Her şey isteğinizce olsun Muzaffer abi.. Nice yıllara

Şahin İyit

21.2.2017

Geç kalmadık herhalde..Usta seni hep bir şeyler beklenen biri olarak hep hatırladım. Şimdi düşünüyorum.Senin gibilerimiz yok sayılacak kadar az.Bir bildiğin varmış herhalde,iyi direnmişsin .Hep kendin olmanda güzel.Yavaş yavaş sağıma soluma bakınca anlıyorum. İyi varsın öylesin.Kendine iyi bak. Nice ölūmsüz zamanlara vede üretime.Nice yıllara..

Erdal Yıldırım

18.2.2017

Muzaffer Oruçoğlu yoldaşımın emeğine, yüreğine, kültür , sanat, edebiyat alanlarındaki yaratıcılığına sağlık..

Hüseyin Sarikaya

15.2.2017

Hasan Hakkı ile Arto çok etkileyici bir öykü yazanın kalemine eline yüreyine sağlık.

Hüseyin Sarikaya

15.2.2017

Dersim’de Ermeni yıkıntısı bir köyde, yani hepimizin bildiği o Vartinik’te, sayıları bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar genç devrimci aç biilaç, gece gündüz dünyanın, Türkiye’nin ve Kürdistan’ın sorunlarını tartışıyorlar...

Aliekber Akbulut

15.2.2017

Bir an tekrardan Grizuyu okur gibi oldum.

Muzaffer Oruçoğlu

15.2.2017

Teşekkür ederim Aliekber. Ömrün kitaplarla geçiyor. Ömrün güzel. Ocağın Arabı Grizularda var ama bu haliyle değil.

Aliekber Akbulut

15.2.2017

Sanırım Grizuda bir bölüm , belkide ben hayal gücümü zorladım çünkü Grizu 4 ün sonlarına gelince size kızmıştım sayın Muzaffer Orucoğlu ne vardı biraz daha devam etseydi diye. Zaten kitabın sonu biraz hızlı gelişmişti yani olaylar bu da kitabın sonunun gelmesine sebep olmuştu tabi bu bana göre . Yinede elinize , zihninize ve kaleminize sağlık diyorum .

Nazmi Tuğrul Çutsay

10.2.2017

Mart 2013 Antagonizma Resim SergisiCaddebostan K.M.Kadıköy. Sevgili Oruçoğlu Çalışmalarınızda “emek” vurgusu dolaylı ya da doğrudan izleyiciye ulaştırılıyor. Çizdiğiniz gözleri, ölmeden önceki son bakışın tuvale yansıması gibi okumak mümkün. Nazmi Tuğrul Çutsay (Resim öğretmeni)2013-İstanbul

Prof.dr.Hilmi Sabuncu

10.2.2017

Mart 2013 Antagonizma Resim Sergisiçaddebostan kültür Sergi Günlü Sevgili Oruçoğlu Madencilerin bu kadar güzel ve sanatsal resmedildiğini görmedim desem yeridir. Sizi tebrik ediyorum. Prof.dr.Hilmi Sabuncu -2013-Kadıköy /İstanbul

Seher Yeğin

8.2.2017

Bugün Hamburgta, Devrimci önder İbrahim Kaypakkayanın yoldaşı ve TKP/MLnin kurucularından Ali Taşyapanın evine konuk oldum. O güzel yüreğiyle yeniden buluşmanın onurunu yaşadım. Ayrıca, ibrahimin yaralı halde yaşadığı acı ve zorlukları kavalının o içli sesine yansıttığı doğaçlamayı hüzünle dinledim. Dinlerken kayıt ettiğim görüntüyü sizlerle paylaşıyorum..

Devrim Kara

8.2.2017

İbo ; "bir bölgede çalışma yapılacaksa o bölgenin geriye doğru 100 yıllık tarihi mutlaka araştırılmalı"diyor. bugün teknolojinin geldiği nokta ,mücadelenin seyri ,at izinin it izine karışması göz önünde alınırsa; geriye doğru 1000 yıl (t.c,osmanlı,selçuklu,oğuz,göktürk) gitmemiz gerekir diye düşünüyorum. sadece bu da yetmez ,edebiyat klasikleri,sosyalist önderlerin eserleri mutlaka hatmedilmeli. bu temel ;bilim,felsefe ,tarih,teoloji,mitoloji vs ile desteklenmeli.

Aşkın Oruçoğlu

8.2.2017

Umarım Maya senin gibi çok yetenekli ve başarılı bir ressam olur amcacığım.

Buse Şahin

6.2.2017

Burası çok güzel bir yer. Burada bütün hayal gücü ve teknik şeyler yapılmış ,burayı sevdim. Buse Şahin ( 2013-İstanbul

Bora ,Murat

6.2.2017

Benim adım Bora ,Murat 121’i (Araba)çok severim. Bayy! Bora(yaş 14) 2013-İstanbul

İsimsiz

6.2.2017

Resimleriniz güzel .Ancak bir amacı olduğunu düşünmüyorum. Tablolarınızdan birini evime assam ve gece su içmeye kalksam çok korkarım. Sizden daha güzel resimler bekliyorum. Mesela doğa konulu bir şeyler olabilir… 2012-Bursa (imzasız

Emre Şahin

6.2.2017

Muzaffer bey, bütün resimleriniz çok havalı. Üçgen motifleriniz çok dikkatimi çekti. Hem de içinde göz var. Yoksa siz Mason musunuz En iyi resminiz uzay. Emre Şahin ( yaş 12) 2013-İstanbul

Nehir Kaypakkaya

6.2.2017

Sevgili Muzaffer amca resimlerini çok beğendim ve çok hoşuma gitti. Bir çok resmini gördüm. Size hayran kaldım. Sevgilerle... Nehir Kaypakkaya (yaş 10) 2016 -Ankara

Firdes Dincer

5.2.2017

Yüreğine sağlık

Zeki Irmak

5.2.2017

Muzaffer abi;Bartın özel tip cezaevinde yazdığın bir iki şiirin aklımda hala.. (tek tip elbise direnişi esnadında, hücreyi boylayınca, notlarınıda, elbiselerimizi de telef etmişlerdi idare.. koruyamadık şiirlerini..) Bizi;tazyikli su ve cop, değnek eşliğinde asker ve gardiyanlara yaptığın ajitatif konuşma, hala aklımda abi.. Birde, hücredeyken, Sen, Kemal Asgari, Azmi Kale ve Ben.. yan yana idi hücrelerimiz.. görmeden birbirimizi, sesli bağırarak konuşurduk.. Eyvallah ağabeyim.. damarım.. yüreğimin "en" lerinin sevgisi.

Muzaffer Orucoglu

5.2.2017

Teşekkür ederim Zeki, anılarımı tazelediğin için. Sevgiler.

Veli Eren

4.2.2017

Bu zor koşullarda yazdığın şiirler,bir mucadele,boyun eğmemedir,eline ve yüreğine sağlık.

Ferit Cengiz

4.2.2017

Ben senin bu söylediklerini o tarihlerde duymuştum, M.Oruçoğluna saygılarımla.

Devrim Kara

4.2.2017

Yazı süreci duru bir şekilde özetlemiş ama yazının en güzel yeri finali bence. Chpliler akpye "başkanlık kötü" diyor akp ise haklı olarak "mustafa ve ismet başkan değil miydi Diye soruyor. Hikmet Kuran "Bu oylama mevcut yasalara göre (burjuva demokrasisi bile olmayan yasalara göre) meşru değil" diyor ,katılıyorum. Hatta ötesi var ;akp 40 alıp hükümet kuramadığı seçimleri tekrarlatıp 50 oy aldı.üç ayda 10 kar güzel iş.Bu da yasal ,ama meşru değil. Üç ayda 10 oy almayı mitingleri bombalayarak, tanklarla bir ili (şırnak) haritadan silerek becerdiler. Baskanlık konusunda mhpde bile homurdanmalar var, elbette hayır çıkması moral olur, ama ertesi gün mafyalaşmış iktidar imana mı gelecek Bizi bir adam mı yönetsin, yoksa bir kaç burjuva partisi mi Kimse yönetmese öz yönetim olsa nasıl olur Sol, aleviler, kürtler, laikler,çevreciler...kim varsa birlikte hareket etmeli. Muzaffer ağabey "her evde bir başkan var"diyor. Sosyalist örgütleri geçtik, her insan ruhunda da bir başkan var. Önce bu baskanlara hayır demek gerek. Chp nin tepesi ile akp, mhp, vp ;kürt sorunu, kıbrıs, ermeni soy kırımı, incirlik üstü gibi temel konularda devletle hem fikir.kavga yeni rejim islam soslu mu olacak, yoksa yarı laik mi olacak kavgası. Batıda legal bir sol parti şart. Radikal solda teorisini güncelleyip , birlik kurup,şeflerden kurtulmalı. Gerisi gelir.

Haydar Demirci

4.2.2017

En iyi gören Göz köreltilen gözdür !1983 ve öncesi Muzaffer otuçoğlunda varolan derin bilgi birikimi ve sınıf kavgasında, fazla değişmeyen, eksen değişikliğine girmeden, kesintisiz sürdürdüğü sınıf mücadelesidir,Resimde, yazından,şiir ve felsefede kısacsı romanında , her sayfasında bu temel esas görünmektedir,,Yıl 2017, Muzaffer ağabey, yine o, sarsılmaz iradesiyle,başaeğmez tavrını, inançla ve de şevkle sördüren ender Komünist önderlerdendir !Not; Yorumuma giriş cümleisi; Oruçoğlunun Grizu Romanı, birinci ciltten alıntıdır, Devrekli deli bayramın maden idaresine bağlı, dayakçı tim tarafından kolu kırılıp gözü kör edilmesini, konu alan diyaloglardan,

Ali Kepez

4.2.2017

Ali Kepez Ankara cezaevinde yatarken aynı sigara kâğıtlarına yazıp montunun kulun sakladığı sigara kağıtlarını yırtıp atacaksınız senden alıp tahliye olunca beraber götürdüm ama 12 eylulde sakladığı yerde cezaevinde çıkınca tüm aramalara rağmen bualmadım malesef.

Muzaffer Orucoglu

4.2.2017

Selam Ali arkadaş, benim bir yığın şiirim kayboldu cezaevinde. Canın sağ olsun.

Patricia Lumamba

4.2.2017

"Onu en iyi okuyan Kesilen dildir." Yüreğine sağlık Muzaffer abi..

Mustafa Duzgun

4.2.2017

Sevgili Arkadaşım çocuk ken büyükler bu sözü sıkça kullanırlardı " şeriatın kestiği parmak acımaz " gibi sözlerde vardı . Sanırım sözlü edebiyatın etkisi altında yazılmış. Selamlar

Celâl Temel

4.2.2017

İnsan iradesi ve direnci ne kadar güçlü olabiliyor... "Mengene"de de bunu görmüştüm. Çok yaşa Muzaffer arkadaş...

Bora Ergündüz

3.2.2017

Yüreğine sağlık Mamak diyince anılarım geçti gözümün önünden kirvam saygıyla..

Muzaffer Orucoglu

3.2.2017

Doğru Hüseyin. Haziranda Bartındaydık. Anımsattığın için teşekkürler.

Hüseyin Aktülün

3.2.2017

Sevgili Muzaffer, biz 1983 yılında Bartın Cezaevinde idik. Bu Şiiri Bartin da yazmis olmalısın. Saygılar...

Muzaffer Orucoglu

3.2.2017

Teşekkür ederim Zeki, anılarımı tazelediğin için. Sevgiler.

Zeki Irmak

3.2.2017

Muzaffer abi;bartın özel tip cezaevinde yazdığın bir iki şiirin aklımda hala.. (tek tip elbise direnişi esnadında, hücreyi boylayınca, notlarınıda, elbiselerimizi telef etmişlerdi idare.. koruyamadık şiirlerini..) hasretle selamlar..

Muzaffer Oruçoğlu

3.2.2017

EN GÜÇLÜ ŞİİR Ben ki İnka ve Afrika Şöyle dursun Asur’u ve Babil’i gezmişim Hind’i ve Çin’i Mısır’ı ve Beni İsrail’i Gezmişim Gizlerin gizini kavramış Bir tek şey söylemişim En güçlü şiir İşleyen kolun şiiridie Ve onu En güzel okuyan dil Kesilen dildir… Niğde Cezaevinde yazdığım bir şiir (1983). Mamak ve Niğde dönemi, şiirde yoğunlaştığım hoş bir dönemdi. Sigara kağıtlarına karınca yazılarıyla arkalı önlü yazıyor, buruşturup toplu iğne başı kadar küçültüyor, boşalttığım antibiyotik kapsülünün içine koyuyor, şişedeki diğer antibiyotik kapsüllerinin içine atıyordum. Bir kitaplık şiirleri on kapsüle sığdırabiliyordum. Güç veren, gençleştiren keyifli bir iş.

Haydar Demirci

23.1.2017

O biraz zor, fakat yapılmayacak bir şey de değil, Muzo yazıyor, aslında, kimler nasıl anlıyor bilemiyorum, Bu dünya üzerinde ,yasak aşk diye bir kavram olduktan sonra ve de, bunlara romanlarında yer veriyorsa, bir amacı da bu olmalı; ey insanlar, siz hepiniz kardeşsiniz mesajını vernekle kalmıyor; siz hepiniz aynı bokun böceğisiniz deyip, hiç biriniz diğerinden üstün değilsiniz demek istiyor bence.

Metin Koçak

23.1.2017

Kaleminden dökülen kelimeler, adeta anı yaşatarak, hüzne garkediyor insanı. Ne çok öldüğümüzü düşünüyorum. Acı ile yoğrulmuş hayatımız, toprağımız, memleketimiz.

Erdinc Guleryüz

23.1.2017

BASKIN Kar,tipi ve boran,yıkık virane bir ev... Yani hepimizin bildiği Vartinik Kömü İçerisinde aç,bilaç birkaç insan yüreklerini beyinlerinin kılıcı yapıp...Devlete kafa tutmuşlar.....Gece,gündüz bir Ermeni yıkıntısında kırıma uğramış Dersimi evveliyatı olan Ermenileri ve dünya mazlumlarını tartışıp konuşuyorlar.Şafak sökmeden BAKINa uğradıklarında ...İçlerinden birisi genç sırım gibi uzun boylu olanı kendi yaptığı el bombasını sıgarasıyla ateşleyip çeperin öte tarafındakilerin yani sürek avındakilerinin üzerine fırlatıyor...Yani canını siper ediyor.... Oradaki virane çeperin yanı başına aldığı ağır kurşun yaralarıyla süzülerek düşüyor..Bu Ali Haydar’dır…Bir diğeri saçma kurşunlarından aldığı yaralarla yere yığılıyor…Bu da kızıl saçlı mavi gözlü bilge İbrahim’dir. Buradan sonra Oruçoğlunun Vartinik ve Dağ Mahalesi tablolarını seyrediyoruz.Yazı ve tablolar iç içe geçiyor..Ve bu tarih bir vicdanla bir yerlere kayıt altına mutlaka alınıyordur..Cafer Yıldız yüreği titreyerek örseli yüreğinden dökülenleri yazıyor.Karşımızdaki yalın,duru ve ışıltılı ALİ HAYDAR YILDIZı bu kez daha yakından görüyoruz... Sattığı gaztelerin parasını delilere,hastalara götüren Ali Haydar’ı sarsılarak anlamaya çabalıyoruz.. Oysa günümüz insanının butür yalın hikayelere ne kadar çok ihtiyacı vardır.Dedikten sonra. Yine dönüp Muzo’nun Vartinik ve Dağ Mahallesi tablolarına bakıyoruz...Bir pencere pencerede beliren İbrahimdir...Yani IŞIK.Diger tarafta ki yıkık evin kırmızımtırak parlayan ışığı yandan çok uzaklardan gelen Neandertallerden haber getiren birisi var...Her iki tablo da Edward Munchun tablosuna benzerlik var mı Yok hayır belki bir halkın çığlığını anlatımda bir yakınlık görülebilir..Olsun. Sonuç yine vicdandır...İki defa büyük kırım görmüş Dersim toprakları bu kez belki de ilk defa Komünistlerin ayak izlerine tanıklık ediyordu.

Çetin Yıldız

22.1.2017

Maymun düğününü okudum.15 tane ısmarladım hepsini dağıtıp bitirdım. Bu yazıyi okuyan herkese tavsiyem bu kitapta çok ilginç masallar göreceksınız Ezidi kadınlarına yapılan işkenceler.Birbirini tanımıyan Ama birbirine aşık olan iki kardeşin hikayesını okuyacaksınız .vs.vs.Maymun Düğününü mutlaka temin edin ve okuyun....

Devrim Kara

22.1.2017

Dersimde eski bir ermeni yapısı. Kıyımdan geçirilmiş iki halka ait bir toprak üzerine kurulu bir yapı.Bilge ve cesur gençler. Kimi Alevi, kimi Terekeme, kimi Zaza, kimi Laz,kimi Ermeni. Tam bir Anadolu/Kürdistan karması. Devlet sermaye devleti; tekçi, ırkçı, meshebçi ,sömürücü. Gençlerin birlik ise adeta çiçek bahçesi gibi rengarenk. Terkettikleri siyasi yapıdaki çürümeyi görmeleri buna bayrak açmaları bile tek başına büyük cesaret / büyük erdem. O yıllarda THKP/C,THKOlu gençlerin de isyan ateşleri yanıyor başka kentlerde ve dağlarda. Yoksul halkın içinde hareket ediyorlar. Siyasi rüzgar güçlü.Doğu yüzünden silahları yok. Cephaneleri kalpleri ve ütopyaları. Ütopya veriyor dağ tepe aşarken bacaklarına kuvveti. Koca Doğan Avcıoğlu, Kıvılcımlı gibi ihtiyarlardan çok daha isabetli siyasi tahliller yapıyorlar. Babailerin , Seyid Rızanın ,Kel Mehmet efenin, Bedrettinin,Spartakus un torunları bu gençler. Öldüler, hapsedildiler, sürüldüler. ordulara karşı durdular. Pratik olarak yenilseler de ilk isyan bayrağını çekip tarih yazdılar. Felsefi olarak kazanan taraftalar. Tarihsel olarak haklı olan tarafralar.Gerisi zaman isimli mor damarli elleri olan ihtiyarın çözeceği iş. Mücadeleye başlayan o başladığı ilk andan itibaren kazanmaya başlar aslında ve hiç kimse sizi siz ona teslim olmadan yenmiş sayılmaz. Bunca sopa, katliam,yalan, zorbalıga ragmen hala varız ve hep var olacağız. Bir gün 68 gençlerinin dev heykellerini dikeceğiz doğdukları kentlere.

Metin Koyuncu

22.1.2017

Yüreğine sağlık onurlu mucadelenin yiğit insanı sağol bizlere her zaman ilham verdiniz. Size nasil teşekkür edeceğimi bilmiyorum.Saygılarımla

Hasan Yildiz

22.1.2017

Eline yüreğine sağlık.Kirwem yaz o ilk yaktığınız meşalenin anılarını yaz . yaz ki o hep beraber yaktığıniz meşale gelecek nesillerimize ışık tutsun.Hergün üzerine kara bulutların yağdığı ülkemin güzel gelecek nesileri bilsinki sizlerin biraktığı o güzel mirası okuyarak zifiri karanlığa dönen ülkeyi aydinlığa çıkara bilsinler..Okuyoruz dikatle okuyoruz okurken özümüze dönüyoruz,bazen duygulanıyoruz içimize sinsi sinsi göz yaşı döküyoruz. Bazen öylece dona kalarak okuyoruz.Ne diyeceğimizi bilemiyoruz.,Selam olsun o ilk ışığı yakan tüm yoldaşlara. İyi ki vardınız iyi ki tanıdık sizleri .Kim ne derse desin her biriniz birer onursunuz. Şehitlerimizi anıyor mücadeleleri önünde saygıyla eğiliyorum. Sizede sonsuz saygilarımı sunuyorum.

Çağ Lar

21.1.2017

Yüreğine sağlk Muzo her yaklaşım tarihsel döneminin şartlarıyla anlamlıdır. Orucoğlunun ele aldigi Türkiye toplumu devlet geleneği ve despotizmin tarihi. Bugün Kaypakkayanın düşüncelerinden bağımsiz halde çözümü ona dönüşte gören arkadaşlara şasırıyorum. Burda esas olan bir ruh ve yöntem bilimdir. Mesele şu ki Kaypaklayayı Oruçoğluna anlatmak yerine yazıları kendi durdukları bap da okuyup anlayalım yeter. Bugün kendisini yaratan anlayışa yabancılaşmış gruplar tarihsel misyon üstlenemezler. Dolayısıyla olmayan 72 hareketi üzerinden devrimci çözüm yapılamaz. Mevcuttaki iki ana gruba Oruçoğlu 72 anlayışını anlatsa ikna edeceğini sanmıyorum. Eldeki gerçeklik Kürdistan isyanıdır. Egemenler bu yapıya karşı kendini yeniden ve yeniden düzenler çünkü bu yapı esas olarak yenilgi yaşamamıştır. Örgütsel tasfiye süreçlerinden bile çıkmış sıyrlmıstır. Bolşevikler veya Maoistler kadar da devrimci deneyime sahipler. Bu gücü bu isyanı azımsamak bir devrimciye bir şey kazandırmaz.

Akın Koçulu

19.1.2017

“…National Gallery’de, Leonardo’dan bir tablo var, daha önceleri görmemiştim. Yani önceki Londra yolculuğumda. Müthiş bir şey! Her şey açık bir mavilikte çözülmüş. Eğilip namaz kılasım geldi…” Furuğ Ferruhzad Beşikçi vakfına hediye edilen resime bakınca aklıma yıllar önce ABDnin körfeze çıkarma yapmadan önce Birleşmiş Milletler binasına yapılmış Picassonun Guernica resminin üzerinin bir bezle kapatıldığı geldi... Dünyanın en büyük egemen gücü bir tablonun karşısında cüceleşiyordu.. Resme bakınca Beşikçi ancak bu kadar anlatılır. Dedikten sonra büyük şair Furuğun söylediğini biraz değiştirerek büyük kargaşa ve ayaklanmış bir bilince bakarken ilkel ve modernizmin usta sentezini derinlerimde his ettim. İnsanı tufana sokan renk ve ışık oyunlarının karşısında şapka çıkarasım geldi.Aborjin derinliklerinden anadolunun efsunlanmış diyarlarında büyük bir gezintiye çıktım.. Muzo anadolunun büyük esaretini sanatsal bir ışıkla aydınlatıyor. Büyük laf kalabalıklarına,dogmatik gürültülere hiç hacet bırakmadan kendi yatağını zorlayan bir ırmak gibi akmaya devam ediyor... Muzo denemeleri,romanları,resimleriyle bizleri daha çok şaşırtacaktır.. Bu zor günlerde bu eserler ılık süt gibi içimizi ısıtıyor...

Yilmaz Bülent

18.1.2017

Muzo harika bir resim. Nazimi kavanoza mi saksiyami koydun

Devrim Kara

18.1.2017

68 kuşağının 4-5 ana akımından birini yataran gençleri anlatan Tohum romanı büyük bir yenilgiyle biter. yoldaşları katledilip, yakalanan Azeroğlu karakteri koltuk değneğiyle barınamadığı köyden topallayarak uzaklaşırken geriye dönüp çakaralmaz tüfeğini teslim ettiği köylüye "tüfeğe iyi bak,parti malıdır ,mutlaka geri dönüp alacağım" der. Durum vahimdir ama umut canlıdır. Hiç kimse siz teslim olmadan sizi yenemez. umutsuz sanattan da mücadeleden de hayır gelmez. Umutlu,neşeli olun.yaşarken kazanamasanız bile neşeli yaşar ve ölür ,sonraki kuşaklara kazanmaları için iyi bir manevi miras bırakmış olursunuz.

Enver Savaşan

18.1.2017

Onur vakfının düzenlediği Sanat ve felsefe paneli Yapılan yorumları okudum yorumlardan yola çıkarsak Başarılı ve verimli geçmiş Bu tür etkinliğin yurt dışında yapılmasını istiyoruz. Umarım bu önerimiz dikkate alınır.

Turan Fırat

18.1.2017

Her eserde biraz yazar vardır.

Mehmet Akkaya

18.1.2017

Sanatçı taraf olarak üretime başlamasa bile, içinde yetiştiği kültürel iklim tarafından kuşatıldığının bilincinde olan kişidir.

Devrim Kara

18.1.2017

Tohum ve yazarın yaşamı arasında tutarlılık yok mu Ya da kurgu tiplemeleri ( örneğin yavan )ile yazar arasında nasıl bir tutarlılık olmalı

Devrim Kara

18.1.2017

Nasıl Mehmet Akkaya hocanın edebiyatta dört büyükleri varsa benim de politikada , sanat, felsefe ve yaşamda on milyon büyüklerim var:Baba İshak, Bedrettin,Ali haydar Yıldız,İbo, Ned Kelly, Lumumba, Camilio, Ho Amca,Suphi , iki Sait, Anna Barbara ,68in,78in 88in cesur gençleri,Kobane kahramanları, Muzaffer Oruçoğlu, Victor Jara, Ayşe Gülen,Turan Dursun, Sokrates, Einstein, Darwin, mücadelede hayatını kaybetmiş tüm devrimciler, gerillalar, Erdal Eren, F.Başkaya, H.Gerger , G.Zileli, Öcalan , İhsan Eliaçık, K.Marx, F.Engels, "Mao, Che, Bakunin,ve adı hiç duyulmamış bir Afrika ülkesinin ıssız bir köyünde gizlice katledilip gömülmüş özgürlük savaşçıları. İste Beşikçi bu on milyon büyük içinde çok güzel bir yerde... Sarı Hoca milyonlarca zihne özgürlügün resmini çizdi. Bir resmi fazlasıyla hakketti. Bu hediyeyi ona verenin Oruçoğlu olması ise çok hoş çok anlamlı.

Nezihe Orucoglu

18.1.2017

Resimlerdeki ışıklandırma tekniğine bayılıyorum,anlamadığım nokta,her tablonda testi ,canak, çömlek olması.

Nevin Koçoğlu

18.1.2017

Muzo Hep mı hüzün bakar kadınlar....

Cevriyecevriye Aydin

18.1.2017

İ.Beşikçi Tablosuna iyice bakınca bir coğrafiyanin kültüründe bedenine nakış nakış giydirilmiş günümüzün özlemlerini anlatıyor

Enver Savaşan

16.1.2017

Onur vakfInın düzenlediği Muzaffer Oruçoğlunun tele konferansla katıldığı Mehmet Akkayanın konuşmacı olarak katıldığı Felsefe ve Politika Konferansını Erdal Yıldırım kısaca güzel özetlemiş.. Onurlu duruşun üst seviyesi olan felsefe ve felsefenin günümüze, geleceğe ilişkin bakışı asgari ve azami program ve güzargahına Ilişkin kapsamlı değerlendirmeyi sevgili Erdal Yıldırım yoldaşın özet yazısı dinlemeye öğrenmeye değer. Bu tür panelleri Onur Vakfının yurt disinda da yapmasını arzuluyor ve istiyoruz. Emeği gecenlerin Emeğine ve bilincine sağlık

Kadriye Boyoğlu Sanalmış

16.1.2017

Tabiki buluşacağız emin olun.

Mehmet Akkaya

16.1.2017

Teşekkürler, umarım buluşuruz.

Kadriye Boyoglu

16.1.2017

En kısa zamanda Viyanayada bekliyoruz.

Erguder Öner

16.1.2017

Boylesine önemli bir etkinligi;o etkinligin ruhuna uygun bir anlatımla bizleride o zevke ortak etmenden dolayı sana çok teşekkur ediyorum sevgili hocam.

Mehmet Akkaya

16.1.2017

Geçmiş olsun, ileri de yine yapacağız...

Neslihan Havva Köymen

16.1.2017

Böylesine önemli bir konferansa katılmayı çok istediğim halde, olmadı grip izin vermedi. Çok üzgünüm.

Haydar Demirci

16.1.2017

Muzafferin tele konferansla katıldığı Mehmet Akkaya ile birlikte Sanat Felsefe ve Politika tartışmaları Konferansında Her zaman ve her yerde olduğu gibi, panellerde, uyuyarak dinleyenlerin varlığı veya katılımı , ayrı bir güzellik oluşturur, Onlara da sonsuz sevgilerimi iletiyorum, iyi ki katılmışlar,,

Devrim Kara

16.1.2017

İnternet aracılığıyla katıldığı söyleşide Muzaffer oruçoğlu şu örneği verdi ; "İnsan hayvana bakıyor,dili olsa ne güzel konuşurdu dili yok bu yüzden konuşamıyor diyor. Oysa kuşun dili var,diğer kuşlarla konuşuyor. Anlayamayan sensin. kuş ötüyor ama ne için ötüyor yem mi istiyor çiftleşmek mi yoksa ,şarkı mı söylüyor, doğada her şeyin dili var;taşın ,kayanın ,ağacın hatta eşyaların... yeter ki o dili anla.

Devrim Kara

14.1.2017

1.5 saatlik uyku ile 2.kez sabahlayacağın halde dört saat yol gidip ; 50 sene en ilerici kitapları okumuş, en bilge ve cesur insanlarla dost/yoldaş olmuş,kelleyi koltuğa almış , işkence , hapis , sürgün görmüş, genç yaşta koca devlete siktir çekmiş tabusuz, mülkiyetsiz, ön yargısız bir insanı Muzaffer ağabeyi dinlemek çok mühimdir.

Erdal Yıldırım

14.1.2017

SANAT FELSEFESİ ve POLİTİKA Panelinden .. ONUR Toplumsal Tarih ve Kültür Vakfı (Kadıköy) lokalinde düzenlenen panele Avusturalyadan Tele Konferansla katılan Muzaffer ORUÇOĞLU ve Mehmet AKKAYA yaklaşık üç saat süren ve ilginin çok yüksek olduğu panelde katılımcılara Sanat Felsefesi ve Politika konularında engin bilgilerini aktardılar..

Muzaffer Oruçoğlu

10.1.2017

GÜÇLÜ OLAN KİMDİR 1-Devrimci komünist güçlerin kendi aralarındaki ittifakı 2-Devrimci komünist ittifakın, devrimci demokratik güçlerle ittifakı 3-Tüm bu birleşik güçlerin Kürt direniş hareketiyle ittifakı. 4-Batıda ve doğuda ortaya çıkabilecek böylesi bir birleşik gücün, AKP-MHP ittifakına karşı mücadele eden tüm güçlerle dayanışma siyaseti izlemesi. AKP-MHP ittifakı karşısındaki muhalefet güçlüdür; çünkü ciddi bir aydınlanmaya, ciddi bir deneyime (68, 78, 15 Ağustos, Gezi) ve kadrolara sahiptir. AKP-MHP ittifakının tüm bu gerçekliği, Aleviler ve Kürtler başta olmak üzere ezilen diğer milliyetler ve inançlar gerçekliğini, çok önemli bir güç olarak varlığını sürdüren sendikalar, dernekler, aydınlar ve akademisyenler gerçekliğini tepeleyip geçmesi kolay olmayacaktır. Diktatörler güçlü değildir, onlar güçlerini muhasımlarının dağınıklığından alırlar.

Keke Ra

10.1.2017

Kürt direniş hareketi anti emperyalist olmayan küçük burjuva milliyetçisi şöven faşist. Abd emperyalizminin yedeginde olan bir harekettir.onlarlabirlik olunmaz çünkü sizi her an satabilir.

Hıdır Karakuş

10.1.2017

Devrimci komünist olabilmek için esas özelliği konusunda hemfikir olmamız, bunu günümüz koşullarında yeniden tanımlamamız gerekir. Bunun olabilmesi içinde önce kırk yıllık, elli yıllık sözde komünist, işçi sınıfının biricik sınıf partisi olduklarını iddia eden, ama ( en gerici çağ dışı düşüncelerin bile kitlesel örgütlüğe sahip olabildiğini düşünürsek) bunca ağır yoksulluk, işsizlik, sömürü şartların da, nüfusun ezici çoğunluğunun uzun süreden beri şehir varoşlarında yığılmış olmasına rağmen, bu komünistler neden yoksullar içinde örgütlenemediklerini anlamaları gerekir. Kominist olmayı, sınıf örgütü nün nasıl olması gerektiğini yeniden keşfetmesi gerekir. Yada bu olamıyorsa yeniden, sıfırdan başlayarak bu güne kadarki yanlışları kavrayarak bir sınıf partisini yaratabilmek gerekir. Ancak o zaman doğru ittifaklar, günün koşullarına uygun talepler etrafında emekçi kitleleri aydınlatıp birleştirebilir. Mevcut yapılarla demokratik reformlar için bile, darbeleri engelleyecek, demokratik muhalefetin tasfiye edildilmesini hedefleyen şiddet politikasını devreye konulmasına engel olabilecek birlikte kitlesel barışçı eylemler yapmayı bile başaramadılar.

Melih Dirik

10.1.2017

Sayin Muzaffer Oruçoglu ! Fasizme ve gericilige karsi olmasi gerekenleri,ama Türkiye sol geleneginde hiç örenegi olmayan kriterleri siralamissiniz! Gezi-Parki gelenegimi dediniz O bir Fenomen olamadi.Basladigi gibi bitti! TAKin beles tepe eyleminden sonra su açiklamayi yaptilar : Polisde gazda yeriz,Jopta yeriz,bize atatürkün piçleride derler.desinler:Polisimizi çok seviyoruz.

Yener Tuna

10.1.2017

Yapılabilecek en geniş insani ittifakları faşizmin karşısına çıkarmak bütün demokratik güçlerin görevidir.

Cafer Tayyar Başyiğit

7.1.2017

Sanat ve Hayat Dergisi Aysel Korkut , BİR AVUÇ KÖMÜR İÇİN BİR ÖMÜR VERENLERE ADANMIŞ BİR BAŞYAPIT: GRİZU Aysel Korkut Oruçoğlu ile yapılan çok ilgi çekici bir röportaj

Mehmed Sarı

7.1.2017

Yahşisen Muzo

Muzaffer Orucoglu

6.1.2017

Diyojenin Yaşam felsefesine bir itirazım yok. Yalın ve yalansız.

Nezihe Orucoglu

6.1.2017

Muzaffer Sinoplu Diyojenin felsefesini benimsiyor musun

Erdal Yıldırım

6.1.2017

Önder Muzaffer"in ve diğer yazarlarımızın yazdıklarını okumak büyük mutluluk...Ayrıca öğreneceğim o kadar şey var ki... Bunlar müthiş zenginlik....

Erdal Yıldırım

5.1.2017

BÜYÜK HAZİNE ve YOLDAŞA TEŞEKKÜR Sevgili yoldaşım Ayhan Oruçoğlu, bana Babek Yayınının 19 kitabıyla Yıldız Kitapların 3 kitabını kütüphanem için gönderdi.. Bu kitaplar bir hazine kadar değerli olduğu gibi, kütüphanemde de her daim farklı bir değerde yer alacaklardır.. Sevincimi, gururumu belki Aygün Uğurun yıllar önce söylediği "Bizde bu dostluk, bu yoldaşlık sıcaklığı olduğu sürece, her şeyi ama her şeyi yeneriz" anlatabilir. Teşekkürler Babek, teşekkürler Ayhan Yoldaş... 1. GRİZU 1 ....................MUZAFFER ORUÇOĞLU 2. GRİZU 2 ....................MUZAFFER ORUÇOĞLU 3. GRİZU 4 ....................MUZAFFER ORUÇOĞLU 4. NEWROZ ................... MUZAFFER ORUÇOĞLU 5. MENGENE ..................MUZAFFER ORUÇOĞLU 6. KARYADİTLER ............MUZAFFER ORUÇOĞLU 7. MAVİ MUNZUR MASALLARI ...MUZAFFER ORUÇOĞLU 8. AŞK VE IŞIK İÇİNDE ...MUZAFFER ORUÇOĞLU 9. LAL DİLİ ......................MUZAFFER ORUÇOĞLU 10. ĞADA ........................KASIM KOÇ 11. SESSİZ ÇIĞLIK ........KASIM KOÇ- DİLEK PİYA KOÇ 12. KAYIP MEVSİMLER ...FETİH KOÇ 13. YÜZYILLIK KONUŞMALAR .......DEVRİM GÜR 14. KIRIK PATİKA ............ ÜMRAN DÜŞÜNSEL 15. ÇINARIN GÖZYAŞLARI.... CEZMİ ANCIL 16. DAĞIN ÇOCUKLARI ...HAKAN ERTEN 17. ARŞİV YAZILARI .........İBRAHİM ÜNAL 18. KIRDA ATEŞ POLİTİK..MEHMET ALİ ESER 19. ALMANYADA ALEVİ OLMAK .....TUFAN BOZKURT 20. İZ ...........................ERDOĞAN ŞENCİ 21. FİRAR ................ERDOĞAN ŞENCİ 22. MADEN ..................ÖYKÜLER

Zekeriya Oruçoğlu

4.1.2017

Güzel dayı seni cok cok seviyoruz mutlu saglıklı yıllar diliyoruz

Guler Koc Aslan

4.1.2017

Güzel insansin muzo sevgiler. Öpüyoruz seni.

Haydar Demirci

4.1.2017

Nice mutlu, sağlıklı uzun yıllara Ağabeg, Zavottan Vartinike kitabını dün akşam bitirdim, Okuduğum bütün kitaplarının özetiydı adeta, İyi ki varsın,,

Muzaffer Oruçoğlu

3.1.2017

Aysel Korkutun, Grizulara ilişkin sorduğu sorulara verdiğim cevaplar. Kendisine teşekkürler. Grizuların gözden geçirilmiş ikinci ve üçüncü ciltleri şu ana kadar yayınlanmadı. Belge Yayınları, romanı dört cilt halinde bu yıl yayınlayacak.

Devrim Kara

2.1.2017

68 kuşağı...Ve Muzaffer Oruçoğlu En yakın arkadaşları kurşunlandı,aylarca işkence gördüler,işkencecilerin igrenç ellerinde can verdi yüzlercesi. On yıl,yirmi yıl hapis yattılar. Zekiydi hepsi. isteseydiler diplomaları ile çok rahat yaşayabilirdiler. Ikinci üçüncü evleri, metresleri, banka cüzdanları olurdu... Ama kalpleri yoksulla, mazlumla attı. Sürüldüler, kovuldular, hakaret edildiler, sansüre uğradılar, işten,okuldan atıldılar. Peki sen ne yaptın sevgili halk Devrimciye sövdün ,gidip ananı kovalayan tecavüzcülere ; devletim, ırkım, dinimdiyerek dört elle sarıldın. Ayıp ettin be halk, çok ayıp ettin.

Sevgi Demirtaş

2.1.2017

Yeşil kız resmine bakarken Kadın ile tabiat ananın doğanın benzerliğinden mi bahsettiniz acaba.. Kitap okumayada benzemez bir ressamın resimlerini anlamaya okumaya çalışmak... Ama gördüğüm kadarı ile kadını tabiata benzeterek her ikisinide yüceltmişsiniz.. Bencede kadında doğada kutsaldır,.. Muzaffer bey abim kaleminize sağlık...

Vehbi Bardakçı

2.1.2017

Yeşil Kız resmine bakınca hem çocuğunu sırtında taşıyan bir yorgun hayat, hem kesilmiş dalından tekrar filizlenen bir taze hayat... "İnsanlığı ortak bir noktada birleştiren sanatın şu sihirli ve evrensel gücü de olmasa ne yapardık acaba" diye düşündüm...

İsmet Toğac

2.1.2017

Değerli kirvem Yeni yillinızı Kutlar özgür mutluluk dolu yarınlara,Saygılarımla....

Haydar Demirci

2.1.2017

Nice mutlu, sağlıklı uzun yıllara Ağabeğ, Zavottan Vartinike kitabını dün akşam bitirdim, Okuduğum bütün kitaplarının özetiydı adeta, İyi ki varsın,,

Behcet Irmak

2.1.2017

Çelişkilerimizin özgür muharip gücünün olumlu yönünü güzel yıllara güzel açıklamışsın.

Kandilli Melek

2.1.2017

Yeni yiliniz kutlu olsun. Saglikli ve mutlu bir yeni yil diliyorum.

Berfo Koloğlu

2.1.2017

Sevgili Ydş.daha nice başarılar,sağlık,sıhhat,esenlik ve mutluluk dileklerimle,yeni yılını kutlarım! Selam,sevgiyle!...

Ibrahim Kaya

2.1.2017

Açıklamaya gerek kalmaden da anlaşilabilen bir not dûşmûş Muzaffer hacem. Açarmisiniz demeye bir anlam veremedim doğrusu.

Barış Özdoğan

2.1.2017

Haklısın,çünkü yorumda ilk metnin daha sığ yansıması oluşmuş.tamda burda soru şu:metnin derinliğimi yoksa sade oluşumu yeğdirtabi bu sorunun asıl muhatabi sevgili Oruçoğlu,yanitlarsa isabetli olur.Bence ikisinin uyumunu tutturabilmek aslolandir

Muzaffer Oruçoğlu

2.1.2017

İnsan, içinde yaşadığı toplumun bir özeti gibidir ve çelişkiler yumağıdır. Ben, çelişkilerini bastırarak, örtbas ederek değil, ayan ederek, çözerek ilerleyen insandan söz ediyorum. Kendisiyle barışan insandan değil, kendisiyle çatışan insandan söz ediyorum. Kendimle barışığım ama dış dünya ile çatışıyorum; işte bu olmaz.

Devrim Kara

2.1.2017

Sevgili Muzaffer ağabey bu yorumunu paylaşdığın paragraftan çok daha fazla beğendim:)

Şahin İyit

2.1.2017

Sayın Oruçoğlu, ..Çatışma özgūrlüklerini bastırmamak...bunu biraz açarmısınız. İç çelişkilerde,çatışma özgürlügü;burjuva parlementer ahırla,biraz meyhane olmuyor mu Buda tamamen ,karşıtlarindan hesaplaşarak özgūrleşmekten kaçmak,ihtilalci ruh halinden uzak olmak olmuyor mu Yanlış anlamış olabilirim .Biraz açarsaniz sevinirim. politik eksene evirip,içimizde iki dūnyanin ,daha üst bir ahenk için hesaplaşmasi daha anlamlı olmaz mi idi Çatışma:uzlaşırlık haline ,dönūşūm durumuna denk dūşer mi

Muzaffer Oruçoğlu

2.1.2017

Kendi iç çelişkilerimizi neşeyle canlı tutabilmek, bu çelişkilerin doğal eğilimlerini ve çatışma özgürlüklerini bastırmamak, bunları hayata ve kendimize karşı daha derinlikli bir yaşam hattının muharrik gücü haline getirebilmek... Yeni yıl, bizleri bu can alıcı, yenileyici gerçekliğe yaklaştırdığı oranda yeni yıl olacaktır. Gerisi can sağlığı...

Ali Coskun

1.1.2017

Vartinik.burası.Mirik.mezrasi.kan.içinde. yatar.ali.haydarim..komün.onu.olmuş.bir.kan.deryası.kan.içinde. Kalkar.ali.haydarim

Reşat Kavak

1.1.2017

Vartınıkte Kom da Fehmı altınbılek ın baskını 1973 un Ocağında gerçeklestı bu baskından -muzafferın ifadesıyle-10 dakıka önceki halin resmi

Cevriyecevriye Aydin

31.12.2016

Sevgili Orucoglu gelecekte umut var demektir iyi yıllar dilerim sevgiyle

Devrim Kara

30.12.2016

Kemal Dinç kitap vitrini kurmamız için bizimle birlikte masa taşıyan tek sanatçı. Üstelik çok yetenekli bir sanatçı. Bitmedi :) aynı anda yazıp çiziyor. Kanımca Muzo babanın arkadaşı olması asla tesadüf değil.

Fatma Bayındır Ekinci

29.12.2016

Sayın Oruçoğlu Sanat ve Hayattaki çok güzel bir röpotajdı hemde bilgilendik teşekkürler

Umut Mav

29.12.2016

M.Oruçoğlunun Sanat Hayattaki söyleşisi dolu dolu gecmis. Tebrikler.

Devrim Kara,

29.12.2016

Tohum ve Dersim gibi bir çok efsane Muzaffer oruçoğlu romanını biz okurlarla buluşturan bir perde arkası kahramanı; Ayhan oruçoğlu... Reklamsız, burjuva kültür ambargosu ve baskılara ragmen 100.000 satan Tohum romanı 1992de yayınlandı. O günden bu yana verilen emeği düşünün... Kültür ve sanat sınıf savaşının bir cephesi. Bu gizli kahramana yakışır şekilde ona çaktırmadan çektiğim gizemli bir fotoğrafını sizinle paylaşıyorum. Sağlık sorunlarına, mesafeye,soğuk havaya aldırmadan kitapçılar pasajına gidiyor...

Ayşe Dalkılıç

26.12.2016

Karyaditleri çok büyük bir iştahla okuduğum;bizim de kadınları düşünenimiz vardediğim,harika bir eser..bir kadın olarak teşk. ederim.Keşke bazı kısımlarında ,sizinle konuşmak kısmet olabilseydi abi...saygılarımla...yeni yılda, yeni umutlara...

Çiğdem Koç

25.12.2016

Derecesi daha yüksek olsa da,kadının içselleştirilmiş köleliği sadece İslam öğretisi ile açıklanamaz bence...Bugün,kendini modern dünyada var ettiğini düşünen ve şekilsel olarak öyle yaşayan,hatta bununla da yetinmeyip kendini "kadın hakları aktivisti" ilan eden nice kadınlar tanırım ki,erkeklerin çizdiği makul ve meşru kadın kalıplarını kıramamış,hatta kırmaya dahi yeltenmemiş;bunu bir konformizm sayarak bilakis daha da fazla yerleştirmiş ,yani köle olmaktan haz alır hale bile gelmiştir.Muzaffer Orucoglu,bu anlamda her zamanki doğru tespiti yapmışsın yine...Ya da ben böyle anlamışım,her iki halde de bu anlamdaki emeğin ve başkasında görmediğim cesur ve net "erkekliğin" için hazır yeri gelmişken teşekkür edeyim bir kez daha

M.Oruçoğlu

25.12.2016

Teşekkürler Çiğdem

Devrim Kara

21.12.2016

Kadıköy Halk Eğitim Merkezinde,Ahmet Aslan Kemal Dinç konserine katılıp Muzaffer Oruçoğlu kitaplarını okurlarla buluşturduk. En büyük ilgili Tohum" ve "Dersim" romanlarının aldı. Bu romanları Grizu,mengene,filozof ve şiir kitapları izledi. Ahmet Aslanın doğum günü seyirci tarafından alkışlarla kutlanırken, Kemal Dinç savaşın yıkımından,insanlığın barış ve sanat dolu bir dünyaya olan özleminden bahsetti. Türkülerinin tümünü yarı trans halinde gözleri kapalı bir şekilde söyleyen ,sazının teline vurdukça gökyüzünün sonsuzluğuna doğru içinde notaların,bilge ozanların,aşıkların ruhlarının uçuştuğu bir koridor açan Kemal Dinç, konserden sonra Sema güler ve Muzaffer Oruçoğlu ile birlikte çıkartığı Üçlemeler isimli kitabını imzaladı. Ahmet Aslan uzun ak saçları arasına saklanıp " Minnet Eylemem" eserini söylerken hemen yanımda oturan kadın ağladı.

Fatih Macartay

19.12.2016

Muzaffer abi senin okuduğum kitaplarında ki o gerçek devrimci hallerini düşüncelerini seviyorum bu yazdıklarım için kusuruma bakma lütfen asla faşist biri değilim ama kizginim olanlara

Hıdır Çelik

18.12.2016

Anlamlı ve güzel eserine el emeğine tesekúrler üstadım

Yaman Tuzcet

18.12.2016

Sevgili Muzafferin kitaplarının hakettiği ilgiyi görmesi dileğiyle, sevgileeeerr!

Erdinc Guleryuz

18.12.2016

Kürt ulusal hareketinin yöneliminin doğru olduğu kanısındayım. Direnmenin dışında hiçbir seçenek bırakılmadı ona. Şehirlerin yıkılması pahasına direndi ve bugün de direniyor. Devrimci ve komünist güçlerin, Kürt direnişiyle ittifak politikasında ısrar etmesi gerekiyor. Devlet, direnmenin dışında bir seçenek sunmuyor. Tüm devrimci demokratik ve komünist güçlerin Kürtlerle birlikte, tek bir cephe halinde direnmeleri bana çok daha doğru ve anlamlı geliyor. Bu konuda çok berrak ve karalı olduklarını sanmıyorum. Tarihi, günü ve geleceği hissetme ve anlama sorunudur bu. Hissetme ve anlama kolay bir iş değildi M...Oruçoğlu Oruçoğlu söyleşisinin ana fikir özeti bu...Buradan ne sonuç çıkar..Ya da ne tür sonuçlar çıkarılır...Bir beyni olan ve hafifçe onu çalıştırmaya çabalayan anlayacağını anlar...Anlamak istemeyip hakaret edip duran zaten bir sonuçta çıkarmak istemiyordur..Az biraz Oruçoğlunu okuyanlar onun mantık silsilesini çok iyi bilirler. Hele hele yukarıdaki makale ne demek istediğini bağıra bağıra anlatıyor.... 1914’ler de Talat,Enver ve Cemalin Ermenilere yaptıklarını günümüzün Talatları Kürtlere yapmak istemektedir...Fakat günümüzün Talatları bir farkla bir büyük farkla kayıp ettiklerinin farkındalar.. Bu defa karşılarında 1914teki bir Ermeni halkı yoktur..Kentleri,köyleri ve hatta dağları örgütlenmiş bir halkla karşı karşıyalar.. Oruçoğlu’da bu direnişin altını çizmeye çabalamıştır. Buralardan başka yerlerden tahliller kotarmanın sonucu Doğu Perinçekin yanına doğru soluksuzca gidiş olur. Katmerleşip hiç anlam ve anlatma gücü kalmayan şu hakaret dilleri de ancak sahiplerini kendi kazıdıkları çukurlara götürüyor.. Muzaffer Oruçoğlu Anlatıyor Zavot’tan Vartinik’e Kitabından kısa bir alıntıda herşeyi çok yalın dille anlatıyor…. ‘’’ Oruçoğlu bir politik solcu değil, karakter solcusu. Resim yapıyor, romanlar, şiirler yazıyor. Politik makaleler, kitaplar yayımlıyor. Çok şey yapıyor; ancak eminim, onun kavrayış derinliğine uygun umut verici bir siyasal programa katılmak için de tereddüt etmezdi, ama ne yazık ki yok. Olsaydı yine vicdanının büyük militanı olurdu. Hayatını, pratiğini güzel süzdüğünü, çok kıymetli so- nuçlara vardığını düşünüyorum. Yolculuğu devam ediyor. Onun, felsefi anlamda da halis bir “düşünür” olma yolunda ilerlediğini, özellikle her türlü “iktidar”a karşı sağlam bir sistematik geliştirmeye başladığını söylemeliyim. Dört gün geceli gündüzlü süren bir röportaj sırasında benim süzdüğüm Muzaffer Oruçoğlu da bu. Kendisine uzun ömürler dilerim. İbrahim Ekinci-6 Ocak 2016

Cafer Tayyar Başyiğit

18.12.2016

Kürt sorununa en önde atılan Türk, Oruçoğlunun bahçesinde de resim yapar!

Devrim Kara

17.12.2016

Haha :) Muzaffer ağabey yaman adamsın.İsmail hoca ya resim çizdirmişsin. Harika çizmişler bu arada hepsi... Harika gerçekten...

Öztürk Polat

17.12.2016

İsmail hocaya resim çizdirmek bayağı bir uğraş gerektiren bir iş olsa gerek :) Bu arada eli bayağı fırça tutuyormuş hocanın...

İbrahim Üçyol

17.12.2016

Ibrahim Üçyol 15 Aralık GRİZU ROMANINDAN: " Aşk halini, kendi kıyametini yaşıyordu toprak. Büyük alt üst oluşlara, ateşe ve uğultuya durmuştu. Kum gibi çoğalan, yığılan, savrulan canlılar, binbir biçimde, toprağı iğfal ediyor, kudurtuyor, kıtlığa ve berekete taşıyordu. Gömülen insanlar parçalanıyor, gözle görünmez milyonlarca canlıya dönüşüyor, toprağı kaynatıyor, mayalıyor, döllüyor, doğuma hazır hale getiriyordu. Toprakta her canlıya ait her şey vardı ve hiçbir canlıya ait hiçbir şey yoktu. Toprağın üstünde yaşayan insan, toprağın bu akıl almaz kargaşasından habersizdi. Bir gün bu kargaşaya katılacağını, kendi yaşam tarihine bu kargaşanın içinden, bu kargaşanın vicdanıyla bakıp, gerçek durumu anlayacağını ve acı acı gülümseyeceğini aklının ucundan bile geçirmiyordu. İnsanı bu hale getiren şey neydi Ne yapmak istiyordu insan " Yazar: Muzaffer Orucoglu.

Muzaffer Orucoğlu

14.12.2016

Şatafatlı mülk dünyasının ve normalliğin bir reddiyesi. Ruh zenginliği, şiir ve müzik. Derviş olmak şimdi daha zor. Bunların ruh zenginliğini biraz anlayabilsem, küllenmiş tüm iyi huylu aykırılıklarım ve kalemim güçlenecek.

Nezihe Orucoğlu

14.12.2016

Sen bu yaşamı seviyorsan hiç iyi değilsin demektir,aklini yitirmiş bir meczup düşkünleri severiz ama yaşantısını övmeyiz,uzuluruz.

Gürbüz Erdoğan

14.12.2016

Umutları yıkılanların ya resmi yapılır yada romanlarda kahraman olarak anlatılır ne yazık ki bu durumda bile diğer uyanıklar umutlarını çalıyorlar sarısülük babaya sabırla

Mustafa Sarısülük

14.12.2016

O İdealist bir doğa filozofu.Bir yanı "Gallamid"olan koca bir derviş.Bir yanı derin bir edebiyat dünyası.Tanrı onda topraktır... Ve her kelime derin bir anlam taşır onda...

Fatih Mehmet Özdemir

14.12.2016

Bence kılığını, kıyafetini ve yaşadığı durumu yermek ya da övmek yerine hiç duymadığımız "Sarısülük" baba (ya da derviş) ne üretmiş, ne deyişler ne türküler yazmış bunları paylaşmak (varsa eğer) daha anlamlı olurdu. Dervişlik sadece kılık/kıyafette somutlaşan maddi dünyanın reddiyesi değil daha çok marifet kapısından geçen bir "kamil insan" olma durumudur. Romantize etmek yerine eğer varsa bu dervişin marifetini/marifetlerini paylaşmak bizleri de zenginleştirmiş olur en azından şahsımı... Beğen · Yanıtla · 2 · 14 saat

Haydar Demirci

14.12.2016

i Derviş oturmuş bir çula, hayatından memnun,,Gölge etmeyin başka ihsan istemez,tınısında, Normale ve her türden nizami uysallığa karşı bir tepki de olabilir, İlerlemiş bir ruhsal hastalıktan da kaynaklı olası bir durum, Biz kendi dünyamızda böyle yorumlarken, O, belki de bize hay aklınızı zikeyim diye küfrediyordur Kısacası; akıl değil paraya ve yardıma ihtiyacım var diye içgeçiriyordur, İmkanım olsa ,bir kaç saatimi yanında geçirip konuşa bilsem çözerim durumunu, Damdan düşenin halinden , damdan düşen bilir, başkaları anlamaz!

Adil Boyoğlu

13.12.2016

Önder İbrahim in can yoldaşı, " Muzaffer Oruçoğlu anlatıyor" kitabınızı elime aldığım gibi büyük bir ilgi ve heyacanla okuyup bitirdim. Öncelikle belirtmeliyim ki kitabınızın düşün dünyamı daha bir zenginleştirdiģine ve derinlestirdiğine katkısı olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kitap hakkındaki düşünce ve yorumlarımı bir başka yazı konusu yapmak istiyorum. Ben kitapta yer verdiğiniz Dersim direnişçilerinden Kırmızı Kamerin yaşadıklarından çıkardığı dersler ve tecrübeler ışığında size sorduğu sorulardan aldığı yanıtlarken tatmin olmamış olacak ki elindeki değnekten de yola çıkarak kendi üslubu içinde "babanızın ağzına sıçayım, bir değnekle koca bir devleti devirmeye gelmişler" diye söylenmiş. Bu satırları okuyunca ben ve Dersimde katledilen "dokuzlar" ların içinde olan AliRıza yla birlikte yaşadığımız iki mizahi anektodu hoşgörünüze sığınarak burada paylaşmak istiyorum. 8o öncesi 75-76 yılları. Bilindiği gibi mücadelenin en canlı ve ivmesinin sürekli yükseldiği bir dönem. Hergün 3-5 siyasi cinayetin yaşandığı bir süreç. Ailelerimiz bizi evlendirip çoluk çocuğa karışırsak mücadeleden koparacaklarını düşünüyorlar. Sülalemizin en büyüğü Durmuş Dedem de bu konuda başı çekiyordu. Birgün bizi bir aile meclisinde evlenmemiz yönünde sıkıştırdı. Red yanıtını alınca " Peki niye evlenmek istemiyorsunuz"sorusuyla karşı karşıya kaldık. Tabi dilimiz döndüģünce anlatıyoruz. " Bizim evlenmeye vaktimiz yok. Patron-Ağa devletini yıkacağız. Halkın iktidarını kuracağız." şeklinde açıklamalarımız karşısında sonunda dedem patladı. " Ulan siz daha bir karıyı deviremiyorsunuz da koca bir devleti mi devireceksiniz. Hadi ordan" sözleri üzerine ben ve AliRızanın yanaklarımızın kulaklarımıza kadar kızardığı o halimizle odadan çıktığımızı hatırlıyorum. Bir diğer olayda da yine AliRızayla birlikteyiz. Porselen fabrikasında çalışan Paşa amcam vardı. Boş kaldığı zamanlarda da ailenin çalıştırdığı bakkal dükkanına yardım ediyordu. Böyle bir anda amcamın hesap sorar sorularına muhatap olduk. Bize bağırıyor." Ulan siz ne yapmak istiyorsunuz Amacınız ne " sorularını sıraladı. Bizde birazda ona paye biçip yaranmak için "amca devrim yapacağız seninde içinde olduğun işçi sınıfını iktidara getireceğiz. Ülkeyi siz yöneteceksiniz. " şeklinde açıklamalarda bulununca " Şimdi devrim olunca ben mi yöneteceğim Ülkeyi diye sorunca biraz daha cesaretlendik ve o güvenle tabi amca sen ve işçi arkadaşların yönetecek " diye sözümüzü daha bitirmeden Dedemden daha acımasız saldırarak "Ulan ben sizin ağzınızın ortasına sıçam. Gittiğiniz yolun yol olmadığı buradan belli ki benim gibi cahil işçiyi Başbakan yapıyorsunuz" diye tepki göstermişti. Amcamın bu tepkisinden anladık ki bizim onu , yaranma yoluyla kazanma yöntemimiz geri tepmişti.

Muzaffer Orucoglu

13.12.2016

Şatafatlı mülk dünyasının ve normalliğin bir reddiyesi. Ruh zenginliği, şiir ve müzik. Derviş olmak şimdi daha zor. Bunların ruh zenginliğini biraz anlayabilsem, küllenmiş tüm iyi huylu aykırılıklarım ve kalemim güçlenecek.

Ersin Yildiz

13.12.2016

Şaman, Budist, Maniheizm gibi uzakdoğudan doğuya geldikçe değişen bunun yanısıra Zerdüşlükden tek tanrılı ilk modeliz olan Keşiş ve onun Anadolu Aleviliğinin versiyonun adı Dervişlik ... “Hangi inançtan olursa olsun , Muhtaç olana el uzatmak bizim şiarimizdir.” Sarı Saltuk

Zafer Yılmaz

13.12.2016

Mülkiyet dünyasına, bizi çelik aksanlarla tatlı bir esarete mahkum eden alışkanlıklara, koşulsuz kabul gören şu "normal"in her türüne sıkı bir reddiye… Bir manası olmalı bu tercihin...

Hasan Yildiz

13.12.2016

Herkkesin tabiki bir bakis acisi vardir.buna bir diyecegim yok.ancak sari sülük .dervis gibi .cocuklugumda cok dervis gördüm..benim bire bir sahit oldugum kisiler..bazi ihtiyaclari icin köye gelirlerdi köylüler onlara saygida kusur islemezlerdi. her türlü yardimi yaparlardi üst bas verirlerdi yedirir icirirlerdi. banyosunu yaparlardi evinde müsafir eder yatirirlardi ,sürekli evlerinde kalmasini istiyen köylülerde vardi ancak en fazla bir gece kalirdi sonra alir bohcasini.hirkasini.daglarin.kuytu ovalarin yolunu tutarlardi ..bir daha onlari göremezdik kaybolurlardi artik kuytu bir yerrde ölyorlarmiydi ,baska uzak bölgeleremi gidiyorlardi bilemem..ancak bu tür insanlarin sözü dinlenirdi .azimsankiyacak düsünceleri fikirleri vardi . agizlarini actiklarinda nefesini kser dinlerlerdi.. en azinda konusmalarinda o durumu kendisinde cok cok iyi olan köylülere.öyle seyler anlatirlardiki..o köylülerin kafalarinda koca birer soru isareti olarak kalirdi. bu tür inlanlari paylasmak. hatirlatmak.varsa hakinda gercek bilgiler insanlaerla paylasmak .onlara yapilacak en büyük iyiliktir.devrimci düsüncede hepinizimn bildigi gibi acimak yoktur onlara acimak onlara en büyük kötülüktür onlara karsi gercekten yapilmasi gereken insani bir görev varsda onu yapmaktir.ben.Sarısülük dervisi ilk defa duydum isterdimki bunu paylasan arkadaslarin. hakinda varsa bilgileri onuda buraya yazmalarini beklerdim

Bora Ergündü

13.12.2016

Sevgili Oruçoğlu kalemin güçlü ve bizlerde yaralaniyoruz tsk ederiz dervişlik konusunda bilmiyorum hocam dervis mi ama zamanında iyi bir öğretmendi iyi bir edebiyatciydi fakat suanki durumu çok başka En kısa zamanda sohbet ederken sesini kaydedip size yollayacağım

Muzaffer Orucoglu

13.12.2016

Muzaffer Orucoglu II Teşekkürler. Çok iyi edersin.

Ayhan Oruçoğlu

13.12.2016

Süleyman’ın bana söylediği bir sözünü yıllarca anımsadım: “Hapishane sana alışmış galiba. Yazacağın yazılar, seni ranzalara bağlıyor. Sağlık olsun. Senden güzel eserler bekliyoruz.” Muzaffer oruçoğlu Süleyman Cihan yazısından alıntı....

Cem Vazo

13.12.2016

Yüreğine sağlık Mehmet çetin .. Muzaffer Orucoglu üretkenliği ve direngenliği ile bizlere moral olmaya devam ediyor ...

Kemal Keles

13.12.2016

Muzaffer yoldaş tüm bu yazdıklarını fazlasıyla hak ediyor. Değerli bir yoldasimizdir.

Çetin Yıldız

13.12.2016

Bütün arkadaşlara bir çağrım var...Oruçoğlunun yeni kitabını okudum.Bu firar olayini kendısıda anlatıyor...Çoğu yoldaşların bilinmiyenlerını insan öğreniyor.Zavot,tan Vartinike kitabını herkes okumalıdır.yaşım 60 hayatımın en iyi kitabı diyebilirim..Kivralar mutlaka bu kitabı okumalı dağıtımını üstlenmelıdır....10 tane ısmarladım..bir saat içinde bitti .Herkese söyliyorum...Hepimizin öğreneceği çok şey var.Saygılar hepinizi öperım....

Sarya Tayyar

9.12.2016

İsmail Beişkçi,Muzaffer Oruçoğlu yan yana oturmuşlar. Birincisi dedim şimdi neler neler konuşuldu ne fikirler ne anılar paylaşıldı. Eee hani bana ne var bir kaç tane resim özenelim diye mi kiskanalim diyemi ama hem özendim hem kıskandım en kötüsüde hiç bir konusmaları duyamıyorum diye yanıyorum birde resim de hiç kadın yok. Hani iş olsun diye söylemek istemiyorum ama gerçekten ben resimlerde kadın göremiyorum olsun gene orada olup dinlemek gözlemlemek isterdim herkesi. Hayat akıp gidiyor ne kadarını doldura biliyoruz sorusuyla birlikte

Muzaffer Orucoglu

9.12.2016

Taylan işini ciddiye alıyor ve ilginç resimler çiziyor. Reme gibi bu yaşta, bu ciddiyetle başlasaydım keşke. Danaların kuzuların içinde çizeceğim resimler de günümüze kalsaydı

Haydar Demirci

9.12.2016

Tebrik ediyorum Taylanı, Keşke babam beni resim, çizmeye yönlendirseydi, Babama göre, en gereksiz dersti resim,,

Yasemin Algul

9.12.2016

Oyle olacaga da benziyor Leyle, baksana ne kadar mutlu elinde firca varken. Onemli olan da o, yaparken mutlu oldugu bir is yapabilmesi, bu yaz sergiye hazirlanir artik, merakla bekleyecegiz ondaki gelismeleri, fircasinin goturdugu yere gitsinn:))

Yasemin Algul

9.12.2016

Taylan yaz sergisi yapalim mii :))

Leyla Çağrı

9.12.2016

Sevgili Yasemin Taylan Muzafferin desteğiyle bu işe asıldı.Umuyorum Muzafferin desteği ve benim katkım Resmi Taylannın hayatının ayrılmaz bir parçası haline getirir.

Ozan Telli -

9.12.2016

Herkes kendi acısının rengini vurur çizdiği resme -

Haydar Sen

9.12.2016

İyiki sizler var

Oktay Kaya

9.12.2016

Sizleri önder ibrahimi saygıyla anıyorum

Haydar Demirci

8.12.2016

Muzaffer Oruçoğlu Anlatıyor Zavottan Vartinike Kitabını H,Eyyübun sabrıyla bekliyorum,,, Bakarsın günün bir kuşluk vaktinde kapı ziline basar, sarı saçlı kuryeci kız ,,;)

Uğur Ay Aydar

8.12.2016

Bizdende selam olsun Muzaffer amcaya

Hayrettin Sönmez

7.12.2016

Selam olsun düşünen beyinlere-yazan ellere.

Devrim Kara

7.12.2016

İsmail Beşikçi Muzaffer Oruçoğlu Biri kürdistan ın ilk önderlerinden diğeri Türkiye nin. Özel bir foto

Celâl Temel

7.12.2016

İsmail Hoca, Ruşen Arslan ve İbrahim Gürbüz, on gündür İsmail Beşikçi Vakfı adına Avusturalyadalar. Tabi ki orada Muzoyu de görmüşler...Selam olsun, zulüm karşısında, haksızlık karşısında, faşizm karşısında dik duranlara, direnenlere... Berxwedan jiyane(Direnmek yaşamaktır.

Reşat Kavak

7.12.2016

Kitabı Idefıks veya kıtapyurdundan temın edebılırsınız Zafer Yılmaz tarıhı bırıncı ağızdan öğrenmek gercekten çok önemli Muzaffer Orucoglu nada ibrahim Ekıncıyede emeklerınden dolayı tesekkur edıyorum

Zafer Yılmaz

7.12.2016

İbrahim Ekincinin Muzaffer Oruçoğlu ile yaptığı uzun söyleşi, "Zavottan Vartinike" adı altında güzel bir kitaba dönüşmüş. Bazen keyifle, bazen de hüzünlenerek dolaşıyorum yakın tarihimizin müzesinde… Yeni şeyler öğreniyorum, hafızam tazeleniyor. Kitabın bende yarattığı hissiyat bu!

Erdinc Guleryuz

6.12.2016

İ.Beşikçi,M.Oruçoğlu yan yana Işığın,ateşin ve vicdanın görüntülerini görmek güzeldir.

Özgür Korevenkliyiz Polat

6.12.2016

Değerli hocalarımız İ.Beşikçi ve M.Oruçoğlu Ardahan gençliği sizinle gurur duyuyor takibindeyiz

Mukaddes Erdoğdu Çelik

6.12.2016

Bir tek problem var, hep erkekler toplanmışsiniz Muzo. Erkek erkeğe muhabbetler ettiniz herhalde.

Aziz Basak

6.12.2016

Oruçoğluuyla Beşikçi nin yanyana olmasından daha güzel bir şey olabilirmibiri kurdistan davasına bir ömür adamış, diyeriğse, proleterya davasının büyük Önderinin en yakın dava arkadaşı , bu iki insan bile devrim davasına inananlar için büyük moral kaynağı!.

Kenan Ozpolat

4.12.2016

YETERE MEKTUP -10- YETER; Bu mektubum SITEM icerecek,seni biraz sikabilir.Biliyorsun:Bir pazar günü TAKSIM yakinlarinda sana telefon acmistim...VELI AYDIN ve ben..".YASAM AGACI" dernegine gidip kahvalti yapmak istedik.Ögle vaktiydi,cok sevincle dernegimizin kapisina vardik,ne göreyiz KAPALI...! Bildigimiz dostlarimiza telefonlar actik,neden acilmadigini sorduk,karsimizdakiler bize aydinlatici cevap veremediler.Herkesin evde oldugu bir PAZAR...!!!! "YASAM AGACI" kapali,gidecek yer aradik,ilk aklimiza gelen yer:ÖNDER BABAT oldu...Orasi tika basa doluydu... Biliyorsun; Biz IBOCULAR sistemi en dogru tahlil eden gelenegin yolculariyiz,bu gelenek taraftarlari HER YERDE bununla ögünürler.Milli mesele,Kemalizm,Devletin bicimi,siniflarin tahlili,devrimin yolu,Demokratik devrim ve Halk iktidari,Proletaryanin önder rolü...say,saymakla bitmiyor...72 sartlarinda EN DOGRU bizdik.Türkiyede sistemle IDEOLOJIK ayrimi biz,yani IBO yapti.Onun aramizdan ayrilmasindan sonra YETER biz onu tekrar etmekten baska,ona katki yapamadik,onu asamadik,yaratamadik..Bizim disimizda yetersiz tesbitler yapanlar,ideolojik olarak sistemden kopayan DEVRIMCI cevreler bizi pratik becerileriyle gectiler.1976dan itibaren Merkezi yayin organi cikardilar...Ya biz..yerel brosürlerle idare ediyorduk. Legal "HALKIN GÜCÜ" gazetesinin cikis duyurusunu duvarlara asarken bile catismadan dolayi MERKEZI yayin organindan olduk.YETER,Rus önderlerinden LENIN: Merkezi gazetenin "Bizim ulasmadigimiz yere ulasir " bizim yapmak istedigimiz örgütleri yaratir demis,yada buna yakin.Biz böyle bir "Örgütcü yayini" cikaramadik.Sonra 12 EYLÜL herseyi yikip,silindir gibi üzerlerimizde gecti.Epey kendimize gelemedik,toparlanmalar baslayinca,yine BIZ gerilerde TAKIBE basladik.Begenmedigimiz "Kücük-burjuvalar" yaratiliklariyla bizi solladilar.Hatta günlük gazete bile cikarttilar,kültür-sanat dergileri,teorik dergileri vb.vb...Biz...ne yapiyorduk,ESAS MI,TALIMI,KIRMI,SEHIRMI,LEGAL PARTI olurmu,olmazmi tekerlemeleriyle ugrasiyorduk. Altta olunca IBRAHIMI dört dörtlük savunuyorduk,basa gelince yargilamaya basliyorduk..Bu "Tarih tekerrürden ibarettir" cümlesini bize "TANRI" yazmis gibi oluyordu...! MAOyu biz savunuyorduk,hatta MOIZM demeye basladik,DÖRT kafaya,besinci kafayida ekledik...MAOnun "YÜZ CICEK ACSIN,YÜZ FIKIR YARISSIN" Caglara damga vuracak ILKESINI biz savunuyorduk,ama pratigimiz buna uygun olmuyordu...Hep TEKRARLAMALAR YAPIYORDUK;Yeni söylenirse,onun dogru olup olmasina bakilmiyordu,IBOnun bes belgesinde yazmiyorsa RED EDILIYORDU...!!! Hatirliyorum,bir gün ALMANYAnin DARMSTADT sehrinde,belkide IMAM DAYIMIN evinde Muzaffer Orucogluna sormustum,"Sen bir toplantida,alin örgütü siz yönetin,cünkü siz IBOyu dört-dörtlük savunuyorsun demissin" o ne dedi biliyimisin,heee Kenan dedim demez mi...!!! Anliyormusun YETER..Azeroglu MUZO...Ibrahimle birlikte partiyi kuran sahis,eliyle PARTIYI "DOGMATIKLAERE" teslim ediyor...YETER,sonrada o "Dogmatikler" Muzoyu ordan atıyorlar,onuda bir sohbette somuştum...Yine gülerek demezmi; "Hec zoruma gitmedi,ben o misyonu oynayacak örgütcü degilim ki" dedi...Eeee YETER, güvendigimiz DAGLARA böyle böyle karlar yagiyordu..Ne olduysa oldu..ONUR VAFKI girisiminden bahsediliverdi,Yasam Agaci girisiminde bahsedildi...Bizde YARATICILIK gelisiyor derken,bi duyduk ki; VAKIF ikiye bölünmüs...Umutlarimiz yeniden SUYA düsmez mi..!!! Iki tarafida dinledim..ne söyledilerse KAFAMA yatmadi..Sana kesin SU..kesin BU diyemiyecegim..Yanlizca sunu yazmakla yetinecegim; "Bizde farkli fikirler yer alacak,bu fikirler mücadele edecekler,galip gelene uyacagiz,tartisacagiz ve tartisacagiz,is yapinca uyacagiz,uyacagiz,cogunluk elimize gecince,azinligin haklarini savunacagiz,Eylemde birlik ama;Icerdede bir birimizi yiyecegiz" NERDE YETER...Hec öyle yapamadik...!!! Bunu söyleyince bana ne desinler.... 04.12.2016

Kenan Ozpolat

4.12.2016

Bİr delİNİn günlüĞü Anılarımı, düşüncelerimi ve duygularımı yazmaya karar verdim ki, bundan sonra beni kimse tutamaz! Sadece konusmuyorum ! zaman geçirmek için konuşmayı izin yaparken seviyorum. İzine dinlenmeye gidiyoruz.konuşmak için havadan sudan,kumdan,soğuk biradan laf edip stres atıyoruz. Zaten ciddi konuşmalara başlarsan işin içinden çıkamazsın.gezinin bir anlamı kalmaz,dinlenme zevki dövüşmeye,dalaşmaya kadar varır. İzinin icine edersin,dinleneyim diye gittiğin yerde Psikolojileri bozulmus,güneşin kararttığı insanlar olarak eve dönersin.verdiğin uçak parasına mi,doldurduğun benzin parasına mı acıyan,kırılan kalplere mi…………….artik geç olmuştur,üzülsen ne yazar,üzülmezsen ne yazar… Dinlenme dönemlerine ait sohbetler zamanı iyi değerlendirmeye hizmet ederler. Ben konusmayı böyle anlıyorum,yerinde ve zamaninda kurulan cümleler. Yerine göre konuşmak…konuşursam adım atmalıyım,sırf konuşmak için konuşmaları her zaman sevmiyorum.acikcası kendime yediremiyorum. Otuduğu yerde mangalda kül bırakmayan cok insan tanıyorum.konuşuyor,konuşuyor,ya biraz da söylediklerinin arkasında dur dedin mi,şuna sen de el at dedinmi ortadan hemencik kaybolurlar,kacmanın teorisini yaparlar. Biraz üzerlerine gitmeye başladın mı bahane hazır; burada dingonun dediği oluyor,işte ondan…işte ben bunun icin sadece konuşmayı sevmiyorum.konuşuyorum,sadece konuşmuyorum. Boş konuşanların kendi dünyalarından başka dünyasının olmadığına inaniyorum.onlar icin yaşam; doğdum büyüdüm,calışıyorum,geziyorum,birde evlenirsem deme getsin.coluk cocuk,torun morun… Yaş ilerler derken öbür tarafa yolculuk gelip catmıştır.böylelerinin gelişleride,gidişleride hacimleri kadar ilgi uyandırır . bizde böyleleri coktur…birde cok kitap okuyorum diyenler var.bulduklarını okuyorlar. Buraya kadar hoşuma gidiyor.bunların okuduklarını üst üste koydunmu okuyanları boylarını gecer.böyleleride konuşuyor,ama sadece konuşuyorlar.okudukları kitaplar ne kendilerine yaramış nede Yaninda kı insana…ama,burada hic kitap okumayıp cok bilmişleri bir duldaya koyuyorum. Evet;konuş kardeşim serbestsin,ama iş yapanı kücüme yetkisini kimden alıyorsun,kim sana verdi diyelim… Uzun sözün kısası; yazı dilini cok sevdiğim Muzaffer Orucoğlundan aktaracağim bir bölümle gelecek sayida buluşmak üzere… DÜSÜNCEME ZINCIR VURMUYORUM.bu ilk özgürlüğümdür. INSANI OLAN TÜM EĞILIMLERIMI PRATIKTE YASAMAYA CALISIYORUM.bu ikinci özgürlüğümdür. ICIMDEKI YETENEKLERE KENDILERINI ISPATLAMA OLANAĞINI SUNMAYA CALISIYORUM.bu ücüncü özgürlüğüm. BASKALARININ ÖZGÜRLÜĞÜ ICIN MÜCADELE EDIYORUM.bu dördüncü özgürlüğümdür. YIKMAYI KENDIMDEN BASLATIYORUM.bu ise cıplaklığımdır…

Kenan Ozpolat

4.12.2016

AYNAYA BAKACAGIZ...! 1) Düsünceme zincir vurmuyorum,bu ilk ÖZGÜRLÜGÜMDÜR... 2) Insani olan TÜM egilimlerimi pratikte yasamaya calisiyorum bu IKINCI özgürlügümdür.... 3) Icimdeki yeteneklere kendilerini ISPATLAMA olanagini sunmaya calisiyorum,bu ücüncü ÖZGÜRLÜGÜM. 4) Baskalarinin ÖZGÜRLÜGÜ icin mücadele ediyorum,bu DÖRDÜNCÜ özgürlügümdür. 5) YIKMAYI KENDIMDEN BASLATIYORUM; BU ISE ciplakligimdir...! MUZAFFER ORUCOGLU (Azeroglu)

Abdülrezzak Koyupekmez

2.12.2016

MUZAFFER (AZEROĞLU) BEĞENDİĞİM VE SAYGI DUYDUĞUM BİR YAZARDIR.

Zeynel Esen

2.12.2016

Yıllardır M Oruçoğlunun kitaplarını okurum,kitapçılardan arkadaşlardan tedarik ederek.Son zamanlarda hem kendisi hemde diğer"Aydın yazar çevre ve dernekler tarafından" sistemli bir şekilde "bir reklam furyası" başladı hayırdır inşallah!

Haydar Demirci

30.11.2016

Korucu ağından da böylesi bir çözülmeye ihtiyaç var, Devlet otuz yıl öncesinin denemiş taktiklerini uyguluyor, Korucuların maaşlarına zam, genel anlamda sağlık eğitim vs den vaatler veriyor, Kısacası; pangınotların sesini duyunca, tataroların çoğalacağını düşünüyorum, Önümüzdeki sürece ilişkin, şimdiden görebildiklerini paylaşırsan seviniriz, Muzaffer Ağabey ,,, Alplerin soğuk esintileriyle ,sıcak selamlar, sevgiler,,

Castro ile ilgili Facebook sohbetleri

29.11.2016

Erdem Bulduruç Muzaffer ağabey selamlar. Konu açılmışken birşey sormak istiyorum Nisan 1971de Seylan Ayaklanmasının bastırılmasının Çu-Enlay tarafından desteklenmesi Çu-Enlaya mı yazılır yoksa Maoya da mı Ya da Maoya rağmen ÇKPye mi Muzaffer Orucoglu Hepsine yazılır. Bürokratik devlet sosyalizminin günahlarıdır bunlar. Lutfullah Erbil Sosyalistler hic kimseyi ne körü körüne övmeli, ne de körü körüne kötülemelidir. Fidel de diger devrim önderleri gibi, tarihin üzerlerine yiktigi görevi yerine getirmis birer önder insandir. Iyi yanlari oldugu gibi eksik ve yanlislarida her insan gibi olmustur, olacaktir. Bu dogru ve yanlislarini degerlendirmek ona bir hakaret degildir. Bu bir dönemin sorgulanmasidir. Bu sorgulama diger devrim deneylerinde oldugu gibi elbetteki Küba ve dolayisiyla Fidel icinde gecerlidir. Yaptiklarini kutsamak ona yapilacak en büyük hakaret, yok saymak da basitlik olacaktir. Kübadaki ve Latino ülkelerindeki devrimci etkisi, Sovyet etkisinde yaptigi yanlislari silmez. Bu sahsina ait bir eksiklikten cok o dönemin ideolojik eksikliginin bir faturasidir. "Parca bütüne tabidir... vs" Eger Sovyet Devrimi Sosyalizme gecebilseydi dünya baska olabilirdi. Stalin yikimi Devrimin durmasi ve yok olmasini getirmez miydi Üretenler yönetebilirmiydi Sovyet olusumlari Devlet olabilirmiydi Dünya ya SSCB nin cikari icin mi yoksa Halklarin cikari icinmi degistirmek gerekiyordu

Feridun Berkin

28.11.2016

Eski elbiselerinizi gözden geçirin derken lafım Muzoya. 21.ci yüzyılda Fidel değerlendirilmesi 1970e göre yapılmaz. Uuuuuf Muzoya da hala bunu mu anlatacağız............

Mehmet Çakal

28.11.2016

Küba liderini eleştirmek ne kadar doğru ise sayın Oruçoğlunu da eleştirmek o kadar doğrudur.Çünkü eleştiri bir şeyin bir kişinin olumlu ve olumsuz yanlarını açığa çıkarmak için yapılır.Ayrıca eleştiride yer alan kimi olgu ve düşünceler bize yanlış geliyorsa kendi doğrularımızı paylaşarak karşılaştırma fırsatı sunmuş oluruz.Son iki yazısında sayın Oruçoğlu,kendi bilgi birikimine dayanarak eleştiriler getirmiş.Bu onun en doğal hakkıdır.Ama Fidel Castronun "Sovyet yayılmacı ve işgali"ni desteklediğini ,bize onun söz ve davranışlarından örnekler vererek söylemesi gerekmiyor muSöz gelimi Küba,Afganistana asker mi göndermiş,ya da Sovyetler iyi ki Afganistanı işgal etti mi demişDünyanın herhangi bir bölgesinde emperyalizme karşı kurtuluş savaşı veriliyorsa oraya yardım etmek sayın Oruçoğluna göre yanlış bir davranış mıdırLider hala liderlik özelliği taşıyorsa onun liderliğini savunmak ne zamandan beri suç olduKübada verilen eğitim acaba liderliğin değişmezliği üzerine mi kuruludurKübada sanki olanaklar elverişliymişmiş de Castro engel olmuş gibi bir yargılamaya gidiliyor.Birkaç kalem üzerine kurulu üretimini geliştirme,sanayileşme fırsatı vardı da o mu yapmadıEmperyalist abluka altındaki küçücük bir ülke yaşayabilmek için ne güçlere katlanmış diye düşünmüyoruz bile .Böyle düşününce kendi yapamadıklarımızı da sorgulamak zorunda kalacağız çünkü.Bağımsızlığını kazanmak,ülkesinde sosyalizmi kurmak için mücadele veren ülkelerle ya da topluluklarla dayanışma içinde olmak devrimciliğin asgari şartıdır.Castronun, Mustafa Kemalin Cumhuriyeti kurmak geliştirmek için yaptıklarını övmesi bizi niye rahatsız ediyorLenin emperyalizme karşı oluşundan kaynaklı mücadelemizi desteklemeseydi kurtuluşumuz gecikmez miydiLenin de mi suçlu şimdi

Erdinc Guleryuz

28.11.2016

Enver kardeş ayakta kalmış Oruçoğlu gibi bir değeri yüceltmeyelim veya hakkını vermeyelim....Bak arkadaşlar çok kızıp hem yalaka bile değiveriyorlar dikkat

Enver Savasan

28.11.2016

Süper bir elestiri ve siir Günüme deger kattin sevgili Erdinc güleryüz Bu arada kaypakkaya inin yol arkadasi Müzzeffer abiye yoldasada selam olsun

Ozan Telli

28.11.2016

Aşka sınır çizilmez, ömür biçilmez,evet! Ağabeyime de, kardeşime de katılıyorum yürekten. Lakin yine de çok büyük ve de bizimdir Castro. O, yüksek ve coşkulu bir sesle söylediğimiz ter türküsünü daha gür ve güzel kılan halk nakışlı, özge bir kahramandır

Erdinc Guleryuz

28.11.2016

Bugün Muzonun duvar gaztesini işgal eyledik baba Haydar ahhh bu duvarın bir de dili olsa Zabel Yesayanın ölümü,Zare,İnfaz,ve daha çok öykü,deneme ve vede yüzleri gayet bilinçlice deforme edilmiş insan tipleri üzerlerine de yorumları şaşırıp,afallayarak okuya bilsek nerede,ne gezer, 70lere kazıklanıp kalmışız.....Bir de aklıma Turgut Uyarın şiiri geldi...Hepiniziin affına sığınarak bir de onu yayınlayayım... ARZ-I HAL Ben de günahkar kullarındanım Allahım... Bir "Kulhuvallahi" bilirim dualardan, Bir de "Yarabbi şükür" demeyi doyunca, Bir kere oruç tutmam ramazan boyunca, Ama çekmediğim kalmadı sevdalardan. Ben de günahkar kullarındanım Allahım!... Benim gibi kulun çok dünyada, Allahım!... Eğer bilmiyorsan işte, haberin olsun. Ekmek derdi, aşk derdi unutturdu seni. İnsan hatırlamıyor dün ne yediğini. Zaten yediğimiz ne ki hatırda dursun. Benim gibi kulun çok dünyada, Allahım!... Yazdıklarıma sakın darılma Allahım!... Meleklerin sana bunları söylemezler. Artık, pek yarattığın gibi değil dünya İnsanlar hem sabuna karıştı, hem suya: Ne olursun hoşuna gitmediyse eğer, Yazdıklarıma sakın darılma Allahım!... Sana bir şey soracağım, affet, Allahım!... Beş vakit kızlar doluyor camilerine, Beyaz yaşmaklı, beyaz tenli masum kızlar... Benim bir defa görüşte yüreğim sızlar; Sen tutulmadın mı, içlerinden birine Sana bir şey soracağım, affet, Allahım!... İşte insanlar bu minval üzre, Allahım!... Kıt kanaat sere serpe yollar boyunca Sen, bizim için hala o ezeli sırsın. Sen de, bizi bilmiş olsan, başkalaşırsın... Herkesin kederi, gailesi boyunca. İşte insanlar bu minval üzre, Allahım!... TURGUT UYAR

Haydar Demirci

28.11.2016

MUZONUN Yazısı başlığıyla birlikte ,toplam yırmı satırı bulmayan bir değerlendirme,,Bu başlık altında ,uzunca tartışmalar ,değerlendirmeler, olabilir, yapılan yorumlar, Asıl yazının iki katına çıkıyorsa,işim daha da zorlaşıyor, Burda yazılanların hepsini okuyorum, anlamak için, Devrim Kara ve Erdinç Güleryüz, arkadaşlar ,benim tipimde okuyucular galiba, Diğer arkadaşlarında emeklerine saygılıyım,Ama, kendi yazdıklarınızı bile takip etmiyorsunuz,,

Devrim Kara

28.11.2016

Chenin gerillada kod adı "Bakunin" di... Bence bu isim ile devrim sonrası Che/Castro kavgası arasında büyük bir bağ var. Che devrimden önce castroya "size tek şartla katılırım ,devrimden sonra kıta devrimi için mücadele sözü verirsen" demişti. Bu söz tutulmadı. Che bolivyaya castro ya kırgın gitti. O maliye bakanıyken parayı tedavülden kaldırmak isteyen bir devrimciydi. Castro nun derdi ise ister istemez sosyalist ana vatanı korumak oldu. Bunun için sscb ye dayandı. Bugün geriye dönüp bakınca kimin haklı olduğu ortada. Ne sscb kaldı, ne çin ne küba. Devrim enternasyonalist olmalı, bağımsız olmalı, iktidara ve paraya cins ve cinsel özgürlüge , çevre ve hayvan haklarına yönelmeli, sadece tüfeği değil bilim ve sanatı da silah bellemeli. Kobane düşecekti abd yardımı olmasaydı. Che olsaydı ne yapardı Kobane ileride bu tarzla özgür olur mu Che gibi ölü bir aslan mı olmak gerek yoksa yaşayan bir eşek mi Peki aklın ışığında ilerleyebileceğimiz 3.bir yol yok mu Ne aslan ne eşek ;kurt olsak olmaz mı Akp secimlerden önce yoksul semtlerde oy kapmak için halka kömür, makarna, dagıtıyordu. Bizim marka bot giyen solcular yoksul halka gidip "almayın şerefli olun" diye fırça attılar. Oysa Halk şerefsiz değildi sadece fakirdi. Şeref sobada yakılanilen bir şey değildir. Sadece devrimciler şerefle ısınabilir halk bunu becerecek bilinç seviyesinde değildir. Ben 3. bir yol önerip insanlara makarnaları kömürleri alıp akp ye oy vermemelerini kendileri için mücadele eden devrimcilerle hareket etmelerini önerdim. Castro 3. Yolu denemedi bile zaten buna en baştan niyeti de yoktu. Zira Castro kübalıydı Che ise vatansız ve ulussuz. Muzaffer ağabeyin fikirleri gayet akılcı ve mantıklı. Ben agabeyimizin bu akılcı yorumlarına verilen tepkiler ile solun şu örgütsüz ve sefil durumu arasındaki göbekten bir bağ olduğu kanısındayım.

Erdinc Guleryuz

28.11.2016

Sayın Oruçoğlu’nun okuyucularından birisiyim..İlgimi çok çeker Eserlerin de kahramanlar hep sıradan insanlardır. Hep yer değiştirirler... Grizu’lar bunun en güçlü örnekleridir. Dersim’de 90’lık Yavan’ın etrafında dönerek müthiş bir doğa tasviri ve edebiyat derinliği yolculuğuna çıkarız.. Tohum’da bile ironik halk eleştirilerini görmek mümkün. Paylaşımları da kendi entellektüel derinliğiyle dolu dolu geçen en belirgin bir sanat insanıdır. Burada epeyden beridir gördüyüm..Daha çok siyasi değerlendirmeler yaptığında eline kazmasını alanın seyirterek geldiğidir... Fidel Castro ölmüş....90 yaşında bir insan...Bu insanın yaşamının neredeyse 60 yılı politik liderlikle geçmiş.. Bu yaşamın eğrisine doğrusuna Oruçoğlu gibi dolu bir insanın bir çift lafı olmayacak mı 14 yıl hapis,30 yıl sürgün 40’a yakın kitap binlerce resimle dünyanın bir yerinden öte yerine gezinen... İnsanların dogmalarına geri yanlarına ateş tutan bir büyük entellektüele ‘’Vay sen ne yapıyorsun’’ ‘’Hem sen kimsin’’ ‘’Bu eleştirileri yazma hakkını nereden alıyorsun’’ Bunları yazanların çoğu hala hazırdan yeyip kendi tükenmişliklerini bile seyretmiyorlar... Oruçoğlu solun çıkmazının genel sebeplerini DEVLET ve KOMÜN eserinde gayet açıkça yazdı... Bir otur,oku.... Sonra sazı eline al.... Yine bilinen liberal,rev,zyonist,troçkist bilmem ne teranelerini dillendir... Haaaa bu arada Oruçoğlu farkında dahi olmayan birçok insanı edebiyatla yüzleştirdi. Daha çok çekeceğiz....En doğrusu Muhammet’tir...Onu okursan yeter.... Sağ muhavazakarlardan başımızı kaşıyamaz hale gelirken sol dinciler de artık hem yordu hemi de gına getirdi

Kenan Ozpolat

28.11.2016

ÖLENLERIN arkasinda GÜZELLIKLERIDE YAZILIR;KÖTÜLÜKLERIDE...! FIDEL CASTRO;Emperyalizme boyun egmedi,sunu yapti,bunu yapti..Evet bizde savunuyoruz...Yaptikalarini INKAR da etmiyoruz..GELELIM SAADETE; Ya SOSYALIZMI bürokrat-kapitalizme dönüstürmeler,Sovyetlerin yayilmaci politikalarinin MASALIGI...ÖLÜPNCE INSANLAR hatalariyla beraber mi gömülevcekler,onlarin hesabini sormayacagiz mi.. Yooo diyorsunuz,hatalarini söylemeyin,ÖVÜN..!!! Kusurlarini görmeyince ayni kusurlari DEVAM edecegiz demek olmuyor mu.. Biz ne yaptiksak bu dünyada yaptik,hatami yaptik,iyilik mi yaptik...EEEEE ne oluyor SIZLERE...!!! ÖLENLER "HATASIZ KULMU" olacak..Hesabini ordami verecek,biz hesabimizi burda verenlerdeniz..CASTRO Degerli bir sahsiyetti..DIK durdu...Dersem kimi kandiracagim...YAAAA nerde görülmüs; Halkin iktidarinda ÖMÜR boyu SULTANLIK,Bi geldim,bi daha enmem...Niye,sen "ALLAHMISIN"...Seni sectik,inmesini bileceksin...Yanlis yaptiysan hesabini vereceksin...DIKTATÖRLERI; ANTI-:AMERIKANCI DIYE BEN MI DESTEKLEDIM...Tamam; "DÜSMANIMIN DÜSMANI DOST" ta,ömür boyu dost olurmu DÜSMAN...!!!

Bülent Erdogan

28.11.2016

Türk solun halen o bitmeyen teorisiyle bilmem lenin bunu söyledi, Stalin bunu yaptı, Mao böyle yürüdü,kim kimi Afrikayı nasıl işgal etti Ha beyler biraz daha yazın, daha çok begeni ve alkış alırsınız Oruçoğlunun eserlerin severim çünkü yeni yeni deger yaratıyor. Fikirleri hiç beni ilgelendirmez, çünkü çoktan eskimiş.

Enver Savasan

28.11.2016

Fidelin ölümü üzerine farkli bakis acilariyla elestiren onu öven yeren bir cok yazi okudum Devrimci önder ve kadrolar gerek sagliginda gerek ölümünden sonra Arti ve Eksik siyasi idolojik pratik hatlari elestirilebilmeli Tabu haline getirmek kutsamakla es anlamlidir Oruçoğluda bunu yapmış siyasi ve pratik icrati eleştirimiş Kaldiki kendini elestiren yeren yazılarıda mevcut. Hic bir sey elestiriden muhaf degildir hakaret ve küfür edilmedikce elestiri silahi kullanilmali Elestirinin olmadigi yerde gelisim olmaz arastirma olmaz Nasyonal sosyalist oldugu gibi Marksizimden saip brökrat kapitalist ve onlarin yayilimci politikalara sosyal emperyalist de olunabilir Kominist parti icinde farkli cizgi ve düsünceleri yadsiyan yok sayan devrimci gelisimi yok sayar Tabulastirir dahada ileri gide kutsar ilahi güc kabul eder Ve dokunulmazlik zirhina büründürerek ilelebet tanrilastiri Ic tanrilari alt etmeyenler gelisim saglayamaz Iyi yanlarimiz zaten bizimdir daha iyisini yakalamak icin elestiriden korkulmamali Bizi gelistirecek silahi bir tarafa atmamak paslanmasi na müsade etmemeliyiz

Erdem Bulduruç

28.11.2016

Sayın Oruçoğlu bilakis Brejneve övgüler düzen mektupları vardır. Şayet Che ve Castro arasında iki çizgi aranacak ise -ki buna itirazım olmaz- Çini total bir kamp olarak okumamak gerekir

Hüseyin Yilmaz

28.11.2016

Muzaffer sunu acikca desek ya bizlerde öncekilerimizde islamin tam olmasada pareleli gibi bakiyoruz eskisi kadar olmasada halla böyle baknlar var.buda demektirki halla bizim icimizde de evrimlesme sürecini tamamlamamis insanlar cok..örnek olarak belki kaba olcak ama rojavada isid barbarlar ordusundan birini catisma esnasinda öldürmüs vede cesedin üzerine basarak foto cektirmis.yorumlara bakarsan destansi kahramanlik.oysa vahset bunu anlatmaya calisirsin .olmaz ya o kadarda humanist olunmaz derlervede yazanlar meger humanistligin bilincindeyseler cok yapilcak is var demek.anladigim kitap okumaklanda olmuyor bazi seyleri icsellesmedinmi vijdan denen seyde olmadimi daha cok yolumuz var derim.

Hasan Alici

28.11.2016

Nihayet biat kültürünü dışlayan yerden bir bakış .

Devrim Kara

24.11.2016

Nazım af kapmak için kuvva-i milliye destanını yazıyor ama durumun da farkında . Kürt sorununu iyi biliyor Nazım bunu mektuplarından birinden anlıyoruz. Ayrıca Kıvılcımlının yazıları da var . Lakin yetersiz . İlk bilinçli unsurlar olarak ,Sait Kırmızıtoprak,İbo/Oruçoğlu ,Sait elçi, ve Beşikçiyi sayabiliriz.

Çiğdem Koç

23.11.2016

Tam da şimdi,bir kez daha ve belki pek çok kez daha "Karyaditler"i okuma zamanıdır...Havvanınkileri bilmem ama ,Lilithin kızları bu dünyayı değiştirecek

Enver Savaşan

22.11.2016

Tüm kitap ve eserleri gibi DERSİM Romanı da Gerek uslub gerek yazım Gerek coğrafik yapı harika işlemiş Bundan bir kaç yıl önce kadın erkek ilişkileri bazı kesimler tarafindan eleştiri konusu oldu. Bence bu yersiz bir eleştiriydi. Hayatın her alanında bu tür ilişkiler olur,olabilir. Birilerini namuslu ve namussuz diye yargılama düz mantıklıktır. Oysa namus kavramı bilinçle ilintili bir olgudur. Kisacasi okunmalı okumadıysanız bir eksiklik hissedebilirsiniz. Dersim gercegini baska bir pencereden bakma olanagi sagliyor

Vehbi Bardakçı

20.11.2016

Kitapta coğrafi isimlerde bazı hatalar tespit ettim. Daha önce Muzaffer Ağbi beni uyarmıştı zaten. Tohumu iki kez okudum. O bölgeyi tanımadığım için, coğrafi isimlerde hatalar yaptığımı tespit ettim. Romanı baştan sona yeniden okudum. Yıllar sonra kendi romanımı bu vesisleyle yeniden okumuş oldum. Yanlışları düzelttim. Ben de kurgunun çok güzel olduğunu bir kez daha fark ettim. Gerçekten güzel olmuş. Hatta mükemmel olmuş diyebilirim. Çok etkilendim, insanlığımdan utandım..

Sebahat Tank

19.11.2016

Oruçoğlunun üzerindeki kazağı ördüğüm günler de kolay günler değildi ama o günleri özledim herkese selam ve sevgiler

Gülşen Çelikkol Meriç

19.11.2016

Muzaffer Oruçoğlu kitapları gibi yalın ve tertemiz yüzlü Mesut Çığır çok teşekkürler bana ilk Oruçoğlunu anlatan ve tavsiye eden yazdıklarımı okuyunca yazdıklarında Oruçoğlunun anlatımı var Tohumu mutlaka oku demişti saol ya Mesut bu güzel insanla senin sayende tanıştım her okuduğum kitapta yeni bir insanla tanışıyorum Hüseyin abi ye gelince çok değerli bir insan yüreğinin güzelliği yüzünde iyiki de tanımısım seni

Uğur Gözegir

12.11.2016

Kitapdaşlarına karşı kibar olma arzusundaki belirginlik,zorlamiş olmalı Oruçoğlunu

Haydar Demirci

11.11.2016

Adamı doğduğuna ve yaşadıklarına bin pişman eden bir alıntı,, Bu alemi hayal etmeyen insanların hayatı; bekçi Murtezanın hayatıyla ne farkı olabilir ,, Oruçoğlunun Felsefesinde, insanlara altında bulunduğunuz boyunduruğun ağırlığını hafifletmeye dair bir tavsiyesi ve telkini yok, Onun derdi; ömrünüzün hangi dönemini yaşadığınız mühim değil, Önemli olan,öküzlüğü farkedip, neresinden dönerseniz o kadar özgürsünüz diyor, Sevgili arkadaşlar yanlış anlamasınlar; ben kendimi anlatıyorum, Boyunduruk kolik halimden edindiğim hayat tecrübem yani,,Muzo arkadaş, Yaşı ilerledik ce, içindeki cevherini dinamitleyip, yer yüzüne çıkmasını sağlayan tek edebiyatçıdır bence,,keyifle ve anlamlandırarak, sindire sindire okuyorum yazılarını,,

Mehmet Akpunar

11.11.2016

Sevgili oruçoglu çok derinlere bizi sürükleme sonra çıkamayız çıksakda bir işe yaramayız orta yaş üstü şeyler tavsiye et bize mesale güzel ev yapımı şarap içmeyi yürüyüş yapmayı falan...Yazın güzel olmuş bize yazmaya devam et.........

Erdinç Güleryüz

11.11.2016

Derinlik,felsefe ve ironi insanı alıp alıp yazının içine çekiyor....Muzo anlaşılmak istenmeyen büyük bir yazar...Ötesi Ressam Şair ve Heykeltraş Kendini de ne güzel betimlemiş.. Kardeşim ben aşık olmak istemiyorum. Özgür, sorumsuz, saf ve şaşırtıcıyım. Güzel olan her şeyi severim. Koruma, kollama, sahiplenme ve horozlanma aleminin karşısındayım. Her anımı güzel yaşamaktan yanayım. Güzeller güzeli bir kadınla sevişmekten tutun da, kölelikten kurtuluş uğruna, tek basına bir hücrede ilelebet yatmaya kadar her şey güzel yaşama kategorisine girer. Içimdeki temel ve güzel eğilimlere karışmayın. Ben acılarımı ve yalnızlığımı, kendi iç seslerimin gücüyle yenmek istiyorum. Güzel olan her kıpırtıya yaymak istiyorum sevgimi. Kardeşim, iki gözüm, lütfen beni kendine benzetmeye çalışma.

Devrim Kara

11.11.2016

Muzaffer ağabey çok bilge bir insan , çok kıymetli bir zihin, bilen biliyor onu ama yeterli değil.ona ve tüm ilericilere yapılan Burjuva kültür ambargosunu kırmak gerek.Gelecekte kıymeti mutlaka daha çok anlaşılacak ama çok geç olmasından korkuyorum. "Zaman en büyük devrimcidir" "Yaşamın kendisi aşktır, bu anlaşılınca aşkın tanımı değişecektir" Güzel fikirler bunlar zihin açıcı ufuk genişletici

Haydar Demirci

11.11.2016

Sevgili Muzo yaşamdan bıktığımız bu çağda, demek ki daha çok aşık olacağız, vaziyet öyle gösteriyor, yaşamamı, sevgiliyemi, veya celladımıza mı belli değil, Eline sağlık epeydendir yazı okumuyordum, iyi hafiflendim,,

Haydar Demirci

10.11.2016

Ermenilerden kalma bir küp altını vereceğini söylüyor ama, olmayan bir şey vaat edip, zaman kazanıyor, Ordan da firar ederek sıvışıyor Yavan

Devrim Kara

10.11.2016

Kitapçılar pasajının kadim ve bilge bekçisi Sabri baba, Muzaffer oruçoğlunun filozof romanının yeni baskısını incelerken... Bir sergi ziyaretçisi ise çok yönlü devrimci sanatçının tablolarını izliyor.

Çetin Yıldız

9.11.2016

Muzo Seni doğuran anana kurban kurban olim.hep böyla yazılar yaz.En büyük aşkı bana yaşattın.öptümmmmm

Turabi SALTIK

8.11.2016

Munzur Gözeleri DERSIM Yazdan kalma Munzur Gözeleri anılarıyla genişletilmiş yeni baskısıyla Muzaffer ORUÇOĞLUundan Dersim romanını okumak...

Yaman Tuzcet

4.11.2016

Sevgili Muzafferin kitabının hakettiği ilgiyi görmesi dileğiyle, sevgileeeerr!

Nesimi Aday

4.11.2016

Filozofun ilk kapağını ben tasarlamıştım ve o Fyi, roman kahramanının muzipliğini tamamlasın diye ters çevirmiştim. Bu hali de şık olmuş, elinize sağlık... Bu arada kitabı okuma fırsatı bulamayanların da bir an önce okumasını ısrarla tavsiye ederim...

Çiğdem Koç

4.11.2016

İste bu harika bir haber...Hem iyi haberlere ,hem de edebiyata susamısken hele...Şahsen beni çok mutlu ettin,sen de.mutlu ol hep

Enver Savaşan

3.11.2016

Merakla bekliyoruz. Fikirde düsüncede yaratıcı sorgulayici uslubuyla insaı yazdıklarına hapseden büyük yazar Oruçoğlu. İşyerinde Kayserili Trabzonlu İçanadolu ve Egeli insanlar kitaplarıyla tanıştı. Müptelasi oldular. Bu yeni kitabı da zevkle bekliyorlar

Ekin Deniz Çobanoğlu

2.11.2016

Evet....Bilgiyi halka götürmek...tartışmak...Onlardan biri olmak...Sevecenlikle samimiyet ile buluşunca olmayacak şey yoktur... önder yoldaşı saygıyla anıyorum..bir o kadar saygıda Muzaffer Oruçoğluna

Devrim Kara

1.11.2016

En sade , kısa ve çarpıcı analizler hep Muzaffer ağabeyden geliyor. Dün cumhuriyet gazetesi basılınca Oruçoğlu okurları olarak aynı analizi yaptık. Devletin ana gövdesi 15 temmuz sonrası akp ile istemeden de olsa bir anlaşma yaptı. Cumhuriyet Kemalistlerin bu anlaşmaya onay vermeyen kesiminden bazilariyla dün konuştum resmen körler ve ülkede olan bitenin farkında bile değiller. Yüz yıldır sol, dindar, kürt, ermeni düşmanlığı türküsü söylüyorlar. Tarih yok edeceğinin önce gözlerini oyar. Haziran hareketi kemalistler içinde azınlık. Devrimciler dağınıklığın farkında ve kalpleri birlikten yana ama bir araya gelemezler zira örgütsel yapıları ve kabile, şef kültürü buna engel olur. HDPnin hatasını görmesi ise bence iyi bir şey. Alevilerde tık yok. Sanki bir iç savaş bekliyor herkes eteklerindeki taşları dökmek için.(tabi muhaliflerde hazırlık birlik yok iktidar ise ordu poliste 15 temmuz sonrası harika örgütlendi) Mısır gibi olamazsak sonumuz Suriye gibi olacak.

Devrim Kara

28.10.2016

Okuduğum her kitabı özetler, yorumlar , tartışır dostlarla paylaşırım.Bu kitabı da yazmalıyım.çünki bir solukta okudum.metrobüslerde okudum kitabı diyebilirim. Dizgi, baskı hoş. Sorular yerinde cevaplar doyurucu. Yaşayan insan hazinesidir Muzaffer ağabey. Yazarın emeği için teşekkürler. Bir teşekkür de Akın ağabeye. Kitabı bana o hediye etti. Bir klişe dışında klişeleri sevmem : "kitap en güzel hediye"

Uğur Gözegir

27.10.2016

"Vala İbo," diyorum, "Ben bu klarnet ve rakı neferlerini, bu özgür ruhlu MACIRları sevdim. Yeniliğe oldukça açıklar. Kavun içi tenli, kırmızı yanaklı ve renklerini derinliğinde ışıl ışıl gülümseten boncuk gözlü güzel kızları var. Türk Slav kırması izlemini yaratanlar daha cazip. Bu bölgede tutucu ve kafesçi erkeklere fazla rastlamadığım gibi, beşlik simit misali minderine kurulmuş, gelin dibimde otursun, emrime amade dursun," tipinde kaynanalara da rastlamadım." Bölgede yaşayan ve 93 harbinde(osmanlı-rus) göçenlerin büyük kısmı pomak ve lofça(lovech) bölgesindendir :) Çok güzel bir yazı sayın oruçoğlu gözlemlerinize sağlık diyesim var

Devrim Kara

26.10.2016

Sezgilerim Orhan veli, Ahmet arif, Nazım hikmet arasındaki siir ilişkisiye benziyor Yılmaz güney , Nuri bilge ceylan, Zeki demirkubuz arasındaki sinema ilişkisi diyor. Aynı şekilde Yaşar kemal, Fakir baykurt ve Muzaffer oruçoğlu arasında bir bağ kuruyor bilincim. Muzikte ruhi su kadar muhim geliyor bana devrimci gruplar ve devrimci gruplar güzel şarkılar üreten grup abdal, kardeş türküler, kesmeşeker, emekçi, erkan oğur.

Devrim Kara

26.10.2016

Tarzı orhan veliye çok benziyor. Nazım , cahit sıtkı,Ahmet arif ,hayyam kadar çok severim Usluyu.

Muzaffer Orucoglu

26.10.2016

Ölüm sözcüğü aklıma öncelikle iki şairi getirir: M. Tayyip Uslu ve Orhan Veli.

Cem Özkan

25.10.2016

Öyle güzel anlatmışsın ki,Kaşıkçı Köyüne gidesim geldi

İsmail Hanoglu

25.10.2016

Muzafer yoldas bu anilari sürekli yaz tesekürler (öylesi büyük bir önderin anilarina cok ihtiyacimiz var

Ayşe Dalkılıç

24.10.2016

Teşekkürler abim...benim için anılar,paha biçilmez mücevherler gibidir...

Devrim Kara

24.10.2016

Dil harika. sofrada sanki bende vardım.bugün trakya halkına gitsek bizi kovarlar. kaybedilen mevziler ortada. verilen emek de ortada. kampçılık faliyeti için o bölgeye sık sık giderim, kaşıkçı köyüne de uğramaya çalışacağım yazın:) belki son durumu da yazarım. verilen emek boşa gitmez devlet zihinleri teslim alsa da edebiyat yok edilen mevzileri küllerinden yeniden yaratır.

Hüseyin Arslan

24.10.2016

Muzonun romanındaki Ökkeşi Hatırlıyor musunuz

Hikmet Kuran

24.10.2016

Romanı okuyalı en az 15 yıl oldu dönüp tekrar bir bakmam lazım. Ama A1 ekibi içinde böyle bir ismin geçtiğini sanmıyorum. İhtiyar , Şivo, Ufaklık, Hıdır, Azer, Mestan, Tavas, Kazım gibi isimler aklımda kalanlar.

Hüseyin Arslan

24.10.2016

Sanırım zaten takma isim Ökkeş. Sizinle beraber gelen ekipte değil. Karıştır-barıştır uygulamasından, elbise direnişinden, dayaktan bıkıp bağımsızlara giden birisi. Her seferinde direnişçi koğuşlardan slogan sesleri duyunca pişman oluyor dilekçe yazıp sizin yanınıza gelmek istiyor. Direniş koğuşlarına gelene kadar koridorda dayak yiyince yine vaz geçiyor ve bağımsızlara geri dönüyor. Bunu bir çok kere yapıyor ama müthiş bir iç hesaplaşma yaşıyor. Her şeye başka açılardan bakmaya çalışıyor. Ama en sonunda kendisiyle yüzleşmeyi başarıyor. İnanılmaz güzel bir karakter. Muzonun roman karakterleri içinden en devrimci, en güzel olanlardan biri.

Leyla Setan

21.10.2016

Üçlemeleri okudum.Dikkatlice okudum.Kitaptaki en yetkin kalem olan Oruçoğlunun söylediklerine kısmen katılmaktayım.Sayın Kemal Dinç için övgü dolu bir çok sözüm olabilir.Fakat öyle sanıyorum ki yayınlanacak öteki kitaplarında,eğer ister ise,çok daha yetkin bir kalem olabilecektir.....(Daha kullanışlı bir zamanda daha geniş cümleler kurabilirdik belki.Fakat dayanamadım yazdım.Kemalin kalemi Kafkai olmaktan çok uzaktır ya da Oruçoğlu ile kitaptaki biçem ve içerik açısından baktığımız yerler farklıdır diyebilirim,,,Teşekkür ederim.... Kaleminize ve ömrünüze bereket

Devrim Kara

21.10.2016

MUzaffer Oruçoğlu Anlatıyor Zavottan Vartinike anı romanı okudum.Beğendim. Teknik olarak çok iyi,ayrıca kaliteli bir dizgisi baskısı ,dili var.imla hatası yok denecek kadar az.Sanatçıya sorulan sorular güzel. sanatçının cevapları doyurucu .Çalışmayı okuyanın aklında sanatçının "özel" hayatı ,güncel fikirleri,sanatı hakkında soru işareti kalmaz.Ayrıca kocaman bir siyasal döneme ışık tutuyor anlatılanlar. Her yüksel akılla bu tür röportajlar yapıp kitaplaştırmak gerek. Deneyim aktarımı mühim şey.Ekinciye emeği için teşekkürler.

Devrim Kara

21.10.2016

Yazıdan güzel bir analiz: Dersim, Oruçoğlu’nun Dersim direniş/katliamı ile ilgili düşüncelerini okura aktaran bir metin değildir. Oruçoğlu, sahip olduğu tarih, sosyoloji ve felsefe bilgisine de başvurarak Dersim olayına estetik bir açıdan yaklaşmaktadır. O bu konudaki birikimini roman türünün imkanlarıyla dile getirerek Türkiye’deki hakim roman anlayışı dışında yeni bir roman anlayışını geliştirmeyi amaçlamıştır. Oruçoğlu’nun derdi Dersim olayını anlatmak olsaydı herhalde bunun için roman türünü seçmezdi. O, egemen sanat anlayışına karşı emekçinin, ezilenin, dezavantajlının hayat önündeki türlü hallerini romana işlemiştir Ama bence bilgi vermenin en estetik ve uzun ömürlü yolu romandır. Roman sıkmaz, süzlü bilgidir.Akılda kalır çünkü karakterler,mizah,dram vardır.

Hasan Aydın

20.10.2016

MUZAFFER ORUÇOĞLU SERGİSİ albümüne 53 yeni fotoğraf ekledi. BUGÜN KADIKÖY’DE BARIŞ MANÇO KÜLTÜR MERKEZİNDE “IŞIK VE RENK ÇAĞRIŞIMLARI” ADLI BİR RESİM SERGİSİ GEZDİM. RESSAMIN ÖZGEÇMİŞİNİ OKUIYUNCA ÇOK MUTLU OLDUM. RESSAMI KISACA TANIYALIM: 68 kuşağının önderlerinden Muzaffer Oruçoğlu, ressam, yontucu, şair, yazar. Karsın Büyük Zavot (Boğatepe) köyünde doğdu. İbrahim Kaypakkaya’nın yoldaşı. On üç yıl hapis yattı. Fransa’ya sığındı. Avusturalya’ya yerleşti. Şimdiye kadar toplam 6 ülkede altmışa yakın kişisel resim sergisi açtı. 14’ü roman, 7’si şiir, 2’si masal, 3ü deneme, 1i mektup, 1i inceleme olmak üzere 28 kitabı yayımlandı. Bestelenen şiirleri var. Bu güzel insana sevgi ve selamlar gönderiyorum doğup büyüdüğü topraklardan.

Mehmet Erdil Dedeoğlu

20.10.2016

O bu ülkenin yaşayan devrimci önderlrinden Muzo hocamın yolu açık olsun

Zafer Yılmaz

20.10.2016

Ay kişi, lelemin de, leleyin de goru hakki için diyerem ki, mökkem yezıfsan… Gağa da bileydi bunu keşke...

Muzaffer Zavotçu

20.10.2016

Bunca yıldır Zavottan ayrı kalmasına rağmen olayı harfiyen hele zavottaymış gibi anlatarak, bizi altmışlı yıllara götüren abim ve adaşıma sonsuz teşekkürler. Olayın kahramanı lele (Mehemmet dayı) bir veterinerden çok bilgisi olan ve dara düşenin başvurduğu oruçoğlunun babası (Gağası) nenemiminde kardeşiydi.Oruçoğlu ile ilgili bir anımıda anlatmak istiyorum.67 veye 68 yıllarıydı. Çapada okuduğu yıllardı. Yaz tatilinde köye gelmişti.okulun bahçesinde gençler top oynuyordu.Oruçoğlunun abiside öğretmendi. Okulun lojmanında kalıyordu.Zaman zaman oyundan çıkıp lojmana gidiyordu. Daktiloda yazılar yazıp geliyordu.Köyden ayrılmadan önce nökerleri bakkalın önünde toplayarak aklımda kalanlar(mazo. küren ehmet,cavcırıık, kırız) ellerine dirgen,lapatga,çalğı v.s vererek fotoğraflarını çekti. O zamanh bir dergi çıkarıyorlardı okulda.Orada yayınlamış ve dergiyide köye gönderdiğiğni biliyorum.

Necmettin Umutoğlu

20.10.2016

Muzaffer abi emeğine yüreğine sağlık birde meydanali yi anlatirsan memnun oluruz hikaye gağa yı anlatıyordu kanımca

Sultan Karatas

20.10.2016

Hikayeyi ne güzel dillendirmişsiniz hocam. Herkes kendince bir yerlere takılır, kendinden birşeyler bulur okuduğu hikayelerde, ben de isim Lelede kaldım... Yerel ağızlarda konuşmanın tadı bir başka doyulmazdır... İstanbulda doğup büyümüş bir Kürt kızı olsam da çok değerli ve tadı damağımda kalan öyküler öylesine gelir içime işler... Lele dedim ya! bizim Dersimden Sivasa göç eden Kürt alevileri arasında, eril ve dişil ayırımı için kullanılır ve genellikle nüktedan, takılma babındaki konuşmalarda tercih edilir; kadına lele, erkeğe lolo denir... Tekerrür halinde kullanılır bu sözcükler daha vurgulayıcı olması açısından. Güzel bir hikayeye, ek olarak bunları da katmak istedim. Teşekkürler, yüreğinize sağlık... Kaleminiz hiç yorulmasın hocam.

Hayrettin Sönmez

20.10.2016

Okurken gerildim, Tek Gözlü Büyücüden el mi aldın be adam. Bu kadar güzel bir anlatım, tebrikler, tebrikler.

Hıdır Karakuş

20.10.2016

Belliki, Muzaffer çok düşünen bir insan. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar tekrar tekrar düşünen, hayal eden biri olmadan, en fazla orta okula kadar köyde yaşamış birinin , oraya ait bu kadar ayrıntılı bilgi sahibi olması mümkün değil. Öyle olmasa yazar, edebiyatçı olamazdı herhalde.

Mustafa Cetin

20.10.2016

İbrahim Ekici Önsözde Muzoyu güzel ve Real atlatmış.O yüzden çıkan kitab da güzel şeylerle dolu kanaatindeyim. İBRAHİM EKİCİye teşekkürler. Birde SÜLEYMAN YEŞİL(Uzun) ayağı tamamlansa güzel olur.O şimdi çok ama çok sesiz!!!

Haydar Demirci

20.10.2016

Zavot diğer romanlardan daha etkili,olduğunu düşünüyorum, İlk yazma aşkından kaleme alınan eser, diğerlerinden farklı olsa gerek,,Muzaffer arkadaş, üzerinde yoğunlaşsa, en azından bir özetini yayınlayabilir, Ben çok merak ediyorum, Kürt Ata sözünde bir deyim var, ; Hetta mırıne, terine fırıne,, Gözümüzün romana ısındığı, bu halimizle, ölünceye dek okuyacağız galiba,,

Muzaffer Orucoglu

20.10.2016

Bakalım Haydarcığım, zaman ne gösterir. İlk romanın yeri farklıdır. Derslerimi asarak yazdım onu. Zavot, işyeridir, peynir üretilir. Doğa, ahır, zavot ve ağa- nöker ilişkileri....

Devrim Kara

20.10.2016

Eserin adı "Zavot" bu sanatçının dünyaya geldiği köyün adı. Solda azize görünümlü bir kadın var, sırtı bize dönük ,yüzü kandile bakıyor. Bu masum sessiz kadın ,sakın ola 15 yıl kadar oğlunun zindandan dönmesini bekleyen sanatçı anası olmasın Sağda ise minik bir kareye hapsedilmiş bir adam var. Bakışları sert ve gergin ,tuvaldeki yerini bile çukurlaştırıp deforme etmiş. Aklıma sanatçının çocuğumdediği ilk kitabını sobaya atan nobran babası geliyor.

Devrim Kara

17.10.2016

Gogolun paltosu varsa benim gibiler de Muzaffer oruçoğlunun tohumuyla ekilen ağacın meyveleri sevgili ağabey.

Aliriza Güler

17.10.2016

Muzo bende tşk. ediyorum. birlikte epey güzel işler yaptık aslında. sana hep başarılar dilemekten başka ne gelir elden.

Muzaffer Orucoglu

17.10.2016

Teşekkürler Rıza, benim en çok anladığım resimleri seçmişsin. 24 yıl önce Berlinde, Alman Komünistletinin toplandıkları binada,birlikte düzenlediğimiz sergimi anımsattın bana.

Alirıza Güler

17.10.2016

Muzaffer Orucoglunun resim sergisini gezdik bugün kadıköyde. en anlaşılır(!) olanlardan sizler için seçtim bunları.

Çiğdem Koç

17.10.2016

Asil ben tesekkur ederim Muzaffer Orucoglu...Varligin ve icten gelen nezaketin icin

Muzaffer Orucoglu

17.10.2016

İlgine ve inceliğine sevgiler, Çiğdemciğim.

Mehmet Erdil Dedeoğlu

17.10.2016

O bu ülkenin yaşayan devrimci önderlrinden muzo hocamın yolu açık olsun

Hasan Aydın

17.10.2016

Muzaffer Bey, sizi resimlerinizle, kitaplarınızla tanımaktan mutluluk duydum. Size sağlık, esenlik diliyorum. Dostlukla...

Kifayet Yıldırım

17.10.2016

Yaşananların ötesi.plastik değerleri taşıyan ışığın .rengin adamı.farkindalıgin .değişim.özgürlük bilinci.var oluşun erdemliligini gördüm.güzel insan.

Mustafa Toprak

17.10.2016

Eline sağlık,Muzo Harukulade tablolar..Verdiğin emek için sonsuz teşekkürler Saygılar,selamlar.

Çiğdem Koç

17.10.2016

Ne güzel değerlendirmişsin bugünü...Daha önceki sergiyi de çok büyük keyifle gezmiştim...Duvarında bir Muzaffer Orucoglu tablosuna sahip biri olarak (tabi ki yapacağım bu şımarıklığı) ,her zaman çok mutlu oluyorum onun eserlerini izlerken...Ama galiba ben en çok yazar Muzaffer Orucoglu insanıyım.Onun yazdıklarını okumak bana cesaret veriyor.Şimdi "Muzaffer Oruçoğlu Anlatıyor" da elimde;onu da farklı bir tatla okuyacağım...Nihayetinde,bir tane Muzo var..

Çiğdem Koç

17.10.2016

Kesinlikle...Onun yazdıklarını hep çok önemsedim ve hep çok cesur buldum...Muzo ile tanışmış olmak,onunla sohbet etmiş olmakla da çok mutluyum..Hele,bana hediye ettiği ve taaaa kıtalar ötesinden gönderdiği tablo var ya;o incelik ve nezaket çok başka..

Haydar Demirci

12.10.2016

Avustralya söz konusu olunca, aklıma ilk gelenler; Vog Veli,Çift şeker, Alevi Fikret,Kangurular, Japon balıkçılarının katlettiği balinalar, ve de yerlileri

Kemal Keles

11.10.2016

Bu aralar fazla mesgulum. Nedeni de bu yaz Türkiye. Dönüşü bolca kitapla dönmem. Hal böyle olunca bu değerli kitapları okuyup bitirmek ve bilgi hazinesini zenginleştirmek. Böylece. Muzodan başladım tabii. Tohum , Dersim derken Ali Türker Ertuncay yoldaşın hatiralarini yvazdığı Gorulememistir adını verdiği ceza evi günlüklerini okudum. Çabuk bitti.Kendisinin su anda nerede olduğunu merak ettim ve fez.den buldum ve didimde yaşadığını öğrendim.Artık kendisiyle fez.arkadasiyiz. Kitaptan bahsedersek güzel yazılmış

Devrim Kara

10.10.2016

Ben ve iki genç arkadaş sergide bir kaç kadeh şarabı yemek borumuzdan aşağıya agopun kazının lokmaları gibi yuvarlarken ,Atilla ağabey tam bir beyefendi gibi tuttu kadehi, arada bir yudum aldı konuştu... sonra biraz daha konuşup yine bir yudum aldı. Ağzıma her götürdüğümde anında boşalan kadehime baktım, lan yoksa benim kadeh mi arızalı diye:)

Mustafa Toprak

9.10.2016

Eline sağlık,Harukulade tablolar..Verdiğin emek için sonsuz teşekkürler Saygılar,selamlar.

Kifayet Yıldırım

9.10.2016

Yaşananların ötesi.plastik değerleri taşıyan ışığın .rengin adamı.farkindalıgin .değişim.özgürlük bilinci.var oluşun erdemliligini gördüm.güzel insan

Kenan Ozpolat

9.10.2016

Bende ziyaret edecem...Epey olmustu MUZAFFERin sis arkali ve derin bakisli kadinlarini görmeyeli...Bizede gelmisti;Bir esek üstünde iki kisi,bir kadin biri erkek..Dedi KENAN ne görüyon...Dedim icimimi söyleyem,senin anlamak istediginimi söyleyem,icini söyle dedi. Valla dedim;Binmisiz bir kara sipaya öne Meral arkasina ben gidiyik,yolumuz hayirli olsun...Tam 35 sene oldu,halen o sipanin üzerindeyiz,enecegimizde yok..dögüse dögüse,sevise sevise gidiyik...HALEN YOLUN SONU GÖRKMÜYÜ !!!

Melahat Günaltay

9.10.2016

Nihayet merakla beklediğim serginizi dün görme şansım oldu.Hani çok beğendiğiniz bir ressamın tablosunu müzede gördüğünüzde duyulan heyecanı yaşadım. Sizi şahsen tanımış gibi oldum.Kitaplarınızdan birkaç tane aldım ve okumaya başladım.Resimlerinizden de almayı çok isterdim. Her birinin önünde durup beynime kaydetmek için tekrar gideceğim.Bütçeme uygun bir tablonuzu alıp en çok oturduğum yerin duvarına asmak istiyorum.Evime değer katacaktır biliyorum.Saygılar.

Ayşe Karabekiroğlu Doğan

8.10.2016

Dağ Mahallesi çok güzel bir resim .kaypakkaya ardillarini izliyor izlenimi veriyor sanki bak ona göre yanlış yapmayın der gibi bir gözüm üstünüzde haa emeğine yüreğine sağlık değerli insan izninle paylasiyorum

Bilge Yılmaz

8.10.2016

Öncelikle, ismimle hitap edebilirsiniz :) Evet haklısınız. Açık bir öneri yok. Hep beraber düşünelim diye sordum. Herkesin de bildiği gibi asıl problemimiz örgütlenememek. Peki neden örgütlenemiyoruz Bence bu konu üstüne 2 kelam edilerek geçilebilecek bir konu değil, ama bir kaç başlıktan bahsedebilirim (kendimce tabi :) ) Aile içi örgütlenememe; sol örgüt ve fraksiyonların fikir üretmemeleri, revize olamamaları, eleştirel olamamaları, özellikle bilimsel olamama ve bu problemlere bağlı olarak aksiyon alamama ya da yanlış aksiyonlarlar almaları. Sanırım bir şey daha eklemeliyim; (ve) hiç bir ortak payda da buluşamamaları. Yine Adorno dan bir örnek vereceğim :), lakin bu sefer ettiği bir sözle değil; koyduğu tavır ile. Bir kitabının 25 yıl sonra ki yeni basımı için bir önsöz yazmış. Ön sözde bahsettiği şey, bu kitapta ki bazı tespitlerin geçerliğini kaybettiği ve bazılarının da yanlış tespit olduğu yönündeydi. İnanın bu önsöz, en az kitabın tamamı kadar çok şey kattı bana. Bence devrimci diyalektiğin en büyük hatası benzer tavrı sergileyememesidir. Devrimciler, islamcıların Kurana, kemalistlerin Atatürk e tapmasından farklı bir yol izlemiyorlar aslında. Maalesef her şey değişirken devrimci diyalektik neredeyse hiç revize olamıyor. Bir sürü başlık var tabi, fakat kendimce yaptığım tespitleri ve alınması gerektiğine inandığım aksiyonları yazsam kitap olur herhalde

Haydar Demirci

7.10.2016

Müthiş bir yaratıcılık, Ressam kimdir acep

Ayhan Oruçoğlu

7.10.2016

Seri üretim. Muzaffer Oruçoğlu

Kara Devo

7.10.2016

Güzel video...memleketine sokulmayan sanatçıyı M.Oruçuğlunu izlemek hele de sanat üretirken izlemek güzel. Videoyu yapanın emeği için teşekkürler. Ama minik bir eleştiri : muzik sert olmuş:) daha slow bir muzik daha hos olurdu

Haydar Demirci

3.10.2016

Devrimci, yazarlar bizim değerlerimizdir,keza, Muzaffer Oruçoğlu,hem ülkemiz ve de dünya devriminin, gelmiş ,geçmiş nice kültür ,sanat edebiyat ustaları arasındadır, Bunlar yazmasa, bizler ne okuyacağız, Eskiden bir alışkanlık vardı; Otur, toplumları oku, kalk, toplumları oku, Artık gına gelmişti bize, En sonunda isyan ettim, Kafama göre bulduğum, beğendiğim romanları, kitapları okumaya başladım, Sonra okuduklarımdan ,anladıklarımı, özet olarak ,arkadaşlarıma anlatıyordum, Okuma yarışı başladı aramızdan, iyi de oldu,,

Emrah Cilasun

3.10.2016

Kahvaltı deyip geçme azizim! Yaptığımız kahvaltı; kuru fasulye, tavada yumurta, domuz sosisi ve pastırmasıyla hazırlanan İngiliz Kahvaltısı idi. Ayrıca, ancak karşılıklı olursa Tİye almanın tadı çıkartılabilir. Keskin siyasi ve ideolojik mücadele esnaları hariç, ziyadesiyle genel çoğunluğun aksine bizim bunu doyasıya yaptığımızda bir gerçek.

Muzaffer Orucoglu

3.10.2016

Senin arşivlerin detaylı ve zengin. Sorulara ve kayıtlara dayanan o sohbetleri hatırlatman iyi oldu tabi. Gariptir, o günlere dair aklımda en berrak kalan şey, Glenroyda, birlikte yaptığımız kahvaltı ile senin beni Tİye almaların, bana takılmalarındır.

Emrah Cilasun

3.10.2016

Desene Muzo; rekor daha hala bende! Tabii ki Ekincinin eline sağlık. Fakat bu yazdıklarını okuyunca tam 20 sene öncesine geri gittim. Kırmızı Gül Buz İçinde belgesini çekerken seninle mütemadiyen yazışıyordum. "Yakında senin de yanına gelip, orada çekim yapacağım" dediğim de "oğlan hayal aleminde geziniyor" diye aklından geçirdiğini, sesinden hissediyordum. Velhasıl tam 24 saat uçtuktan sonra Melbournede karşına dikildiğimde "hayallerin" gerçek olabileceğini birlikte yaşamıştık. Bir hafta boyunca benim ahret sorularım eşliğinde yapılan çekimlerin ardından bana, "Yaşar Değerliden sonra en fazla sorusuna muhatap olduğum adamsın" demiştin. Seninle yaptığım çekimin, kesilmemiş, ham hali (toplam 72 saat) diğer materyallerle birlikte Amsterdamdak Sosyal Tarih Enstitüsünün arşivinde. Keşke haberim olsaydı. Ekinciye izlemesini salık veriridim. Hem soruların hem de cevapların kıyaslanması açısından iyi bir fırsat olurdu. Eh o da yeni nesil araştırmacıların görevi olsun.

FaceBook Sohbetleri

3.10.2016

Bülent Erdogan: Türkiye devrimci hareketi geçmişini kurcalayıp duruyor, geçmişini kurcalarken, fırını patlamış kamyon gibi baş aşağı gitmeye devam ediyor. Hep böyle yaptık diyorlar, şöyle yapacağız deyeni görmedim Zeynel Esen: "Su akar yolunu bulur" emeklerine yüreklerine saygılar👏🏿👏🏿 Aziz Poyraz: Yahudi nin parasi bitince veresiye defterini karistirirmis bizim devrimcilerde oyle yapiyorlar. Kara Devo: Yahudi olmak suç değil siyonist olmak suç. ufak ticaret yapmak da suç değil veresiye verilen malı yahudi bedavaya almıyor.devrimciler onurlu güzel hayatlarını halka anlatmalı. Bunu en çok hakkeden onlar. Ne bir şey sattıkları var ne bir şey istedikleri.dertleri güzel bir gezegen bilge insanlar hepsi bu. Cehennemin kapısında ayagı cehennem kapısına zincirli eli kamçılı tırnakları uzun tüyleri sivri yüzü hitlerin sivilceli götünü andıran üç kafalı ezik sinsi bir ucube beklermiş.Bu ucube Cehennemin önünden beyaz kanatlı atların sırtında geçip cennete giden beyaz giysili iyi yürekli insanları görünce başlarmış 3 agziyla aynı anda konuşmaya. kafalardan biri olumsuz umutsuz şeyler söylerken diğeri yalan iftira edermiş. Sonuncu kafa ise sövermiş.

Haydar Demirci

2.10.2016

İttifaklar tavizsiz olmaz! İnsanlar bu konuda da, bazı hayvanlardan örnek almalılar diye düşünüyorum, Mesela Atlar; çok tecrübelidir, Kurtların saldırısında, hemen toplanır, kafa kafaya verir çember oluştururlar,Arkadan yaklaşan kurtlara hep birlikte çifte atarlar, Dolaysıyla, atlar fazla zayiat vermeden yaşarlar, İlxiden ayrılan at haricinde, Ama Eşek ve koyunlar farklıdır, Bu iki hayvan türüne, kurtlar daha farklı taktikler geliştirmişler; Kurt önce avlayacağı eşek veya koyun sürüsüne bir dalar, ardından kaçmaya başlar, Kaçar ken de çok korkmuş, gibi bir hava estirir; bir gizlenir bir çıkar ve daha tenhalara doğru, kuytulara çekmeye çalışır avını,Kurdun bu muazzam oyunu, koyunla eşşeğin hoşuna gider, ikisi de, var gücüyle nağra atarak ardından koştururlar, yetişip kurdu öldürmek isterler, Ancak her zaman olduğu gibi, kurdun istediği olur; tenhada çobanın olmadığı ıssız yerlerde, kaçan kurt geri döner, sessizce amacına ulaşır, Yine de siz bilirsiniz, olmayan, güçlü örgütlülük yapınız, gerillanız, ve silahınızla, sandık ,sandık mermiler boşaltmaya devam edin, Son satır, Muzaffer Oruçoğluna ait, ; Sanat Edebiyat yazıları, kitabında, Nihat Behramın vartinik ,kömüne dair, İboyu anlattığı mısralardan aklımda kalmış, Anlattığı kahramana, dair, abartı ve gerçek kahramanın biyografisi, Sağ olsun, kendilerini anlatan, devrimci, demokrat, yazarın da, eksikliklerini kendi eliyle, düzeltmesini yapmıştır,,

Neslihan Havva Köymen

30.9.2016

Sensiz olmuyor be usta...

TC Melahat Günaltay

30.9.2016

Eserlerinizi yakınen göreceğim için şimdiden heyecanlanmaya başladım.Sevgi ve saygılarımla.

Ferruh Aktaş

30.9.2016

Işık,ışık,sadece ışıksın sen resimlerinde ,bence...Oda ciddi bi iş ,eline sağlık..resim yapmak ciddi iş..Ben çok denedim olmuyor..Ve en çok sevdiğim iş..

Haydar Demirc

29.9.2016

Nice sağlıklı uzun yıllar diliyorum, Sevgili Mozo arkadaşımıza, Ses tonu Faik Bulutun sesiyle aynı olması, beni düşündürdü, Aynı toprağın insanı olmaktan mı, yoksa , birlikte mücadele yıllarında , bir birlerinden etkilenmeden mı bilemiyorum, Veya ikisi,,Örneğin ben, bir yoldaşımın konuşma tarzından etkilenip, ilerleyen süreçte ,konuşma tarzımın değiştiğini, diğer arkadaşlarımdan duydum, İyi de oldu, İnsanın konuşma stili, Güzel bir sesi, Müziğe uyarlama gibi, notalı dinleti sanatı,

Haydar Demirci

27.9.2016

Gregoryan usta , bizim yörede bu isme Kınkor derler, Kınkor Kemahın marik köyünden, Etraf köyler, Kınkorun iyi bir usta olduğunu bildiğinden,işi olanlar veya, iş arayanlar, Kınkora haber gönderir ya da kendileri, marik gider kendisine bildirirlermiş, Kınkor, aynı zamanda iyi bir milismiş, diğer Türk, Kürt ve Alevi köylerinde iyi bir itibar bıraktığından, komitacılar,kendisine toplayabildiğin kadar genç insan topla, Erzincanın Gönye köyünde (Gogıne) yapılacak olan değirmende amele çalışacaksınız ve normalın üzerinde gündelikle , en kısa zamanda,otuz ila kırk kişi arasında insan getirtmesi yönünde ikna etmişler, Kınkoru, En yakın köylerden başlamış insan toplamaya, tortan, hoperek, gamarik, ağdaş,zazalar, ağgi, ve diğer mezralardan otuz beş kişiyi, gogınenin eski değirmenine tıka basa doldurmuş, Amele başı, deli İboyla kınkor, köylerden amele, toplarken, Hoperekli, ape İsmail, bu işin içinde fena bir tuzak hazırlanmış olabileceğini söylese de, kimse aldırmamış, Zaten kınkor, tanınmış bildik adam, her işe gidişlerinde paraları fazlasıyla ödenmiş, kimsenin hakkını kemt etmeyen hatırlı ve emin adamdı Kınkor, Otuz beş kişilik amele grubu, ilk geceyi değirmende geçireceklerini, sonradan bir köy odasında barınacaklarını, önceden söylenmişti kurbanlarına, Neyse ,en iyisi kısadan keseyim; velhasıl kelam Komitacılar, gece yarısına doğru değirmene dalıp, Amele başı, ibodan başlayıp, hepsini odun hızarıyla, sağ sağ, göbekten ikiye biçmişler,, Not; Amele grubundan, bir genç,Ahmet, kırk günlük ,yeni evli, teyzem Elifiin kocasıdır,, Annemin masallarından, bir kesit, Öyküden çok etkilendim. Muzaffer Ede, Devamını bekleriz, sevgiler,,

Ercument Kemal Yildiz

27.9.2016

Emmi İNFAZ harika bir hikaye yüreyine sağlık yazdıklarında çekilenlerin muhteşem karşılığı olarak dönüyor.

Hikmet Kuran

26.9.2016

Ersen’den hazzetmem ama bu konuda söyledigi dogrudur. Demir’i ben de bu konuda zaman, zaman eleştirmişimdir, çok uzatıyor. Mesela bir görsel dememesi yapisti, sözlü kültür ile yazılı kültür arasındaki farkı bir saat anlamtmıştı, eleştirdim. Jose Mujica: “Siyasette çok ağırlığı olan bir konuymuş gibi göründüğü halde, yalın bir şekilde anlatılamayanlar, aslında o kadar da önemli değildir.” der. Demir beni sevmez, o kendini eleştirenleri hiç sevmez, çevresinde sadece hink diyiciler ister. Ama bu hink diyicilerden hicbiri de Demiri benim kadar taniyamaz. Ben onun nerede yanliş yaptığını bildiğim için onun dogurlarınıda en iyi ben bilirim. Üretken bir insandır, özgün düşünebilen birdir, birikimli bir insandır, belli paradigmaları kırmış ama henüz kıramadığı tutsağı olduğu paradigmalarda vardır. Egosu ile henüz doğrudrüst hesaplaşmadı ama ugraşıyor. Demirin beni sevmememsi onun bahsettiğim huyundan gelir ama ben Demiri severim, zira o yaşayan cok az sayidiaki efsanelerimizden biridir, Oruçoğlu ve Ertuğrulun yanısıra bir elin parmaklarını geçmeyecek bu insanların yaşarlarken değerini bilmemiz lazım.

Devrim Kara

25.9.2016

Köy uyuklamak üzereydi. ihtiyarlar ocak başındaki yer yataklarında küçük hülyalara dalmışlardı. "üç keçi nasıl on keçi haline gelebilirdi Beş keçiyi bir inek yapmak daha iyi değil miydi Peki bir inek on keçiye dönüşse nasıl olurdu Çocuğa düğün yapılamazdı, düğün ahırın bereketine kibrit suyu ekerdi. Kızı kaçırsa iyi olurdu... Komşu nasıl oldu da birden bire zenginleşti İnşallah ahırına güçlü bir hastalık girer... Aileden birisi Almanyaya işçi olarak gönderilemez mi Hülyalar hülyaları kovalıyordu. Köpekler muhtarın ahırda anıran eşeği dinliyor ,göğün batısında sahte şimşekler çakıyordu... Muzaffer oruçoğlu Tohum romanından

Haydar Demirci

24.9.2016

Kara Devo arkadaş, gerçekten iyi bir okuyucu ve analizci, Eline aldığı her eseri, okuduktan sonra bir kenara atmayan okuyuculardandır,, Cemal Nadire göre, bu tip okuyucular, Adeta eseri ameliyat yapar! eser sahibinin aklından bile geçmeyen mana ve imaları o, çizgi ve kelimeler arasında arar,, Başta Muzaffer Oruçoğlu, olmak üzere, Mehmet Akkaya da sonsuz teşekkürler, bu değerli eserleri ukuyucuyla buluşturdukları için,,Bu ara saygıdeğer, büyük enternasyonal devrimci, Barbara Anna Kistleri saygıyla anıyorum, Barbarayı, tanıdığım ve aramızda geçen bir diyalogdan aklımda kalanları, yeniden tazelemiş oldum,Bir yoldaşın, eserlerinden, aramızda bulunmayan bir yoldaşın hayat serüvenini okumak kadar anlamlı bir şey olamaz, Hepinize teşekkürler,,,

Haydar Köse

23.9.2016

Halep nasıl görünürdü, Suriye nasıl Ya savaş Aaach, ach! Ya çocuklar, ya kadınlar Nasıl görünürlerdi savaşta, silinmiş bembeyaz beyaz bez üstünde hayatlar Renkler duygulara, duygular renklere nasıl akardı, akabilir miydi... Cizrede Mehmet Tunçun çığlığı nasıl duyulurdu Renkler bilgeliğe, bilgelik renklere ne derdi, isyan ederler miydi acaba...

Abdullah Yılmaz

22.9.2016

Roman dediğin zaman; Belge Uluslararsı Yayınlarından çıkan Dersim romanı gibi olur. Bazılarının eleştirdiğini duydum velakin ne tür bir eleştiri getirdiklerini bilmiyorum. Oruçoğlunu eleştirenler ya sanattan anlamıyorlar, veya hasta insanlar. Oruçoğluna ve sanatına bin kez selamlar.

Teslim Töre

22.9.2016

Muzaffer ne desem bilemiyorum, çünkü "çok güzel" demek pek doyurucu gelmiyor. Filistin de bir ressamın sergisinde görmüştüm böylesini ama o alçıdan yapılmıştı. bir de İsviçre de Moritz in resim sergisinde gördüm o da tahta üzerine işlenmişti ama her ikisi de böylesi bir zengin kompozisyona sahip değildi. Bundan sonra daha iyisini görebilir miyim bilmiyorum...Daha iyisini yaptığını görmek umudu ile Selamlar... Başarılar..

Nezihe Orucoglu

22.9.2016

Düşünüyorum da senin resimlerini mi yoksa yazılarını daha çok seviyorum,diye.Epeyce kafa yordum,tarttim yazılar ağır geldi.Sevgiler.

Haydar Demirc

22.9.2016

Zorluğun başında Olarak anladım,, Ya da, BAŞI ZORDA

Rızgar Dündar

22.9.2016

Kafa zorluğu keşfetmektir

Nezihe Orucoglu

22.9.2016

Ser Zori,ne demek.

Muzaffer Orucoglu

22.9.2016

Kobani ye bağlı bir yer. Orada bir okulda İŞİD tarafından kuşatılan ve çetin bir direnişten sonra tümü öldürülen direnişçilerin o anki hikayesidir bu resim. İlgine teşekkürler.

Kara Devo

21.9.2016

Toplumcu gerçekçi sürrealist bir tarzı var sevgili muzaffer ağabeyin. Beni sürrealist resme bir türlü ısındırmayan şey yerli ressamların duyarsızlığıydı... Ama Picassonun ruhu bu topraklara muzaffer ağabeyin fırçasının sırtına binip geri geldi. Bedri baykamgillerin havuzlu villalarının tepesinde toplumcu gerçekci sürreal bir cadı dolaşıyor. Bu cadının adı :muzaffer oruçoğlu Sanatı bedriden çalıp halka götürecek. Bunu sessizce yazıp çizerek yapacak. Tohum dev bir çınar olacak. Duyarsiz sanatın kör, parti icin sanatın topal olduğunu ,sanat sanat için yapildiginda eksik kaldigini ; ataerkil kapitalist efsane ögesi cadilarin aslinda eski tanrıçalar olduğunu sanat tekelcilerine gösterecek.

Kara Devo

21.9.2016

Orucoglu nun sanatına dikkat çeken her yazi mühimdir. Ve ama dan sonra genelde noktali virgul gelir :) Güzel ve halkimiza göre uzun bir yazı.Daha kısa sade duru olsaydı daha hoş olurdu.Bence mecbur değillerdi 68 liler devrimciliğe.İsteselerdi diplomaları sayesinde steril konforlu bir hayat yaşarlardı.Zaten işin sırrı tam da burada . Mecbur değildiler. Asil mecbur olmadan özgür iradenle yaptığın işten devrimden aşktan seksten eserden hayir gelir. Sakarya valisinin derdi erkti paraydı güçtü. 68 liler ise eşitlik özgürlük bağımsızlık istedi. 1980de eline kova beline silah verilip duvarlara yazi yazdırılan insanların cunta da kuş surusu gibi dağılmasının nedeni de budur. Bugun bas kaldirmaya mecbur olan kitlenin yarisi AKPye oy veriyor diger yarisi MHP ve CHPli. Bu arada oruçoğlunun en iyi eseri kanımca Dersimdir. Çıplak ve özg#367;rde , karyaditler de işlenen namussuz namus yaklaşımının teşhiri Dersim de , Newrozda, Grizu da diger tüm eserlerinde de var. Yaşar Kemal kılıç artığı bir ermeni idi bunu hiç açıklamadı. Bu gizli tavri ile sakarya valisi örneginden mecburi isyan yaratan tavri bence bir biri ile alakalı Oruçoğlu ve kuşağı ise biz bu yola sonunun ne oldugunu bilerek girdik fikirlerimiz gizli degildir orgutsel iliskilerimiz gizlidir gibi seyler soyledi . Onderlerin çogu elit tabakadandi. Memur asker burokrat çocuguydu. Sinan Cemgil hem zeki hem yakisikli hem zengindi. Osman yasar yoldascan 40/50 bin ogrencinin katildigi universite sinavinda birinci olmustu. catismada iki fasist polisi ss cennetine yollayip vuruldu.

Meral Dersim

17.9.2016

Sayın oruçoğlu. Almanyada mahalesef kitaplarınıza ulaşmak zor geçenlerde Dersim adlı kitabınıza ulaşamadım sadece "Nevroz" kitabınıza ulaşabildim. Umarım bu kitabınıza daha kolay ulaşmak mümkün olur. Saygılar, sevgiler!

Emrah Cilasun

16.9.2016

DABK sekreteri Bora Gözeni unutmuşsun Muzo. Yanılmıyorsam Gözen 30lular jenerasyonundandı. Sizinle arasında 15-20 yaş fark vardı. Ve yine yanılmıyorsam 1950lerin ikinci yarısında TKP faaliyetlerine katılmış, Sosyal Adalet dergisi çevresinde çalışmıştı.

Muzaffer Orucoglu

16.9.2016

İçimizde eski tüfeklerle en sıkı ve en iyi ilişki içinde olan insan Bora Gözendi. Ama o kuşaktan değildi, bizim kuşaktandı.

Özcan Yıldız

16.9.2016

"Eski Tüfek" adını ilk olarak yıllar önce, "eski tüfekler" isimli kitapla merak edip almış ve okumuş olduğum kitapla tanışmış oldum. Yanılmıyorsam Atilla Akarin eski TKP lileri anlattığı kitap olmalı. Daha sonrasında ise; yine yanılmıyorsam İnkılâp yayınlarından çıkan "Vedat Türkali Ansiklopedisi" isimli bir biyografi kitabında rastlamistim. Orada, Vedat Türkali, bu terimi ilk olarak Doğan Avcıoğlunun başlattığını ve literature de bu sayede girdiğini, kendisinin de bu terime son derece karşı olduğunu şu sözlerle ifade etmişti, bir röportajında. Bu kayıtlara da bu şekilde geçmiş elbette. "Komünistlere, eski tüfek dediğiniz zaman onların komunistligi falan kalmaz. Komünist, dediğin kişi her zaman kendini yenileyen, geliştiren, dönüştürendir. Siz her şeyden önce bu terimi kullanarak çeliskiye düşüyorsunuz bir kere" diye yanitlamistir. Bunu ilk olarak Doğan Avcıoğlu, yanılmıyorsam, Türk Solunda, gündeme getiren ve literaturumuze kazandıran kişi olmuştur. Kendi çıkardığı 60 ve daha sonradan 70lerdeki dergilerinde de olabilir hafızam beni yaniltmiyorsa

Muzaffer Orucoglu

16.9.2016

Eski tüfek deyimi yaygın kullanılıyordu. Doğan Avcıoğlu ve ilişki içinde olduğu MBK üyelerinin, Cemal Süreyya ve çevresinin, Melih Cevdet ve Oktay Rıfatın, TİP kurucularının sık kullandıklarını biliyorduk. Mucidin Melih olduğu gibi yerleşik bir kanı var bende. Pek önemli de değil.

Ertan İldan

16.9.2016

Benimde merak ettiğim şey İbrahimin Saitler hakkinda ne gibi bir göruşe sahip olduğudur. Sait Kirmizitopraktan ve onun yaklasimindan haberlimiydi Bilginiz varsa cevaplarsaniz memnun olurum.

Muzaffer Orucoglu

16.9.2016

Sait Kırmızıtoprak ile Elçi ve Barzani arasındaki olayın nasıl cereyan ettiğine dair bilgisi vardı ama Sait Kırmızıtoprakın Dersimli olması ve bir zamanlar Yön dergisi ile ilişki içinde olmasının dışında siyasi görüşlerine dair bir bilgisi yoktu.

Aliekber Akbulut

16.9.2016

Okunması gereken kitaplar. Kör celmal le başlayıp torunlarıyla son bulan bu roman kömür işçilerinin sömürme ve yaşam koşullarının zorlaştırılasına ve dahası ölümler terk edilmelerine rağmen var olma başarısını göstermiş bir işçinin ve bir emeğin romanıdır. soluk , soluğa okunacakğınız bir roman. Yazar. : MUZAFFER ORUÇOĞLU Yayın : BABEK Basım yılı : 2011 Kitap sayısı : 4 (cilt) Baskı. : 1.

Aziz Basak

15.9.2016

Ben şahsen Oruçoğlu na eski tüfek demek içimden gelmez, o hep anlamak isteyenler için yeniliğinde fazla birşey kaybetmiyen bir tüfek tir

Nezihe Orucoglu

15.9.2016

Biz de sana eski tüfek diyoruz.

Kara Devo

12.9.2016

Çorumdan adam çıkmaz lafı halkın en cahil unsurlarınca kullanılsa da halka ait değildir. halklar eğemenlerin böl, parçala , yönet politikaları olmadan asla birbirlerine kötü laf edip boğazlamazlar. Bu laf faşistlere ait oradan türeyip toplumun en cahillerinin dillerine yayıldı. Çorumdan kaypakkaya ve beşikçi gibi iki büyük zihin çıkmıştır. Zaten tam da bu yüzden böyle gerici bir öz(süz) deyiş üretilmiştir. Geçmişte 20 yıl önce yaşım 17 iken Dersim li bir arkadaşımla merter de iş ararken(tekstil merkeziydi o ara merter) bir atelye kapısında tuncelililer ve karslilar giremez yazısını okumuştum. (En çok hakkını arayanlar) Ibo ve oruçoğlunun asi dersimde buluşması tesadüf değildi bence. merak konusuna geri dönersek şunlar söylenebilir; sistemin bağırsaklarındaki insanların "insanın başına ne gelirse ya meraktan ya da y..rraktan gelir" demesi manidardır. (Gerçegi arayan ,bulan, sorgulayan baskı görür ) Zira merak bilimin temelidir. Bilim ise aynı sanat , cesaret ve devrimci politika gibi biz ezilen sömürülenler için en gerekli şeylerdir.

Kara Devo

12.9.2016

Renkler enfes... Aklıma cingene dügünlerindeki dinamizm ve giysi renkliliği , hayvanlardaki muhteşem renkler geliyor. Muzaffer ağabey eserlerinde yüzleri ve yüzlerde de gözleri(bilinçli veya farkında omadan) öne çıkartıyor. Ana teması merak olmayan eserlerindeki gözler de merak, ilgi, dikkat ile bakıyor sanat tüketicisine. Ben gözlerle sanatçı arasında dolaylı değil direk bir bağ olduğunu düşünüyorum. Dersim romanını okuyanlar bilir öyle muazzam bir eseri ancak muazzam derinliği olan bir bilinç yazabilirdi ancak. Eserlerdeki gözler eseri aracılığı ile bize yani ;komik, deli, cesur, korkak, sessiz, magrur, cahil halka bakan sanatçıdır aslında .

Haydar Demirci

11.9.2016

12 Eylülü sabah davul, zurna havasıyla karşıladık, Sabahları, 7 haberlerini tv olmadığından, radyodan dinledikten sonra işe giderdi babam, Adı geçen kara güne, farklı bir havayla girdiğimize pek bir anlam veremedi isek, zurnanın zırt dediği anda anladık; darbe olmuştu, Soy adıyla, evreni berbat eden bu diktatör, k e den başkası değildi, konuşan darbeci, darmadağan olmuş, kontrolden çıkmış devlet güvenliği, halkın can ve mal güvenliğini,yeniden teşhis etmek UÇUN tsk yönetime el koymuştu,, Not; Soyadıyla, evreni berbat etme, sözü, Muzaffer Oruçoğluna aittir,, Hangi kitabından, veya yazısından aklımda kaldığını hatırlayamadım ,,

Selvi Derya Akdeniz

10.9.2016

Muzaffer Abi, Romanınızın önceki baskısını okumuştum. Yeni baskını aldım henüz okumaya başladım. Ancak yayın evinin arka kapak notunda bazı sıkıntılar var: Dersim İsyanı diye giriş yapılmış, halbuki siz romanınız boyunca bir isyandan değil kırım ve kısmi direnişten bahsediyorsunuz. Dersimin soykırımının detayları ile işlendiği bu kitabı okuyan okuyucu sonucu zaten görecektir. Sonuç dilin, kültürün kıyımı, asimilasyonudur. Şu halde yayın evi kastı sizin roman dilinizin üst boyutta olduğunu kastetmesine rağmem hassasiyet gereği "Türkçenin zaferi cümlesini koymaması gerekirdi". Kapak oldukça zayıf olmuş. Şimdilik eleştirim budur. Yani yayın evi kitabın hakkını ilk görünüşte vermemiştir diyebiliriz.

Haydar Demirci

8.9.2016

Merakçının sağ gözüne iliştirdiği düzenek, harika bir çalışma, Merak yalnız modern insan ruhunda olmayıp, ilk insanlardan başladığını tasvir ediliyor sanırım,, Kucakta ki kafa, kime ait olduğunu çıkaramadım, başkasının kafasındakini çözme merakını mantıklı buluyorum, İnsan kendi kafasındakini zaten bilir,,,

Gürbüz Erdoğan

8.9.2016

Resimlerden anlamam fakat sizin resimleriniz beni resimleri yorumlama ve anlamaya sevk etti yani karışık teknik terimini öğrendim selamlar yüreğine eline sağlık

Haydar Demirci

8.9.2016

Akıcı ,hoş bir edebiyat yazısı niteliğinde, geçmişte ki siyasi düşüncelerine ve bağlı bulunduğu partinin ideolojik, temel taşlarına fazla eğilmeden geçiştirmiş, Sömürge Kürdistan tespiti geldiği geleneğin temel belgelerinde yoktur, Yeri ve zamanı gelince, bunlara daha ayrıntılı bilgiler aktaracağını umuyorum ,,

Ertan İldan

7.9.2016

Aslan ile Süleyman sizinle Bartina gelmislermiydi

Hikmet Kuran

7.9.2016

Hikmet Kuran Yok Ertan kardeş onlar yoktu. Tam liste on diyorum ama on iki imiş düşününce aklıma geldi. Ben, Muzo, Hüseyin Aktülün, Ali Asker Günel, Müslüm Tank, Lütfü Baysal, Haşim Kutlu, Mustafa Çelik, Dursun Yıldız, Cemal Toksoy (Mümtaz), Kemal Askeri ve İbrahim Hafta.

Hüseyin Arslan

6.9.2016

Sanırım zaten takma isim Ökkeş. Sizinle beraber gelen ekipte değil. Karıştır-barıştır uygulamasından, elbise direnişinden, dayaktan bıkıp bağımsızlara giden birisi. Her seferinde direnişçi koğuşlardan slogan sesleri duyunca pişman oluyor dilekçe yazıp sizin yanınıza gelmek istiyor. Direniş koğuşlarına gelene kadar koridorda dayak yiyince yine vaz geçiyor ve bağımsızlara geri dönüyor. Bunu bir çok kere yapıyor ama müthiş bir iç hesaplaşma yaşıyor. Her şeye başka açılardan bakmaya çalışıyor. Ama en sonunda kendisiyle yüzleşmeyi başarıyor. İnanılmaz güzel bir karakter. Muzonun roman karakterleri içinden en devrimci, en güzel olanlardan biri.

Dursun Yıldız

6.9.2016

Niğde ve Bartın Cezaevi sürecinde , direnelerle aynı karde bulunmuş olmanın anısı çok anlamlıdır bizler için ... Ve 12 eylül sürecinin bu fotoğraf karesinde bulunanlar , Devrimcilerin , tarihe geçmiş direnişçileri olarak anılmayı hak ediyor ... M. Oruçoğlunun Gül Demir ve Çığlıkta bunların bir bölümünü görebiliriz .. Anılar anlatılırken de , bir dönemin tarihi anlatılıyordu ... canlı bir belgesel dizi gibi... ve arşivlere alınmalı bunlar ... sevgilerimle .

Hikmet Kuran

6.9.2016

”TARTIŞDINIZ, YENİLDİNİZ” Bu laf Bartın A1 koğuşundakilerin aşina oldukları bir laftır ve bunun Oruçoğlu ile bağlalantılı bir hikayeside vardır, anlatmadan edemedim. Arkadaşlar dedim ya bu röportaj beni hazırlıksız yakaladı. Bartına geldik kapıaltında tek, tek soyup eşyalarımıza el koyduktan sonra, gardiyanlar bizi teker teker alıp götürüyorlardı. Bir odada tektipi giydirip daha sonra kafayı makineye vurup götürüp boş koğuğ gibi bir yere atıyorlar. Yolda berbere götürüken oradan koğuşa getirirken pat küt ha bire vuruyorlar nereye gittiğimizi bilmediğimiz için bir endişe içindeyiz. Ama arkadaşlarla tekrar buluşunca rahatladık. Yolda gelirken tartışıp karar almıştık, gidince her hangi bir direniş göstermiyeceğiz taki, Ceza Evinde bizden önce gidenler ile bir ilişki kuruncaya kadar. Nasıl bir direnişe başlayacağımıza o koşullar içinde, ama her halükarda çoğunluk ile birlikte karar vereceğiz şekinde bir karardı. Koğuşta bir araya tekrar gelmiş olmamıza doğru dürüst sevinemeden içeriye bir gurup komando askeri giridi. Bu bölüm Oruçoğlunun kitabında var ama işin espirisi yok. Askerler beliki bizi ıslatmaya ve gözdağı vermeye gelmişler, bu cezevlerin genel kuralıdır, girerken bir gözdağı verilir, benim Malatya ve Adıyaman cezevlerinden aşina olduğum bir uygulama. Ama askerlerin dalması için bir bahane bulmaları lazımdı, uzun sürmedi çavuş bahaneyi buldu. Muzo’ya bir pantolon vermişler en az iki beden büyük. Bizimki zaten küçük beden mecbur uçkuru eliyle tutuyor ki pantolon düşmesin, özel-tip burası kemer kesinlikle yassak. Derken çavuş bizimkine niye öyle yamuk duruyorsun diyerek bir tokat patlattı, ben (Kitapta Kazım) anında fırladım, bir tokatda ben aldım. Diğer arkadaşlar dururmu, askerlerin üzerine yürüdüler bir yandanda çeneler makinalı tüfek gibi çalışyor. Askerler neye uğradıklarını anlayamadılar, belliki o süklüm, püklüm itirazsız gelişimizin ardından böyle bir diklenme beklemiyorlardı. Röportajın başında geçen "Burası Genel Kurmaya bağlı bir cezevi" lafını çavuş orada söyledi. Askerler geri çekilmeye başlayınca Lütfü Baysel "Ne kaçıyorsunuz gelin tartışalım " dedi, çavuş "Tartışdınız yenildiniz" diyerek yıllarca dilimize dolanan o lafı etti.

Devrim Kara

6.9.2016

"Önce yerli edebiyat" Muzaffer Orucoglu II nin yattığı zindana atılan edebiyata meraklı devrimci bir genç şiirler yazıp oruçoğluna gösterir. Ama her defasında ondan kırık not alır. Bu durumdan usanan genç, çok ünlü bir rus edebiyatçının bilinmeyen bir şiirini sanki kendi yazmış gibi oruçoğluna okutur ama yine kırık not alır. Genç gerçeği açıklayınca oruçoğlunun fikri değişmez."kimin olursa olsun iyi bir şiir değil"der. Gerçekten de kültürün temeli dildir. Ve bazı çevirmenler kasaptan farksızdır. "En devrimci eylem gerçeği söylemektir" Che evinde kaldığı, ekmeğini yediği , para aldığı edebiyata meraklı bir devrim taraftarının yazdığım romanı okuyup fikirlerini söyler misin önerisi üzerine romanı okur ve fikrini söyler : BERBAT Adam; Kim olsa evimde kaldığı için güzel şeyler söylerdi der. Che : En devrimci eylem gerçeği söylemektir der.

Haydar Demirci

6.9.2016

Güvercin katliamını karar altına alanların kaç kişi olduklarını tam olarak anlayamadım ama, tutsaklık şartları bazen direnişçileri, bundan da vahim tedbirlere ve mecburiyete tabi kılabiliyor, Vietnam ,direnme savaşı, adlı bir roman okumuştum. Devrimin en seçkinlerinden oluşan, yaklaşık 800 kişiyi, palu kondor adalarında, en ağır işkencelere ve açlıktan ölüme terkedişlerini okuyunca ,bunun bir gereklilik olduğuna ben de inanıyorum, Bulundukları koğuş, ve hücrelerine, havalandırma deliklerinden içeri sızan, sinek ve fare yavrularını nasıl, yaşamak için ve yoldaşlarının ayakta kalıp direnmelerini sağlamak için yeyip paylaşıyorsalar, bunların şartları ,onlardan çok farklı değildi diye düşünüyorum, Ek olarak Bartın ceza evini etraflıca anlatan Muzaffer oruçoğluun romanı var, Arkadaşlara okumalarını öneriyorum,,

Sema Güler

5.9.2016

Bir bulutun,bir üçgenin, sözgelimi bir kozalağın yüzeyine nüfuz eden ruhlarınızı gördüm.Emek bu anlamda her şeydir. Kemale ve Oruçoğluna ben teşekkür ederim.

Ejder Yaşa

5.9.2016

“Bu kaynayan, uğuldayan akıl almaz evrene egemen olamayız; ama bu çılgın, muhteşem macerayı anlamaya çalışmak, ona sürekli gelişen bir bilinç olarak katılmak, varlığımızı, nesne olmadığımızı ona dayatmak anlamlı ve güzeldir.”

Capulcu Sevgi Saritas

5.9.2016

Sizinle o kadar cok tanismak istiyordumki yillardir. En sonunda tanisacagim gun geldi dedim pasa acil abi haber vermeyi unutmus bana.cok cok uzgunum su an.ne zaman geleceksiniz londra ya.

Fevzi Sahin

5.9.2016

Aslında yanlızlık hisyattın, bir nevi yoğunlaşma arzusudır, resimdeki boya kokusunu, fırçanın tınısındaki armoni özlemidir. iyi çalışmalar yoldaş. .

Alihan Adıgüzel

5.9.2016

sizi okuyan herhalde düşünecek,depreşecek,çelişecek ve ne yana gidecek nihayi mantığı ile ışığa doğru dönecek.Işığınız gençleri aydınlatacaktır.Eserlerin çok derin ve güzel.! teşekkürler.

Melek Elgin

5.9.2016

Söyleyiş bu kadarmi güzel anlatilir . Kirk yildir kirkina kadar hayatı kendime mal ede ede yaşadim kirkinda kendimde vaz geçtim ve rahatladim süper paylaşimin için teşekurler

Sevda Kuran

5.9.2016

Askolsun, bu kadar olur..Boyle bir yapiti ancak Muzaffer Orucoglu II gibi bir cilgin yapabilir!...Koskoca bir destan buradayim, gor beni diyor adeta!

Cenk Yavuz

5.9.2016

Sevgili amaca oglu (Baki isçi) Muzafferin surece iliskin bu çarpici tespitine neden boyle kaba ve olumsuz yaklasttigina sasirdim,anlamaktan zorlandim, dogrusu anlayamadim Oysa senin de bu gelenegin kavgasinda çok buyuk ve cesur atilimlarin oldugunu iyi bilenlerden biriyim. Dogrusu Oruçogluna yonelik basit tavirini sana yakaistiramıyorum.Saygilarimla...

Eli Sher

5.9.2016

Muzaffer hocam ispanyanin picassosu var Kurdistaninda muzosu var, ellerine yuregine saglik...

Yener Tuna

5.9.2016

Yoldaşım kalemine sağlık kendimi oralardaymış gibi hissettim

Hüseyin Ünal

5.9.2016

Muzaffer abi Ibrahimin dustugu yerden sen bayragi yukseltiyorsun hayranim sana. Birde bu Oral Calislar hk birseyler yaz neden donek oldu bu adam

Feridun İhsan Berkin

5.9.2016

Muzoya yönelik eleştiriler demeyeceğim (ince demeyeceğim) kaba alayı anlayamıyorum. Yahu bu Muzodan sonra 30 yıl geçti. Halimiz içler acısı, şapkayı bir önümüze koyup bir de iğneyi kendimize batirsak diyen yok nedense.

Melek Elgin

5.9.2016

Harika seni genç görmekte mutlu ediyor degerli yoldaşimiz seni tanimak onurdur .sevgi saygiyla muzefer yoldaş sana daha çok itiyac var

Celal Emre

5.9.2016

Bir dersimli olarak, romanlarını okurken, özlemlerimi, geçmişe dönük yaşamı bazen gözyaşı içinde karşılıyorum. , bir Göleli olarak Dersimi bukadar yalın anlatan yaşatan bir yazar devrimci olarak saygılar sevgiler sunuyorum.

Cafer Tayyar Başyiğit

5.9.2016

Oruçoğlu yoldaşları tarafından bile yeterince anlaşılmamıştır kanımca.Umarım Akkaya ile Kayaoğlu arasında başlayan bu tartışma Muzaffer Oruçoğlunun önemini azda olsa kavratabilir.

Erdinc Guleryuz

5.9.2016

Jose Saramagonun Körlüğüünü hatırlattı.Romanda İsimler yok.Gözlüklü Kör,Birinci Kör,Körlerle Körleşmiş toplum anlatılıyordu.Oruçoğluda dervişleşmiş bir kadını gezdirerek toplumu ve bizleri müthiş sarsıyor.Zare,Zabel Yeseyanın Ölümü ve KADIN galiba ardından çok Öyküler sarsıla sarsıla gelecek.Bunların herbiri elimizin altında birer güzel Romana dönüşecekmi işte onu da adına zaman denilen şey bize gösterecektir.Ellerine yüreğine sağlık..

Erdinc Guleryuz

5.9.2016

Düşünceleri kalıplara yerleştirip kendince bir doğru hatta dosdoğru bir düşünce belirledikten sonra digerlerine düşman kesilmek galiba fanatizimle açıklanır.Tolstoy,Balzak kralcıydılar Lenin şapka çıkarıp büyük edebiyatçı olduklarını söylemişti.Hatta Tolstoyun Rus devriminin aynası olduğunu söyler. Pelehenovun Marksizmin Rusyada yayılmasında en önemli etken olduğunu söyler.Bu durumu uzata biliriz.Nietzchenin kanımca şöyle bir belirlemesi vardı...İnsanın vucudunun çirkinliklerini,damarlarının hareketlerini teni gizliyor.Oysa düşünsel çirkinliklerini hiçbirşeyle gizleyemiyor M.Oruçoğlu kendince belirlemeler de bulunup bilinç dünyamızda bir kargaşa bir tartışma daha kısacası öğrenme merakı yaratıyor...Karşıdan hayli bilinen klasik hakaret vari sesler duyunca insanın aklına Balzacın bir hikayesi geliyor.... Ağacın tepesine tırmanan maymun aşağıdaki hayvanlara ben gökyüzünü ve oradaki bütün renkleri görüyorum.Ya siz ne görüyorsunuz dediğinde aşağıdan bir ses biz de senin kıp kırmızı götünü görüyoruz..Derler.....

Yucel Demir

5.9.2016

Ohhh ne kadar güzel renkler...............

Fatma Zorlu

5.9.2016

Tasarim ve renkler sasirtici cekicilikte her zaman hayranlikla bakiyorum.Dusuncenin derinligine dalmamak mumkun degil.Emeginize saglik .

Haydar Demirci

5.9.2016

Okumayı seven herkesin büyük bir beğeniyle okuyacağını sanıyorum, Muzaffer Oruocoğlunun bütün eserleri çok değerlidir...

Haydar Demirci

5.9.2016

Yaşamdaki zenginliği, çok yönlülüğü ve boyutluluğu söz Tohumunun toprağı haline getirmek; merak etmek, aramak, kuşkulanmak, donanmak, yaratmak, sözcük ve kültür dağarcığını sürekli geliştirmek, yaşamın en canlı yanıyla ilgilenmek, birleşmek. Sanatçı, kendisine karşı iyi direnen sanatçının, gelişme olanağı ve özgürlüğü artar. Yaratırken kendi kafanı ve yüreğini esas al. Sun, yarattığın nesne hakkında halkın ne dediğine kulak ver. Eleştirmenlerin piridir halk. sadece tarihin en güzel yanlarının ustası değil; en rezil, en kepaze yanlarının da ustasıdır halk. Neyi anlatırsan anlat, nasıl anlattığın önemlidir.

Cafer Tayyar Başyiğit

5.9.2016

Oruçoğlu her zaman söylediğinle şaşırtan ve ileri bir fikre taşıyan kişidir.

Sema Güler

5.9.2016

Sema Güler 31 Mart · Zehir, sf127, Maymun Düğünü, Muzaffer Orucoglu ...Açlıktan kemikleri ayan olmuş çıplak çocuk yığınlarının arasından geçtik. Baba Tahir Üryan’a ait beyitlerin harflerine ayrışıp insan suretinde gezindikleri yerde durup, nesnelerin iç seslerini dinledik. . . Mabed avluları ve musalla taşları arasında mekik dokuyan seçkin zevat derin bir nefes aldı. Kurşun kepenkli, rahleli, seccadeli dükkânlar hayale daldı. Çocuk pencereyi açtı. Zihnin doğal ışıltısından, korkunun alaca karanlığına doğru kaydık. Delikleri kararmış demir kalburların, göz deliklerinin, yamulmuş bilinç kipleri arkasında durduk...

Haydar Demirci

5.9.2016

Göleden oltuya giderken, 1 km den sonra ormanlık alana giriliyor, İlçeden Karsa giden yolun sağ tarafından ayrılan köy yollarından dağların yamaçları güzel ormanlık alanlardı, Şimdi ye dair bişe söylemem doğru olmaz, ama yaklaşık kırk yıl öncesini hatırlıyorum epeyce,,

Haydar Demirci

5.9.2016

Çok güzel ve sade bir eser Muzaffer abi, Göleye ilk gittiğimde karşılaştığım güzel manzaradan biriydi, yemyeşil ova, boğalar, ve meşhur göle ormanları, ,,Budaksız çamlar ülkenin her yerinde,mobilyalık kereste, Umarım çamlara dair bir tasarımın vardır, daldan dala zıplayan sıncapları unutma, Selamlar,,,

Haydar Demirci

5.9.2016

Muzaffer Orucoglunun partiye ve diğer sanat edebiyat alanında sunduğu katkıyı bir kenara bırakın, ; işkencede kızıl direnme üzerine kaleme aldığı, yazılarını, uluslararası alana taşıya bilen olsaydı, ya da kendisi yapmış olsaydı,bugün belki de yalnız Türkiye hudutları içinde değil, dünya çapında ödüller alırdı. Romanlarını sıradan romanlar olarak algılayan zihniyetlere, bugün kendisine yönelen haksız eleştirilerin yüzlerce cevabı var içinde,, Suskunluğu bundandır sanırım,,,!

Birgül Roava

5.9.2016

Aklıma kuşların masalları geldi yahut masal kuşları...

Neslihan Havva Köymen

5.9.2016

İstanbuldaki sempozyuma katıldım ve çok başarılı buldum. Geleceğe dönük umut verici şifreler vardı.

Kenan Özpolat

5.9.2016

Yine döşemis bizim Muzo...sana bu yakışır...seni takip ediyoruz...Hızını kesme ne olur...bizi bilmeyenlerin eline mahkum etme...ne olur...

Çiğdem Koç

5.9.2016

Geçen gün kütüphanemi düzenlerken yardıma gelen kardeşim; "Abla bir raf Muzaffer Muzaffer Orucoglu " tamamen dedi...bazı kitapları birden fazla almışım;biri temiz kalsın,diğerini notlar alarak okuyayım diye..Aklımın kütüphanesinde de bir raf tamamen senin kitapların,sözlerin...Hem çok farklı bakış açıları verdin,hem de bazen karşıtlıkların aslında neler yaratabileceğini öğrettin...Bir kadın olarak özellikle;bu anlamdaki özgürlük mücadelesine sözcüklerinle yaptığın katkıyı her zaman dile getirmekten gurur duydum hep.Her şey için,ama özellikle yazdığın için teşekkür ederim;bu paylaşım buna vesile oldu bir anda

Kenan Özpolat

5.9.2016

Oruçoğlunun resimlerine eskiden bakiyordum...Şimdi özümseyerek bakiyorum..

Haydar Demirci

5.9.2016

İyi bir sanat meraklısı, okuyucusu ya da seyircisi, Eserin mana ve nüktesini anladıktan sonra onu kaldırıp bir kenara atmaz. dakikalarca üstünde durur.. Düşünür... Adeta eseri ameliyat yapar! Eser sahibinin aklından bile geçmeyen mana ve imaları o, çizgi ve kelimeler arasında arar. Alıntı,,,

Zafer Yılmaz

5.9.2016

Hayata ve emeğe dair, yaratıcılık ve varoluş hikayeleri… Abartısız söyleyebilirim ki, okuduğum en güzel kitaplardan biridir, Muzaffer Oruçoğlunun Grizu adlı nehir romanı… Milyonlarca insanın yaşadığı "varoluş serüveni"ni bir "kurgusal öykü" ile anlatıyor bize Oruçoğlu. Onun "yazgı"sını, hüzünlü, trajik öyküsünü... İşçi sınıfı bu ülkede hangi koşullarda doğdu Nelere katlandı insanlar Kimler, nasıl baktı ve hangi misyonları yükledi bu "insan yığını"na

Haydar Demirci

5.9.2016

Oruçoğlunun resimlerinden bir tanesini, büyütüp, mozaikle yapmayı düşünüyorum, İçinde fazla renk tonu olmayan en sadesini, çalacağım, sarı rengi Brezilya, siyah ve moru Hindistan taşını buldum, Diğerlerini orijinaline en yakın tonları işliyeceğim,,

Ali Toy

5.9.2016

İboyu anlamadik anlatmadik gelistirmedik yaptigiiz mucadele asiret devasi kan devasi gibiydi oyle hareket ettik oysa hedef bir baskaydi bunun icin donduk ilerlemedik koyler arasinda gezmek yetmiyordu egitim sizlik bizi oldurdu bir aslanla bir ceylan misali; cok agir sartlarda cok agir sorumluklar aldik oysa hic ama hic farkinda bile olmadik dusununki ilk atilan bir silah sesinde bir gerilla dedigimiz insan donuyor saka degil bir insan nasil soguktan donar aynen oyle cok tuaf gelir gormiyenlre iste biz iboyu boyle savunduk yatsaydik daha iyi olurdu :

Devrim Kara

5.9.2016

Dev bir apartman duvarına yazılacak klavuz bir yazı. Ibo ve muzaffer ; doğada bu kadar ortaklaşmış iki ruh yok gibi. Ibo politikada ne ise ,muzaffer ağabey felsefe,sanat ve edebiyatta o. Sanat ,edebiyat , felsefe ve politika dayanışmaz ise ortaya eksik, engelli bir varlık çıkıyor.

Haydar Demirci

5.9.2016

Beton semer" Şiirin gövde taşıyıcısı,, ve özgürlüğü illah ki, hayal ettiğimiz bir dünya da tadacağız diye bir kural yoktur,,Şartlar ne olursa olsun; onu yaratma arayışı esas olmalı,, tebrikler Nice uzun Ömürler Yoldaş Oruçoğluna

Haydar Demirci

5.9.2016

Dilimde ,damağımda kalan leziz şeyler; Bal, peynir, soğuk suları, yeşil bitki örtüsü, Bir de insanların sıcaklığı, Madalyanın diğer yüzünde, iklimsel etmenlerin dışında, bölge halkının içinde bulunduğu sefalet, yoksulluk, mahrumiyet,, bir zamanlar Göle çıkışında, sıra sıra dizilmiş irili ufaklı, çıplak ayaklı yoksul çocukların, askeri garnizonlarda ,çöplüğe taşınan atıkların içinde, giyecek, sıgara, sabun vs çeşitli ihtiyaçlarını ayıkladıklarına ,tanık olmamın üzüntüsünü yaşıyorum,, Ve bir an olsun unutamadığım bir anı belirteyim; Çöpe gidecek bütün atıkların, kullanılacak durumdakileri, ıslatmadan ve kirletmeden, ayrı balyalar yapıp, yol kenarında bekleyen çocuklara, atıyordum, araç üzerinden, Her attığımız paketin başına onlarca çocuk üşüşür, kapışırken ,bazen dövüştükleri görülürdü, Son kez gittiğimde, işe yarayacak ne varsa ,hepsini daha itinalı paketler halinde hazırladım, Aynı şekilde çocuklara doğru paketleri atıyordum, bir çocuk öylesine hızlı koşuyordu ki, gözü bizde olduğundan ötürü, önündeki taşı göremeyip takılıp, feci şekilde yüzün kuyu yere çakıldı, Ötesi malum, yasak olduğundan, durup her hangi bir müdahalede bulunamadık, Görev dönüşü çocuğun düştüğü yerde kan izlerini görünce, yaptığım yanlışın acısına dayanamayıp ağladım,, Şimdi 60 yaşımdayım , halen sıgara içiyorum, ERDİNÇ arkadaş,, çektiğim her nefeste O, çocuk geliyor gözlerimin önüne,, O , olaydan sonra , getirilen sıkı uygulama ve yasaklardan sonra, düşmesine sebebiyet verdiğim çocuğun, öldüğü inancı yerleşti kafama,,, Şimdiye dek unutmadım,, Bundan sonrasını bilmiyorum,,,

Devrim Kara

5.9.2016

Muzaffer ağabey karsı yazıyor. ilk yazdığı roman devletin hışmına uğramamak için babası tarafından imha ediliyor. umarım yeni ve daha kapsamlı olanı yazar.

Erdinc Guleryuz

5.9.2016

Orhan Pamukun Kar Romanı güçlü bir romandı...Çok kültürlü Karsı bir Karslının yazması elbette çok güzel olur....Terekmeler,Kürtler,Rumlar,Ermeniler,Malakanları ve hatta Almanları Oruçoğludan okumanın hazzını yaşamak daha bir güzel olur...Haydar arkadaşta o Karlı yerlerden geçmiş...Demek ki dilinde damağında leziz şeyler kalmıştır...

Scheriya Nehir

5.9.2016

Doğduğun yerlerin coğrafyanın ne önemi var önemli olan bir yerlerde acılar varsa onu duyumsayabilmek acının sesini duyurabilmekdır muzaffer Beyin bu konudaki Erdemligi tartışılmaz saygılar

Sahra Gül

5.9.2016

Oruçoglu belki gòle do#291;umlu olabilir ama kesinlikle oraya ayit de#291;il ruhen tam bir dersimli ruhu taşiyor dùşùnceleriyle aydin kişili#291;iyle ve çevresi hepsi dersimli bòlgecilik yapmiyorum yanliş anlaşilmasin ama biz muzoyu òyle tanidik

Haydar Demirci

5.9.2016

Bazı arkadaşlar, okurlar, Dersim romanındaki YAVAN karakterine fazla yoğunlaşıyorlar,, Aslında, sanıldığı kadar kurgu ve abartı yoktur, Yavan gönümüzde dahi aynı ikiz karakterde eşi bulunan bir gerçekliktir,,, yazı kültürüme güvenebilsem, yavan 2 adlı bir yazı kaleme almak istiyorum,,,

5.9.2016

Oruçoğlunun Dersim Romanındaki Yavan benim için en sevdiğim yönetmen olan Sergio leone nin ünlü " iyi , kötü, çirkin " filmindeki çirkin karakteri gibi adeta (tuko) Zeki, uyanık, komik, yalancı, doğal, üç kağıtçı, dürüst, iyi, cesur,kolpa,bencil, sıcak kanlı, yabani , korkak, katil, yanlız ve özgür... Kapağa konmayı kesinlikle hakkediyor:)

Devrim Kara

5.9.2016

Son yirmi yılda ; bir çok yerli , yabancı roman okudum. Muzaffer ağabeyin de tüm romanlarını okudum. Kesin olarak diyebilirim ki Dersim romanı en beğendiğim roman oldu. Edebi eserler bir birine rakip olamaz bu nedenle katagorize etmek doğru değil .Her eser yaşar kemalin deyimiyle aynı bahçenin farklı bir çiçeği gibi. Ama dersim romanı en renkli ,hoş kokulu, dallı ,yapraklı çiçek. Kapak sanki beş dakikada pc programıyla yapılmış. (Aynı formu çok gördüm) kapak konusunu abartmak doğru değil zira aslolan içerik ama ben yazarın ressamlık yönünü bildiğimden ve romanı yeni baskısıyla 4.kez okumaya niyetli olduğumdan kapakta yazarın ( veya bir okurun çizdiği ) YAVAN karakterini ya da romana ait bir olayı, karakteri görmek isterdim.

Aydin Imge

5.9.2016

Oruçoğludan çok güzel Imgeler, cok güzel duygularla dolu ve cok güzel ve gizemli hedeflere cekiyor insani. Yasamin bu güzel yerlerinden birine acilan yolun yolcularin cogalmasi, okurlarin romansal güzellige ve cekicilige varmasi umuduyla...Tesellimidir, tutunup öteki güne atlamakmidir, insani bicimlendirmek yada onun ruhunu ve aklini yikamakmidir kirden, Roman ve Edebiyat... Cok güzeldir gecmisin heycanini su anda his etmek ve yasamak. Anlamini arama, anlamini belirleme, burda olusuna bir anlam kazandirma kabiliyetini kayp etmis miliyarlarca insan arasinda gelecege dogan bir yasam bicimlendirmek gercekten cok güc, cok zahmetli, cok sorumluluk istemektedir. Bu cabadan vaz gecmiyen bir degerdir Orucoglu. Kendilerini büyük ideallere, büyük degerlere dönüstürme cabasindan vazgecmiyen , her sene cogalan okurlar ve insanlar diliyorum Planetimize.. Kendisinde, Dersimde, Dünyasindaki bir sorun ve celiskiyle , tad ve tutkuyla, Saman yolundaki yada miliyonlarca isik yili uzakliktaki bir yildiz daki sorun ve celiski, tad ve tutku arasinda bag kurabilen,etkilesimin payini anlamak isteyen , planetini saman yolunun en güzel, en renkli yasam kaynagi haline getirmeyi misyon olarak kabul eden insanlar la insanlasma ileriye dogru gidecektir...Elbetteki Sorunsuz bir dünya olmiyacaktir, ama sorunlariyla basedebilen ve onlari denetleme kabliyetinde olan, sorunlarin ve celiskilerin aci vermesini engellebilen bir dünya mümkündür...Ince bicimlendirme yetenegine kavusan insanlik kaba yok etme fikrinden cikacaktir.

Sani İlhan

5.9.2016

Oruçoğlunun ,düşüncelerini bu kadar açık ve samimi anlatmasını her defasında zevkle okuyorum

Devrim Kara

5.9.2016

Üst üste bindirilmiş boyutlar,perspektifler var resimde." Anadolulu picasso diyorum ben muzaffer ağabeye. muzaffer ağabeyin eserlerini izledikçe huzur veriyor bana. hacmi büyük eserleri de var; as karşındaki duvara , genç bir sevgili gibi baksın sana, aç ufak bir rakı izleyerek iç. git gel sırlarını çözmeye çalış. bir insan gibi zamanla dost ol eserle. (sanatçının bir eserindeki madencinin bir gözü kördü aylar sonra anladım resmin grizu romanındaki karakterlerden biri olan kör cemal e ait olduğunu. ) Eserlerdeki renk karnavalı konu ve figürlerdeki çeşitlilik zihin jimnastiği yaptırıyor aklıma. Bu eserde mesela karşıya bakan yüzü insan , bize bakan yüzü hayvan bir varlık , kulakları kuştan,kuyruk sanırım Baobab ağacından. Eskiden resmi sadece sanatsal bir iş sanırdım oysa resim ruhu dinlendiren bir faaliyetmiş aynı zamanda. Hangisi daha zor ve anlamlı acep bir madenciyi devrimci yapmak mı yoksa o madenciye soyut , gerçeküstücü resmi sevdirmek mi Bence ikisi de zor ama madencinin sanatla kaynaşmasını sağlamak daha anlamlı. sınırları,tabuları yıkmış bir sanatçı iç güdüsel olarak sonunda mutlaka devrimci olur ,ama bir devrimci sanatçı/sanatsever olmayabilir.

Celal Temel

5.9.2016

Vedat Türkali O gerçek bir devrimciydi.. "Kürt sorununu çözmedikçe, Türkiyede hiç bir sorunu çözemeyiz" diyen, örneği az olan bir Türk demokratıydı... Onun gibi, Muzo gibi, İbo gibi, Kürt dostu, Türk devrimcilerin olması, Kürtlere hep umut vermiştir. Ancak, bu tür devrimcilerin çok az olduğu da bilinen bir gerçektir...

Özgür Bahar

4.9.2016

Çok naif bir tarif olmuş ama Halbu ki nin Halbusiki ye evriminde neyin ya da nelerin si vazifesi gördüğü muğlak kalmış yine de...Yoksa yaklaşım çok olumlu...

Semira Demir

4.9.2016

Düşünceme zincir vurmuyorum; bu, ilk özgürlüğümdür. İnsani olan tüm eğilimlerimi pratikte yaşamaya çalışıyorum; bu, ikinci özgürlüğümdür. İçimdeki yeteneklere kendilerini ispatlama olanağını sunmaya çalışıyorum; bu, üçüncü özgürlüğümdür. Başkalarının özgürlüğü için mücadele ediyorum; bu, dördüncü özgürlüğümdür. Yıkmayı kendimden başlatıyorum; bu ise çıplaklığımdır. Muzaffer Oruçoğlu..

Haydar Demirci

4.9.2016

O zaman, hayal ettiğimiz en soylu devrimlerin, gerçekleşmesi , bu seks ve yemekten başka bir şey düşünemeyen kalabalığın umuduna kalmıştır,, Öyle ya; Devrim kitlelerin eseri olduğuna göre, ne söylenmeli ki haydar

Devrim Kara

4.9.2016

Son duruşmada halk, ataerkil bir deyimle söyleyecek olursak resmi kültürü sikine takmaz , halk kültürü resmi kültürü iplemez. 2 ) halk yemek ve seksden başka bir şey düşünmeyen bir kalabalıktır. Ya da ikisi birden . Bunları anladım ben. Komik anlamlı bir şiir.

Devrim Kara

4.9.2016

Marx,Lenin,Ho Chi Minh,Durutti,maodan aldığı tüfeği Sierra Maestra dağlarında gezdirip ,ibrahimlere uzatıyor che. ibonun dersimde patlayan silahın sesi cudide de yankılanıyor. Cudide yere düşen mavzer rojavada havaya kaldırılıyor. Hiç bir mermi boşa gitmiyor bu savaşta. Devrimcisiz dağda değeneksiz gezemiyor artık sermaye devletlerinın,dinlerin,ataerkil namusun köpekleri . Yaprakları dökülüyor bir bir esen sert rüzgarlarla zaman denen güzel ağacın.Kızıl meyvelerin tohumları tek tek karışıyorlar toprağa. yeniden var olmak için her baharda.

Haydar Demirci

4.9.2016

Zihinlerde ki devleti yıkmak kadar zor bir şey yoktur, Bu bir nevi eski klasik tabuları yıkma anlamına geliyor,, Biz eskiler bayağı yaşlandık, Muzaffer Arkadaş benden de çok yaşlıdır,, hangimiz önce gideriz bilmem ama. kimin ardında sıfır, miras kalırsa, zihindeki devleti yıkan o dur diye düşünüyorum, Bu bir şaka idi tabi,, kendisinin paylaşımcı ve komünarca yaşadığını biliyorum, sevgiler saygılar, sizlere,,

Devrim Kara

4.9.2016

Oruçoğlu eserlerininden oluşan kente bir kuş gibi yükselip havadan bakarsak kent merkezine giden bir kaç ana yol görürüz. Ilk yol heykel,roman, şiir, hikaye, destan, halk fıkraları, mitolojik efsaneler,öz deyişler, felsefi sorunlar,mizah, derin doğa ve insan sevgisidir. Ikinci yol devrim yoludur. Bu yol direnen savaşan kişi , felsefe, halk ve hareketleri destekler. Yeni insanı ve toplumu bu günden tarif eder. Yeni topluma ulaşmanın yollarını gösterir.kavgayı tarihden beslenip anlatır,din, iktidar , cins, tür takmaz. Sol da dahil her iktidara karşıdır. Buna ataerkil namuscu iktidardan ,gerantokrasiye ,devletten; zihinlerdeki görünmeyen öze içirilmiş gizli devletçiklere kadar her şey dahildir. Son yol sanatçının ruhundan kalbinden geçer. Onun öz yaşam öyküsüdür. Üç yol göbekte buluşur. Örnek vermek gerekirse Mengene romanı edebi bir eser olduğu kadar sanatçının hayatından (işkence süreci ) bir kesittir de aynı zamanda yani otobiografik bir yanı vardır eserin.ama aynı zamanda politik bir eserdir mengene.çünki devletin işkence silahına karşı direnmenin yollarını anlatır.

YORUM YAPIN