ŞİİR VE HAS ŞAİR

Bağrında büyük depremler gizleyen şiirlerden yanayım.Bu tip şiirleri yaratayım diyorum.Beceremiyorum.İyi bir şiirin içinde kaç tür çatışma var?Kaç tür ışık,ses ve renk savranı?İnsanı çağrışımlarla çoğaltan iyi bir şiirin dibine kaç günde varabilir bir şiir bilgesi?Çelişkiler,çatışmalar hercümercini kavramak kolay değildir.Şiir,derinşiğini felsefeden alır.Ayaklarını insanın iç zenginliğine basar.Hayaliyle de uzaya egemen olmaya çalışır.Yeryüzü,şiire varmaya çalışıp da varamayan ölü şiirler mezarlığıdır.Atmofseri delen gazlar,bu mezarlıkta yatan şiirin gövdesinden yükselmiştir. Artı,eksiye saldırmalıdır.Kuşku inanca,diferansiyel entegrale,imge somuta,ateş puta,öz biçime...Her okunduğunda,insan ruhuna bir öncekinden daha güçlü dalgalarla saldıran şiir.Gizil hazinelerini zevkle sezdiren ama kolay ele vermeyen şiir.Özgürlüğünü ve cinnetini dolu dolu yaşayan şiir.Hareketin sıfır hızdaki adına durgunluk diyoruz.Durgunluk şiiri öldürür.İlk okunuşta tükenen şiirin beslendiği kaynaktır durgunluk. Yığın yığın,sürüler halinde yeryüzünü kaplamış şiir yazan insanlar.Aziz Nesin,'Türkiye'de sokak kedisi kadar şair' diyordu.Şiir yazan yüzbin kişinin içinden üç-beş şair çıkıyor.Şiir yazanlar,şiir okuyucularından çoktur.Bu kadar insan,kalemiyle neden tıklatıyor şiirin kapısını?Kendilerini şiire yedirerek yabancılaşmaktan mı kurtulmaya çalışıyorlar?Yaşamını kanıtlamaya,duygularını bilincinin örsünde kahramanlaştırmaya kalkışan insan,insa,şiire sarılıyor.İnsanın en büyük macerası,kendini değişik bir tarzda yeni baştan yaratmaya yeltenmesidir.'Ben yarattığım bu nesneden daha zenginim.Ben kendi iç zenginliğimin hakkını neden veremiyorum?Tanrıyı yaratan ben,kendimi neden yeniden yaratamıyorum?'Bu onulmaz inleyişle güven erazyonuna girer,şiiri terkeder insan.Terkedilmiş yitik şiirler örenidir dünya. Kocaman bir kuşku yumağıdır has şairin kellesi.Yaratma işlemine ara verdiği an gevşer,yeteneğinden kopan ve yitişe doğru yuvarlanan çığlara teslim olur.Tanrılaşmaya tutkundur has şair.En büyük korkusu,kendisini tekrarlamasıdır.Kendisini tekrarlamaya başladığı an,kendisine olan aşkı doruğa ulaşır.Eleştirmenleri düşman ilan eder,şairleri çırak..."Büyük yangınların ilk kıvılcımı benim örsümde mayalanır" diye mırıldanır.Normal insan kategorisine girmez.Her saniye sürgündür.Devletle çatışmaktan hoşlanır.Urganı şafak aydınlığında parlayan üç ayaklı bir darağacı gibi soğuk ve ürkütücüdür yargıçların karşısında. "Devleti dara çekemeyi meslek haline getirmiş bir yıkıcı" diye iç geçirir savcılar,onu görünce.Girse de girmese de hapishane ikinci evidir.Ama hapishaneyi hiçbir zaman taşımaz içinde.Eğer bir yolunu bulup düşerse hapishaneye,kaleminin ucuna yerleştirir güneşi.Enginleşir.Muhteşem deliliğinin ikinci aşamasıdır bu.Yaratma şevkinin ve sorumsuzluğunun altın çağıdır. Sevişmenin ustası değildir has şair.Kendisini ısrarla çağıran dişi ya da erkek arzuyu,evren enginliğinde görür.Onun tüm hücrelerine kadar zerre zerre zaptetmeyi,ona kayıtsız şartsız teslim olmayı göze alamaz.Kalemini aşkla donatır.Eskisinden daha çok ürünler verir.Ama aşık olduğu insanı hayal kırıklığına,şaşkınlık anaforuna düşürür.Savrulur harman gibi;arar,ama bir tek buğday bile bulamaz.Karşısına,afallamış,çırılçıplak dikilir, "Sen kendini yeryüzünün en büyük problemi haline getirmişsin! Sen kendine aşıksın!" diye bağırır sevgilisi.Hiçbir aşkın,kendisini anlayamayacağı kanısındadır has şair.Evrim süreci en hızlı olan hayvandır.Sık sık sevgili değiştirir.Kitap gibi okur,çözümler,kavramaya çalışır sevgililerini.Yaşadığı her sevgilinin,kendisini apayrı dünyalara taşıdığı,yenilediği kanısındadır. Has şair ölürken tüm dünyanın,herşeyi bırakarak kendisiyle ilgilenmesinden yanadır.En büyük korkusu,kendisinden sonra insan ömrünün uzaması ve kendisini aşabilecek büyük bir şairin çıkma ihtimalidir.Umudunu son nefesine kadar yitirmez.Yaşamının en büyük direnişini son nefesinde gerçekleştirir.Ölmeden az önce kırk günlük köpek leşi gibi kokmaya başlar.Kokuyu,kendi ölümüyle birlikte her şeyin çürümesine yorar.Başucunda bekleyen şairlere kaydırır bakışlarını. "Yağmalamaya gelmişlerdir beynimi" diye iç geçirir.Sevgililerinin hiçbiri yoktur baş ucunda.Ömrünün son döneminde hizmetini gören ve bazı gecelerde de altına sessizce yatan ve has şairin en kritik anda kalp krizi geçirmesinden korktuğu içiin bir türlü boşalamayan hizmetçinin dışında ağlayan bir tek insan da yoktur. "Yaşamım boyunca ölümü ciddiye almadım,bu benim ciddi hatamdır," diye mırıldanır sessizce. Güçlü şiiri yaratanlar ya da başka bir deyişle şiirin yarattığı kahramlar,ölümün kurallarını çiğneyerek ölürler.Kural çiğneyen özgürlük işçisi uzun yaşar.İyi bir şair,bin kötü şaire bedeldir.Şiirin kötü şairden gittikçe daha geniş boyutlarda kurtulması sorunu,toplumsal devrimin derinleşmesi sorununa bağlıdır esasta.Geniş şair yığınlarına sahip olan toplumlar,ileri toplumlardır.İnsanlığın en demokratik (biraz da yarı- fıttırık)cumhuriyeti,şairleri cumhuriyetidir.Devletin ve savaşın bittiği bir şiir cennetidir bu.Bu cennette,çok eskiden ölen has şairlerin mezarlarından sesler yükselir. "Mezarlarımızı açında çıkalım." "Bizsiz nasıl yaşıyorsunuz?" "Güneşin yeraltından yerüstüne çıkmasını istemiyor musunuz?" Has şairin kemikleri geç çürür.