MÜFETTİŞ

1971’de üç kişilik DABK’ın (Doğuanadolu Bölge Komitesi) üyesiydim. Dige iki üye Kaypakkaya ile Bora Gözen’di. Bir ara TİİKP Merkez Komıtesi beni Ankara’ya çağırdı. Şalvarımı kasketimi çıkarıp pantolonla otobüse bindim. Komite adına Doğu Perın’çek benimle bir görüşme yaptı. Yanılmıyorsam, Kücük Esat’ta, bir apartman katında görüştük. Perinçek, Parti müfettişi olarak Lübnan’a gitmemi, Filistin Demokratik Cephesinde bulunan yirmiye yakın parti taraftarını teftiş etmemi, rapor düzenleyip getirmemi önerdi. Öneriyi kabul ettim. Onların bir bölümünü sınırdan zaten ben geçirmiştim. Siverek’e geldim, bölge sorumluluğunu bir arkadaşa teslim edip Ceylanpınar’a gittim. Sınırda yakalandım. Şalvarlı, pejmürde, fakir bir köylü delikanlısı görünümündeydim. Beni sınırdan geçirmeyi üstlenen kaçakçı bir muhtarın kefil olmasıyla serbest bırakıldım. Ertesi gece, ayışığında, köylülerle, atlar ve ineklerle birlikte tesbih dizisi düzeninde mayın tarlasını katedip Suriye’ye geçtim. O geçiş bende oturup romana başlama eğilimini güçlendirdi. Arapkazanı, Halep ve derken Şam’da Cengiz Çandar’la buluştum. O gece, Hafız Esat’ın tüm Demokratik Cephe üyelerini tutuklama kararından dolayı apar topar Beyrut’a kaçtık. 12 Mart karanlığından gelen, şalvarlı bir müfettiş olarak bu durumu yadırgamadım tabi. Beyrut ilgimi çekti. Cengiz, dil bilen, ciddi ve seviyeli ilişkiler kuran bir insandı. Demokratik Cephe’nin, geniş, rahat apartman katlarında uyudum, lokantalarda Arap mutfağını tanıdım, cafe’lerde değişik türden, tad ve renkten sularını yudumladım lıkır lıkır. İğneden ipliğe hesap soran, parti malı konusunda Murtaza felsefesini düstur edinen bir insan olarak, paranın nerden geldiğini, suyun nerden nereye aktığını sormadım bile. Batıdan, Demokratik Cephe’ye gelen güzel bayanların, Cephe militanlarıyla masalarda gruplaşıp tartışmalarını dikkatle seyrettim. Beyrut’tayken, sonradan görme bir partilinin iktidar olanağına kavuşması durumunda, kolayca bürokratlaşıp halktan kopabileceğini hissettim ve korktum. Şimdiki gibi o zamanlar da, Kültür Devriminin ateşli bir taraftarıydım. Birkaç şiir yazayım dedim, yazamadım. Birkaç gün sonra Sur ve Sayda kentlerindeki askeri kamplara gittik Cengiz’le beraber. Akdeniz’in kıyısında, kazılmış siperler, çadırlar, tuzun, barutun ve güneşin esmerleştirdiği komutanlar, fedailer, havan topları, makinalı tüfekler, roketatarlar, Rus, Çek ve Çin malı cins cins tüfekler. tabancalar, bombalar, mayınlar. Bunları görünce roman yazma hayalim ikinci plana geçti. Arkadaşlarla tokalaştım. Şahin Alpay, Atıl Ant, gibi bir kısım arkadaşları önceden tanıyordum. Bu kampta bir ay kalıp, askeri eğitime katılmaya karar verdim. Elbiselerimi çıkardım, askeri elbise giydim. Ertesi gün, Çadırda, kendi kadrolarımızdan oluşan bir toplantı düzenledik. Geliş amacımı açıkladım. Ülkenin ve partinin son durumu hakkında bilgi verdim. Demokratik Cephe’nin, kampın ve kendi kadrolarımızın durumu hakkında da bilgi aldım. Bir ay, tüfek takırtıları, bombalar, emirler, bağırtılar, yat-kalk’lar, sürünmeler, dikenli teller, atlamalar, tuneller, baskın tatbikatları arasında, çöp gibi zayıfladım, esmerleştim, kum ve barut kokusuyla haşır neşir oldum. İki şey aklımdan çıkmadı. İsrail baskını anında çevremizdeki kampların yoğun bir şekilde bombalanması ve kampımızda disiplini ihlal eden bir arap gencinin boğazına kadar kuma gömülerek cezalandırılması. Dönüşüm daha renkli oldu. Cengiz’in girişimiyle, Demokratik Cephe’nin ileri kadrolarıyla tanıştım Beyrut’ta. Halep’te Kürtlerin büyük Şairi, Cigerxun’un evine gittik. Bizi picamasıyla avluda karşıladı. Sınırdaki kasabalarda, Şeyh Sait İsyanından bu yana, kaçıp Suriye’ye sığınan Kürt aydınlarıyla tanıştım. O zamanlar büyük bir sorumluluk bilinciyle hareket ediyorduk. Sorumluluk bilinci zayıf olan bir insanın, özgürlük bilincinin de zayıf olacağı inancındaydık. Üzerinde faaliyet yürüttüğümüz bölgenin her türlü sorununu hesaba katarak örgütlenme ve çalışma anlayışına sahiptik. Bir gece vakti, tütün kaçakçılarıyla birlikte, sırtıma yüklenen koca bir tütün çuvalıyla sınırı geçip, Kilis’e geldim. Bir aylık parti müfettişliğini Partiye teslim etmek için otobüse binip Ankaraya gittim.