ŞEYTAN

Şeytan taşlamasından zararlı çıkan kim? Şeytan mı, hacılar mı? Her yıl taşlandığı halde şeytana bir şey olmuyor. Şeytanın görünmez taşlarıyla bir yığın hacı ölüyor. Mevcut durum, Şeytan’ın savunma savaşı verdiğini gösteriyor; bu bakımdan haklı bir konumdadır. Hacılar cephesi, saldırı cephesi görünümündedir. Dünyanın dört bir yanından gidiyor, Mina’da toplanıyor, yedişer taş satın alıyor ve saldırıyorlar. En az bir milyon hacı gitse, yedi milyon taş demektir bu. Yedi milyon taşın Amerikan tanklarına yöneldiğini düşünün. Allah’ın taş yağdırmasına benzer bu.Sen koyunu orada melete melete boğazla, sonra yedi taşla şeytana saldır. Boğazlama ve taşlama hareketi kesinlikle hacıları vuruyor. İbrahim Peygamber, oğlu İsmail’i kurban etmeye götürürken Şeytan önüne çıkıyor. İbrahim Peygamber, sessiz sedasız yanından geçip gideceğine taşla saldırıyor Şeytan’a. Şeytan’ın, “Sakın oğlunu kurban etme,” diyeceğinden korkuyor. Balçıktan yaratılanın, ateşten yaratılanı, secde edenin secde etmeyeni taşlamasıdır bu. İsyanın ve aykırılığın adı mıdır şeytan? Şeytan olmasa, sanat ve edebiyat, konu bulmakta haylice zorlanacaktı. Sanatçı hayalinin gerçek yaratıcısıdır Şeytan. Ortaçağ ve Rönesans dönemi için bu çok daha geçerli bir tesbittir. Charttrees’ten Notre Dame kadar sayısız kilisenin, katedralin vitraylerinde, kabartma ve yontmalarında, sütun başlıklarında, iskemlelerde, alın tablalarında, kornişlerde, oluk ağızlarında vb. sürekli boy gösterdi şeytan. İnsan gövdeli, kıllı, sivri kulaklı, çatal ayaklı, boynuzlu, uzun kuyruklu görünümüyle hayata egemen oldu. 72 çeşit şeytan prensi ve 7 milyon 405 bin 926 şeytan. Az değil. Dürer’lerin, Bruegel’lerin, Delacroix’lerin, Goya’ların, Chagal’ların tuvallerine ruh verdi. Faust’u Mefisto’suz düşünebilir miyiz? Şeytan kelimesi İbraniceden gelmedir. Araplar İblis der. Lanetlenmeden önce, Şeytanın asıl adı El Hakem’di. Sanatçıların hayallerini ateşleyen yaratıklara, cinlere ve perilere tam bin yıl hakemlik etmiştir. Az bir iş değil bu. Bir ara nasıl olduysa, cinler arasında bir kargaşa çıktı. İblis, yani El Hakem, müdahale etmedi kargaşaya. Bu kargaşayı herhalde onların iç işleri olarak gördü. Ama tabi, her işe karışan Tanrı, bu işe de karışmak zorunda kaldı ve kargaşaya ateşle müdahale etti. Bir yığın Cin helak oldu. İblis, nasıl olduysa, kıl payı kurtuldu Tanrı’nın bu gazabından. Adem yaratılıncaya kadar sade ve samimi bir Melek olarak yaşadı. Tanrı Adem’i balçıktan biçimlendirip, O’na hayat üfleyince, ve de durup dururken tüm Melekleri, hiç bir ciddi gerekçe göstermeksizin Adem’e secde etmeye çağırınca malum mesele patlak verdi. El Hakem şu savunmayı yaptı:“Sen beni ateşten, O’nu topraktan yarattın, ben ışık ve hava, o ise sadece toprak olduğuna göre, O’na secde etmeyi kendime yediremem, o bana secde etmeli.”Bunun üzerine Tanrı, merhametine sığınıp af dilemediği ve kendisine secde de etmediği için El Hakem’e ‘Aduvvullah,’ yani Tanrı düşmanı adını verdi. Nedameti ilk reddeden yaratıktır Şeytan. Adem’in, Eyüb’ün, ve İsa’nın bir ara Şeytan’a niçin kandıklarını ve Yezidilerin Şeytan’a niçin tapındıklarını da ayrıca tahlil etmek gerekiyor.