ZOR OLUYOR

Yetmis gunluk bir geziden sonra odama döndüm. Temmuz sıcagından, şubat kışına dönmek zor oluyor. Terliyordum. Şimdi donuyorum. Koca koca kutukler atıyorum sobaya. Zaten ısım gücüm kütük atmak. İnsan zaten kışa girmişse üç yere kütük atmak zorundadır. Sobaya kütük, kafaya kütük(kitap), gönül dünyasına kütük(aşk). Bu üç bacaklı, kütükleme yaşamın bir bacağı eksikse orada yaşam eksik demektir. Benim ‘kafaya kütük,’ bacağım hiç bir zaman eksik olmadı.. Çoğu zaman bu tek bacakla yürüdüm. Zor oluyor ama yürüyorum.. Yürüye yürüye de gelişti benim bu emektar bacağım. Şu anda üç bacağım var.Romanı, martın sonunda bitirmem gerekiyor. İki yıllık bir çabanın ürünü olacak Grizu. Ondan sonra ikinci ciltine başlayacağım. Kendimi yenilenmiş olarak hissediyorum. Bunda aşkın etkisi vardır.. Duyguların bahara girmesi, insanı derinleştiriyor. Ben bunu daha iyi farkediyorum şimdi.. Herkes çok yönlü güzelleşmenin bir yolunu bulmalıdır. Aşktan yana, kesat bir geçmişe sahip olsam da, ben iyi yaşamadım diyemem . Özgür yaşadım. Hapishane yıllarım, en özgür olduğum yıllardı..Sokak ve dağ yılları da keza oyle. Dusuncelerime ve yaratıcılığıma sınır koymadım. Kararlarımı çoğunlukla uyguladım. Uygulamadığım anlarda bunalıma girdim. Benim en derin bunalımım, edebi yaratıcılık alanında ortaya çıkıyor..Aşkta edebi, artistik yaratıcılığı önemsiyorum. Aşık olduğum insanın, yaratıcılığın kıyısında durmasını sindiremiyorum. Bize dayatılan yaşama karşı yürüyüşün, tarihe ve insana kalan güzel bir aracı olarak görüyorum sanatsal yaratıcılığı.. Zamanını sakız çiğner gibi harcayan bir insanla yapamam ben.. Beni dürtecek ve ben onu dürteceğim ve de birlikte hayatı dürteceğiz. Değişmez sanılan, kutsal olan her şeyi ürküteceğiz. Kalitenin işi gücü, kendinden daha üstün bir kaliteyi yaratmaktır. Kalitenin olmadığı yerde her melanet vardır. Köhne dünyanın en çok korktuğu şeydir kalite. Korkuyorum. Dunyayı değiştirmeye soyunan insanların yeterince okumadıklarını görünce korkuyorum. Yıkıcıların derinliği yoksa, yıkma ne işe yarar ki? Hayatı derinlemesine kuramayacaksan, hiç yıkma , daha iyi. Gelgelelim ki, kolelık sozkonusu olunca, bekleme sözcüğünü ağzımıza alamayız, Hayatın bağrındaki hayat, yenileşme cinneti, o zaman, o sığ, o kötü yıkıcıları da çağırıyor mevzilerine. İşin acelesi de yok. Herkes damla damla biriktirmelidir kalitesini. Hangi türden olursa olsun, kalite yıkıcıdır. Asıl yıkıcıdır o. Hazır değise, yıkmaz. Hazır olduğunda ise beklemez. Okumayı gerileten ana etkeni yıkmaya çalışıyoruz. Ama bunu okumadan yapmaya kalkısıyoruz. Bizim açmazlarımızdan birisidir bu. Bunu aşmanın bir yolunu bulmalıyız