TERÖR VE TERBİYE

Mülkiyet dünyasının kuşatma çemberi, yirminci yüzyıla göre çok daha güçlü şimdi. Bu çemberin içinde dimdik ayakta durmak, ona meydan okumak bir ömür, büyük iştir. Büyük düşünceyi, büyük cesareti ve büyük bir kaliteyi gerektiriyor bu. Sermayenin gemi azıya alarak delice hareket ettiği, insanı ve doğayı korkusuzca yıktığı bir çağda, bilginin ve korkusuzluğun örgütlenmesinden ve kendi ateşini tarih sahnesine yeniden çıkarmasından başka bir yol görünmüyor. Batının ünlü popçuları, Bob Geldof’un teşvikiyle, Dünyanın büyük metropollerinde milyonları meydanlarda topladı. Müziğin gücüyle, Afrikadaki açlığa ve çevresel felakete karşı bir duruş sergiledi. Sekiz zengin devletin toplandığı bölgede, duyarlı insanlık polisle karşı karşıya geldi. Londra’da bombalar patladı. Mülkiyet dünyasının kuşatma çemberi içinde oldu bunlar. Ekranlarda, kuraklıktan çatlayan toprakların, kafaları boyunlarının üzerinde duramayan, açlığın yiyip tükettiği yarı-canlı çocukların görüntüleri yer aldı. İnsanlığın ezici çoğunluğu bu görüntüleri görünce kumandanın düğmesine hemen basıp kanal değiştirdi. Ve geviş getirerek, gereksiz bir kanalda, gereksiz bir programa takılıp kaldı.İnsan, sorunlar gelip doğrudan kendisine dokunmayınca harekete geçmiyor. Bu durum, insanın hayvandan pek de farklı olmadığını gösteriyor. İnsanın düşünen, alet kulannan bir yaratık olması gerçeği, onu kurtarmıyor pek. İnsanın bu özelliğinin Onu getirdiği nokta, insan ve çevre açısından pek iç açıcı değildir. Hemcinsini ve kendi rahmini tahrip eden bir yaratık! Bugünkü insanın özeti budur.İnsanın koyduğu kuralların büyük bir bölümü ilerleyişe karşıdır. Bu kurallara karşı yürümek, gerçek insan olmanın ilk şartıdır. Gerçek insan, toplumun ezici çoğunluğu gibi düşünmez, onlar gibi hareket etmez. Sürünün içindedir gerçek insan. Sürüye karşı yürür ve ondan kopmaz. Sürüden kopmaktan korkmaz. Çağın ve sürünün anlayamadığı, dışladığı derin insan, peygamber olmadığı için paniğe kapılmaz. Peygamber, kurtarıcıdır. Kurtarıcı olduğu için de kurtulmaya ya da bir başka güç tarafından kurtarılmaya muhtaçtır. Toplumun tecritinden korkar. Gerçek insan farklıdır. Toplum onu, hayatın can alıcı gerçeklerinden tecrit ettiğini sanır. Gerçekte ise, o can alıcı gerçeklerden kendisi tecrit olmuştur. Zamanın ve geleceğin mürşiti, yani gerçek insan bunun farkındadır.Avustralya ve Dünya medyasında boy gösteren herkes, Londradaki patlamalar vesilesiyle terörü kınadı. Bu çok tipik bir pederşahi ahlaktı. Baba şamarını çocuğun yanağına şaklatabilir. Çünkü o, ailenin ve ahlakın yöneticisi ve koruyucusudur. Çocuğun yanağında şaklayan şamar, onun terbiye çizgisine çekilmesi içindir. Ve kesinlikle terbiye şamarıdır bu. Eğer şamarı yiyen çocuğun canı yanar da, pedere bir karşı şamarla cevap verirse bu terbiyesizliğin daniskasıdır ve terördür, kınanması gerekmektedir. Sen gemilerini Körfeze sokacaksın, düzmece gerekçelere dayanıp bir halkın kentlerini füzelerle yıkacaksın, sonra da yüzbinleri pürsilah karaya çıkartacaksın, tank top hengamesiyle yıkıntı, yetim ve dul toplumu yaratacaksın, bu terör olmayacak; bu kıyametin doğurduğu küçük karşı patlamalar terör olacak, öyle mi? Toplumun bilinci ve vicdanı nasıl da karartılmış. Ortadoğuda konuşan büyük silahlar, terbiyeye hizmet ediyor. Terbiyecilerin metropollerinde arada bir ortaya çıkan çatapatalar ise terördür.Terbiye terörünün karşısında susacaksın. Pederin iyi niyetinden kaynaklanmaktadır. Unutma ki bir İsa ilkesidir bu. Diger yanağını hazır edeceksin. Ne yazık ki tarih, bu ilahi, pederşahi ilkeye pek uymadı. Terör, tarih sahnesine, karşı terörü yaratarak çıktı hep. Ve genellikle de zemini haklı olan karşı teröre yerini bırakmak zorunda kaldı.