DENİZ

Deniz'i eylem içinde ilk kez 1967'nin sonbaharında, tüm öğrenci örgütlerinin düzenledikleri Kıbrıs için yapılan yürüyüşte gördüm. Kıbrısta Grivasçılar kan dökmüş, Türk uçakları adanın üzerinde uçmuş, Yunanistanla savaş an meselesi haline gelmişti. Bunun üzerine Türkiye Milli Talebe Birliği, Türkiye Milli Talebe Federasyonu, FKF ve Türkiye Milli Gençlik Teşkilatı gibi gençlik örgütleri ortaklaşa bir yürüyüş düzenlemişlerdi. Alpaslan Türkeşin CKMP'sinden, CHP ve TİP'e kadar uzayan geniş bir siyasal yelpazenin gençlik örgütleri, Grivas, Makarios, Yunanistan ve Amerika aleyhtarı sloganlarla Beyazıttan Taksime kadar yürümüşlerdi. Ben yürüşe,Türkiye İşçi Partisinin bir üyesi olarak katılmıştım. Deniz 'in çevresinde, kendisi gibi TİP'li bir grup genç vardı ve tüm TİP'lilere "Yanki go home" gibi anti-emperyalist sloganlar attırıyordu. Türkeşçiler ise "Kıbrıs Türktür Türk kalacaktır," "Ordu Kıbrısa" diye bağırıyorlardı. O yürüşte benim unutamadığım tek şey, Deniz'in, arkadaşlarıyla beraber Amerikan bayrağını yakması, yüyüşün milliyetçi havasını anti- emperyalizme doğru kırmasıydı.1967'yi izleyen diğer ylların önemli gençlik eylemlerinde Deniz'i yönlendirici, militan bir gençlik önderi olarak gördüm. Gençlik yığınlarını, acil talepleri doğrultusunda harekete geçirmeyi önemsiyor, sokaklarda polisle çatışmaktan kaçınmıyordu. Polisle çatışmayı, sistemin basınına, yayın kuruluşlarına girmenin bir yolu olarak görüyordu. Sıcak olayları okumayı ve konuşmayı seven halk, büyük basını okuyacak, devrimci eylemlerden haberdar olacak ve devrimin amaçlarını merak edecekti. Deniz ve yakın arkadaşları (DÖB), bu amaçla yürüyüşleri izleyen ve dönemin fruko meşrubat kasalarını andırdığı için fruko diye adlandırılan polis yüklü arabalara karşı kollarını kaldırıyor, "viva Mao!" "viva Ho!" diye bağırıyorlardı. Polis ise cinsel tecavüzü dillendiren kaba cop işaretleriyle ve küfürlerle cevap veriyordu.Eylemlerinden, polis takibatından ve zaman zaman nezarete alınışlarından dolayı Türkiye İşçi Partisi'nden kopan Deniz'in düzenli kaldığı bir yeri yoktu. Türkiye Gençlik Teşkilatında, Gümüşsuyunda (İTÜ), Yapı İşçileri Sendikası'nın binasında, öğrenci yurtlarında, arkadaşlarının evlerinde kalıyordu. Eylem ve tartışma yoğunluğundan dolayı kitap okumaya pek zaman bulamayan, bazan da kararları eyleme giderken yolda alan bir tarz...1967'de TİP'in Diyarbakır, Silvan, Siverek, Batman, Ağrı, ve Dersim'de 'Doğu Mitingleri' adıyla bir dizi miting düzenlemesi, Kürt gençlerinde bir milli uyanışa yol açtı. Bu uyanış, 1968 öğrenci hareketleriyle daha da boyutlandı. Kürt gençleri, 1969'da Devrimci Doğu Kültür Ocakları çatısı altında yer almaya başladılar ve giderek iki kanada ayrıldılar. Mehmet Can, Avni Gökoğlu, Ömer Ayna, Zerruh Vakıf Ahmetoğlu, Zeki Tekeş, Hüseyin Özkan, Kadir Çağlı gibi gençlerden oluşan kanat, DDKO'yu pasifizmle eleştiriyor, silahlı mücadele çizgisine çekmeye çalışıyordu. Necmettin Büyükkaya, Hikmet Bozcalı, Ahmet Karlı , Osman Aydın, Leyla Ejder gibi gençlerden oluşan ve çoğunluğu teşkil eden kanat ise demokratik, akademik bir çizgide yürümeyi, DDKO'nun kapatılmasına yol açacak çatışmalara girmemeyi savunuyordu.Deniz, Diyarbakır, Bitlis, Site ve Kadırga Yurdu'nda kalan, Beyoğlu ve Süeymaniye çevresindeki Kürtlerle ilişkileri olan birinci kanatla içli dışlıydı. İstanbul üniversitesinin ele geçirilmesinde bu militan Kürt gençlerinin önemli rolü oldu. Biz, Proleter Devrimci Aydınlık taraftarları, DDKO ile aynı apartmanda kalıyorduk. Dayanışma içindeydik. İstanbul Dev-genç içinde o zamanlar milli mesele tartışılıyordu. Ben köylü bürosu başkanıydım ve DDKO'nun tartışma toplantılarına sürekli katılıyordum. Başkan Necmettin Büyükkaya ile ilişkilerim gayet dostane idi. O zamamlar hem Deniz Gezmiş, hem de PDA içindeki silahlı mücadele yanlıları, Kürdistan' a yerleşme ve gerilla savaşını orada başlatma amacındaydılar. DDKO ile ilişkiler bu bakımdan önem kazanıyordu. Fakat militan kanat, kendisini bizim görüşlerimize daha yakın hissetmesine rağmen, bizimle değil, Deniz'le birlikte hareket ediyordu. (Yazı devam edecek)