‘AHA CUNTA GELDİ!’

‘AHA CUNTA GELDİ!’
Cuntanın gelişiyle birlikte bizim ‘Aha cunta geldi’ latifemiz, bir daha dirilmemecesine musalla taşına yatırılmıştı. Her elektrik kesilişinde ‘Aha cunta geldi’ sözünün gülmece gücü ölüp gitmişti. 12 Eylül'den sonra bu sözü hiç kimse ağzına almadı. En son Almanya'da bir evde ağzımdan kaçırdım...
07 Eylül 2016 Çarşamba | PolitikART
12 Mart darbesinden sonra cezaevlerinde "Aha, cunta geldi!" kültürü gülümsemelerimizin aracı oldu. Karavanadan sonra, ranzalarımızda rehavetle sırtüstü serilip sayfalara daldığımızda bazen elektrikler kesiliverirdi. Tabii kesilmesiyle birlikte üç beş kişiden "Aha cunta geldi!" sözünü işitir, gevşek gevşek gülümser, canlanan cunta anılarımızı anlatırdık ranza arkadaşımıza. Cezaevi hamamında, her küvetin başına altı-yedi kişi kümelenirdi. Su şırıltıları, madeni kap sesleri, "Gel, gel sırayla birbirimizi keseleyelim" teklifleri, "Benim sabunumu kim aldı" çıkışları birbirine karışarak tatlı bir uğultu halini alır, hamamı şen-şatır bir havaya sokardı. Koyun koyuna, sevinçle, ördek yavruları gibi yıkanırdık. Bazen bu tatlı ortamda elektrikler aniden kesiliverirdi. Tabii kesilmesiyle birlikte malum tepki yükselirdi; "Aha! Cunta geldi!" Kahkahaları koyuverirdik. Laf ustalarının çenesi açılırdı. "Arkadaşlar iyi sabunlanın, basıldık!" Bazı cezaevlerinde, mesela Selimiye'de koğuşun ışıkları gece yatarken de söndürülemezdi, yasaktı. Gece uyuyamayan birkaç kişi kalkar, kitabını açar, birşeyler okumaya çalışırdı. Bazen bu tip ölü saatlerde elektrikler aniden kesilirdi. Kitap okuyanlardan birisi, "Aha, cunta geldi!" demeden edemezdi. Tabii benim gibi uyur-uyanık kestirenler, yani tavşan uykusundan olanlar, "Aha, cunta geldi!" mırıldanışını duyar, yorganın altında hafif kaşınarak yatış pozisyonunu değiştirirdi.
Bazen de tam sayım anında elektrikler kesilirdi, "Aha, cunta geldi!" sözüyle gardiyanların ellerinde fenerlerle koğuşa girişi aynı ana denk gelirdi. Ve gerçekten de cunta gelmiş gibi olurdu ve bir hayli gülerdik. 'Aha cunta geldi' kültürü 12 Mart tutuklularında ya da 12 Mart'tan arta kalanlarda bir hayli derindi. Tuvalete oturan bile, elektriğin kesilmesiyle birlikte "Aha cunta geldi!" diye mırıldanmaktan ve tabii hemen ardından gülümsemekten kendisini alıkoyamıyordu. "Aha cunta geldi" edebiyatı, 12 Eylül'e kadar sürdü.
Niğde Cezaevi'ndeyiz. Koğuşun elektriklerini söndürmüş, mışıl mışıl uyuyoruz. Yatakhanenin altında yemekhane var, orada her gece birkaç kişi geceliyordu. Gecenin kör saatinde bu birkaç kişiden bir tanesi yatakhaneye girerek, "Aha, cunta geldi, kalkın arkadaşlar" diye seslendi. Yorganımın altında, "Hayvan herif, gecenin bu saatinde böyle şaka yapılır mı?" diye mırıldanarak sağımdan soluma döndüm. Köşedeki ranzadan haşin bir çıkış oldu. "Münasebetsizliğin lüzumu yok, şakanın da bir yeri, zamanı var.” Bir başka ses, "Bu Kazım son zamanlarda iyice zıvanadan çıktı, hapislik koymaya başladı alttan alta, yatamıyor." İtirazlar karşısında, "Aha cunta geldi" diyen, gayet içten ve langur lungur gülmeye başladı. Cuntanın geldiğinde ısrar bile etmek istemiyor, sadece gülüyordu. Derken yemekhanedeki gececilerden biri daha girdi yatakhaneye. Bu Memed Ali'ydi ve tipik bir köylüydü. "Arkadaşlar kalksanıza! Cunta geldi!" diye bağırdı. Yatanlardan bir tanesi, "Buyur burdan yak, Memed Ali de su koyvermeye başladı." Memed Ali ciddiydi ve ikinci kez bağırdı. "Yahu şerefsizim doğru söylüyorum, askeriye idareye el koydu kalksanıza!" Memed Ali’nin "Şerefsizim" sözü beni ciddi ciddi düşündürdü. Üstelik üç gün önceki koğuş tartışmalarında cuntanın gelebileceğini savunmuştum. Ama "Aha cunta geldi!" kültürü bende derin olduğu için bir türlü inanamıyordum. Memed Ali ısrar ediyordu. "Yahu inanmıyorsanız, yemekhaneye inin, radyo bangır bangır cuntayı ilan ediyor.”Önce tek tek dolmuşa geliyormuşuz gibi, sonra da gruplar halinde, merdivenlerden terlik şapırtılarıyla yemekhaneye inmeye başladık. Askeri marşlar çalınıyor, aralarla cuntanın geldiği ilan ediliyordu. İçimizden biri, "Hadi gözünüz aydın, ‘aha cunta geldi’ diye diye en sonunda cuntayı da getirdik. Üstelik adamlar elektrikler kesilmeden geldiler" dedi.
Cunta gelmişti ve cuntanın gelişiyle birlikte de bizim "Aha cunta geldi" latifemiz, bir daha dirilmemecesine musalla taşına yatırılmıştı. Her elektrik kesilişinde "Aha cunta geldi" sözünün gülmece gücü ölüp gitmişti. 12 Eylül'den sonra bu sözü hiç kimse ağzına almadı. Bu sözü en son Almanya'da bir evde ağzımdan kaçırdım. Birlikte kaldığım arkadaş haberim olmadan elektriği söndürdü. Elektriğin kesildiğini sanarak gayriihtiyari, "Aha cunta geldi" dedim. Arkadaş, "O ne demek?" diye sordu. Hikayeyi açıkladım, güldü. "Bugünkü şartlarda Batı'da ne elektrik kesilir ne de cunta gelir" dedi. Evet sevgili okurlar, 12 Eylül vesilesiyle benim sizlere sunabileceğim cunta tahlili bundan ibarettir.