DERSİM ROMANININ GÖZDEN GEÇİRİLMİŞ YENİ BASKISI ÇIKIYOR

Dersim romanının gözden geçirilme işlemi üç yıl öce bitmişti. Üç yıl içinde büyük yayınevlerinin bir bölümüne baş vurdum, basmaya yanaşmadılar.;Dersim romanını, birkaç kitaptan ve yaşlılardan topladığım bilgilerden yararlanarak , 1995-1996’da yazmıştım. Romanı, Memet Çetin 1997'de yayınladı; yayınlanır yayınlanmaz da yasaklandı. En dikkatli ve en iyi okurlarım savcılardır. Tabi söz konusu yasağa rağmen, Dersimliler başta olmak üzere belli bir kesim romanı el altından okudu.19 yıl geçti, sır perdesi iyice aralandı, peş peşe kitaplar yayınlandı, yeni belgeler, tanıklar çıktı ortaya. Hemen hepsini dikkatle izledim. Romanı gözden geçirip, zenginleştirme ve Baytar Nuri’nin kitabından kaynaklanan bazı rakamsal abartıları törpüleme gereğini duydum.Romanın eski baskısı piyasada olmamasına rağmen, namusculuğun yoğun cinayetlere vardığı son sekiz yıl içinde, birdenbire eleştirilere hedef oldu. Tabi eleştirilerin merkezinde Yavan’ın cinselliği vardı. Yavan’ı Yavan eden özelliklerden biri. Cinselliği ayıp ve günah bilen ahlakçı bir yazar olsaydım, anlatmazdım o sahneleri. O sahneleri insan yaşayınca bir şey olmuyor, anlatınca sorun çıkıyor. Din ve mülkiyet dünyasının azizliği işte...Dinin ve muhafazakar ahlakın sadece Türkiye'yi değil, Dersim’i de sarıp sarmaladığını, günümüz Dersim’inin, bu noktada, 1971 Dersim’inden daha geri olduğunu belirtmeliyim. Yükselen ahlak ve namusçuluk dalgasından dolayı kaç Dersim kadını dövüldü bilemem. 1971’de, köylerde, yaşlıların, hatta dedelerin, fıkralarla anlatılan cinselliklerini şimdi anlatmak mümkün değil. Anlatsan, Dersim halkına hakaret etmiş olursun. Herkes sünni bağnazlığını görüyor; alevi aydınlanmasıyla birlikte ve ona karşı ortaya çıkan alevi bağnazlığını gören yok. Bektaşi fıkralarındaki özgürlüğü aşan bir özgürlük vardı Dersim’de; şimdi var mı bilemem. Mesut Özcan’ın derlediği şu Dersim halk manisindeki cesaret, içtenlik ve özgürlük şimdi var mı bilemem:

''Hımé çıktı dam üstüne 
  Donun indirdi dizine
 Xıme böyle dur öpeyim.
Söyledi ‘kalsın öğlene" 
Ya Mehmet Yıldırım’ın derlediği şu klasik Dersim türküsüne ne demeli:
“Evlerinin önünde Şire’ciğim dal gibi.
Kötü adamın elinde has kadın
Köpeğin önüne atılmış mundar ete benzer
Hey Şire’ diyor kendi kendine.
Dostu olmayanın yaptığı yemeğin içine edeyim.
Cinselliğe yönelik eleştirilerin hiçbirini ciddiye almadığım için, romanın o bölümlerine dokunmadım. "Gövdenin bütün organlarının maceralarından söz edebilirsin, birisi hariç." Toplumun bu korkunç ayrımcılığına alet olmak istemiyorum. Toplum, sivil devlettir. Ben, o ‘hariç’ in maceralarından da söz etmeliyim. Ne hikmetse, herkes ‘hariç’in maceralarını hergün uyguluyor. Burnunu, kulağını, gözünü herkese gösteriyor ama ‘hariç’i gösteremiyor. Organlar arasındaki bu ayrımcılık niye? Çöldeki Aborcin kadın memelerini utanmadan çekinmeden gösteriyor da, beyaz kadın gösteremiyor. Niye? Ayrımcılık, yasakçılık hayatın her alanında vardır ve mesele bildiğimizden daha derindir. Hepimiz, ayrımcı ve yasakçıyız. Yasaklanan organın önünde Bekçiyiz. Biz oraya yasak kapısı diyoruz. Dersim Dervişi, Yemez İçmez Hasan Efendi de kadının yasak kapısını ‘Cennet Kapısı’ diye övüyor. Kim yasakçı, ayrımcı? Hasan Efendi mi, biz mi?Kalıcı ve kutsal olan hiçbir değer yoktur. Kuralları koyan da yıkan da insandır. Asıl mülkiyet duygusu, insanın insan üzerindeki mülkiyet duygusudur. Has edebiyat, bu duyguya saldırır. Komünistlerin çoğu, bu noktada mülkiyetçidir. Mülkiyetçi, mülkiyet sistemini yıkabilir mi? Yıkamaz. Yıkamadı da.Dersim romanının gözden geçirilmiş ve zenginleştirilmiş yeni baskısı, ağustos ayı içinde, dağıtıma çıkıyor. Belge Yayınlar'ına teşekkür ediyorum. Dileğim, yeni baskının yeni eleştirilere, saldırılara ve küfürlere yol açmasıdır. Bunlar olmaksızın değişim olmaz. Beni eleştirecek olan, bana nasıl roman yazılması gerektiğini göstermeye çalışacak olan tüm arkadaşlara şimdiden teşekkür ediyorum.Dersimlilerin, son 19 yıldır Dersim üzerinde yoğunlaşmalarını alkışlıyorum. Güzel edebi eserler, sanat eserleri ortaya çıktı. Edebiyatı besleyecek olan kapsamlı araştırmalar ortaya çıktı. Dersim romanının gözden geçirilmiş hali, ortaya çıkan bu yeni kaynaktan beslendi. Yoğunlaşınca iyi eserler ortaya çıkarıyorlar Dersim'liler; delirince iyi deliriyor ve sevişince de akıllara durgunluk verecek bir tarzda sevişiyorlar. Tüm bu maceralar, başkaldırı kültürünün tek tek parçalarıdırlar.Roman, en kaba ifadesiyle bir çarpma hareketidir; hayatın görünmeyen tüm illetlerini ve inceliklerini özümler, döver, ateşe dönüştürür ve o ateşle sadece görünen resmi devlete değil, asıl, görünmeyen sivil devlete çarpar.