SEYİT RIZA VAKFI

Dersimin dilini , kültürünü ve urgan altındaki duruşunu en başta temsil eden şahıslardan birisidir Seyit Rıza. Çarlık ordularının işgaline karşı direnişin ve de Kurtuluş savaşına desteğin de adıdır. ‘Ankara’yı boşaltmayın, direnin,’ diye mecliste direnişi savunan Diyap Ağa’nın damadı ve onun arkasındaki en güçlü kişidir. Dersim Soykırımı deyince akla gelen ilk mazlumdur. Birkaç kişinin dışında, ailesi tamamen yokedilmiştir. hem Dersim, hem de Türkiye olarak bağımsız yaşamanın adıdır Seyit Rıza.Seyit Rıza, haklı olarak bugün Dersim’in sembolü haline gelmiştir. Binlerce, onbinlerce insan onun ve arkadaşlarının asılışı yıldönümünde etkinliklere katılıyor ve anıyorlar. Ne var ki Seyit Rıza’nın Ağdattaki bombalanan evi bugün müze değildir. Bırakalım bunu, bugün Seyit Rıza adına güçlü bir vakıf yoktur. Böyle bir vakıf şimdiye kadar Dersim merkez olmak üzere birkaç büyük şehirde kurulmuş olmalıydı. İnsanlar, vakfın binasından içeri girse, galeri bölümünde kültür ve kırım fotoğraflarını, heykellerini, filimlerini seyretse; kütüphane bölümünde kitap okusa, internete baksa; konferans salonunda konuşmaları dinlese; sanat ve kültür atölyelerinde yeteneklerini sınasa; kafeteryasında oturup dinlense, sohbete katılsa kötü mü olur. Yahudilerin bir çok şehirde, Yahudi kırımmına dair güzel kültür merkezleri var. Melbourne’dekini yakından inceledim. İnceledikçe kırıma uğrayan insanların içinde buldum kendimi. Etkileyici ve öğretici. Kitaptan daha derin izler bırakan bir yer.Dersim kuruluşları ve Seyit Rıza ailesinden fertler, vakıf için bir araya gelemezler mi? Bir komite oluşturup, bir vakıf projesiyle birlikte, Türkiye, Kürdistan ve dünyanın çeşitli yerlerinde bir kampanya başlatamazlar mı? Dersimliler, etkin örgütçülüklerini ve fedakakârlıklarını bu alanda gösteremezler mi? Kırıma uğramış ve yarı-divane haline gelmiş bir halkın evlatları, dünyanın aydınlanmış kesimlerinin desteğini alamazlar mı?Söylemlerimizin maddi güce dönüşmesini diliyorum.Muzaffer Oruçoğlu