ÖRGÜT

Tarihin ve insanın en yakıcı gerçeği. Esaretin ve özgürlüğün tarihi. Arayışın, yıkışın ve yaratışın aracı. Bu güne kadar yıkılmayan tek mabet. Tanrının ve şefin varlık şartı. Pembe jartiyerli fahişelerden dahilere kadar herkesin varlık şartı. İnanmadığımız  mabutlara onun çatısı altında inanırız veya inanır görünürüz. Savunmadığımız görüşleri, onun çatısı altında savunuruz veya savunur görünürüz.  Mısır gibidir, ne kadar büyürse, neferlerden oluşan dolgun koçanının boynu da o kadar bükük olur. Özgür düşüncenin güçlendirdiği  dik kafalar, onun çatısı altına girdiğinde kelleleşir. En sevdiği yasa, özdeşlik ve çelişmezlik yasasıdır. Orada insanın yerini topluluk alır; insana güvenin yerini, amacın ve merkezi disiplinin aynileştirdiği insanlardan oluşan canlı bir makinaya güven alır.    Nesnenin özne, öznenin nesne haline geldiği yer.  Pelteleşmiş dağınık hiçliğin, varlık haline geldiği yer. Benliğini ben edemeyenlerin dergâhı. Benliğin, topluluk benine dönüştüğü yer. İstenci tepeleyen mücrüm dürtülerin cenneti. Cennetin ve onu koruyan Kerubilerin yaratıldığı yer. Tarihin yapıldığı ve yıkıldığı yer.    Adı din, şefi Tanrı, sekreteri peygamber. Ruhbanlardan oluşan kadrolar ve bunlara biat eden, miskin, mütevekkil, müminler ordusu. Burada her bilinç, kendi içinde değil, bilinç çeperinin ötesinde, asılsız bir masal sisinde, arınma ve kefaret ruhuyla parlar. Ana fiikrini, kapısına yazmıştır altın harflerle: “Hak biziz, gayrisi batıl.”    Adı devlet, şefi, ‘Tanrının gölgesi’ olarak nitelenen kral, çar, sultan veya başkan. Sivil memurlardan oluşan dev bir bürokrasi ve ordu. Buraya giren bireyler, devletleşirler ; bulundukları mevkilerden, her şeyi otoriteye indirgeyen, değerleri araçsallaştırarak devletleştiren devletçi bir akıl ve ruhla çalışır, gerdanları sarkmış hindiler gibi bakarlar, bendeler sürüsüne.    Adı aile, şefi peder. Doğuran,  ev içinde ücretsiz çalışan bir veya birkaç kadın ve çocuklar. En güçlü mülk anlayışının barındığı yer. Mülkün ve mülk örgütlerinin odak noktası. Mensuplarını örgüt ruhuyla eğiten, örgütlere sevk eden. Örgütlerin özü.    Adı parti, şefi şef. Devleti ele geçirmenin veya yıkmanın aracı. Devleti yönetmenin veya kurup yönetmenin aracı. Şefe biat eden kadrolar, kadrolara biet eden üyeler, sempatizanlar, taraftarlar.    Adı sendika, şefi sendika başkanı, başkana bağlı şube başkanları, kadrolar, işçi temsilcileri, işçiler.    Adı fabrika veya tekel, şefi patron. Sekreterler, profesörler, mühendisler, ustalar, işçiler.    Adı kerhane, şefi kerhane patronu. Seks işçileri, memurlar, aracılar, avantacılar.    Adı ticarethane, adı okul, adı hastane, adı dernek, adı aşiret... Uzat uzatabildiğin kadar.    Toplumun kahhar çoğunluğu örgütlüdür. Örgütlü olmayanlar, deliler ve dahilerdir. Örgütün dışında kalan hiç kimse, kendini güvenlikte hissetmez. Korkunu adı, ‘Sürüden kopanı kurt kapar’dır. Kendini bir kimliğe, kokuya ve bir sürüye dahil etme güdüsü, birey denilen koyunu sürünün ve örgütün bir parçası haline getirir.    Tarih, şimdiye kadar örgütle yürüdü ve insanın bu dehşetengiz cehaleti, yalnızlığı ve yabancılaşması sürdükçe, bundan sonra da örgütle yürüyecektir. Örgütsüz gerçekleşen tek bir devrim yoktur. Özgürlüğün örgütü olmaz. Bununla birlikte, örgütün, akıl almaz kanlı maceralarının sonuçlarına bakınca afallıyoruz; özgürlüğün eli kanlı bir ebesi olarak görüyoruz onu tarih sahnesinde.    Özgürlük bayrağını yükselten güçlerin, nasıl bir örgüt, nasıl bir sistem sorusunu, durmaksızın tartışacakları, irdeleyecekleri kaçınılmazdır. Tarih, sadece devrime yol açan örgütlere sahne olmuyor, onların devrimi nasıl gaspettiklerine de sahne oluyor. Sürü insan, gasp olayını, kadroların dönüşmesine ve ihanetine bağlıyor, örgütlü dünyanın ve devrimi gerçekleştiren örgütler silsilesinin ihanetini göremiyor. Geriye dönüş veya gasp sorununun sırf bir örgüt sorunu olmadığı da açıktır. Dünyayı ezen,- ekonomik, sosyal, siyasal, ideolojik vb- egemen ilişkiler sistemi, kendi rahminden doğan ve o rahmin çok yönlü özelliklerini, güçlü ve zayıf yanlarını, zaaflarını bünyesinde taşıyan devrimi, kuşatıyor, dönüştürüyor, teslim alıyor.    Her şey dağılıyor. Geçmişteki baskı sistemleri dağıldı. Düşünce ve emek ışığından inşa edilen geleceğin özgürlük sistemleri de dağılacak.  Her şey parçalanıyor, dağılıyor. Dünya ve güneş sistemi ve yıldızlar bugün var, yarın yok.  İnsanın anlamlı dağılışından ya da kayboluşundan başka bir şey kalmayacak sonsuzluğun mavi atlasında. Bu duyguyla yaşamak ve bu duyguyla aşmak zorunluluğu. Anlamlı ve önemli olan bu.