VAYVAYLAR KÖYÜ

Öylesine sağlam bir devrim olmalı ki, kapitalist sistemi yıktıktan sonra yıkılmamalı. Birçok insan hala böyle düşünüyor. Yanlış bir düşünce.  Yıkılmayacak hiçbir sistem yoktur. Biz cennete karşı çıktık ama karşı çıkarken de, cennet fikrinin yerine komünizmi yerleştirdik. Komünizmde yaşayan insanın, komünizmi ideal bir toplum, cennet toplumu olarak görmeyeceğini düşünemedik. İnsanın gelişimini durdurarak, yani bugünkü halimizi komünizme taşıyarak düşündük. Metafizik dediğimiz şey de budur zaten. İdealize ederek, dondurarak düşünmek. Hiçbir şey ideal değildir. İdealize etmek, yüceltmek, dinin işidir. Dinden geliyoruz ve komünizmi farkında olmadan dine dönüştürüyoruz. Diğer sistemler gibi onun da yıkılacağını aklımızdan geçirmek istemiyoruz. Din adamlarını sarıp sarmalayan ebedi huzur, başka bir düzlemde bizi de sarıp sarmalıyor. Ütopya, insanın ebedi kurtuluşunun bir sistemi olarak kafamızda belirginleşiyor, kesinlik kazanıyor. Vayvaylar köyünün muhtarı gibi köyün sınırlarını aşan bir bakış yeteneğini gösteremiyoruz.    Altmış yetmiş yıl, bilemedin seksen yıl yaşıyoruz. Bir yığın iyi ve kötü iş yapıyor, tonlarca yemek yiyor, milyonlarca gerekli gereksiz kelime harcıyor, sonra da ölüp gidiyoruz. Kemiklerimizin kimliksizleşerek kaybolmaması için gömüldüğümüz yeri taşla yazıyla belirginleştiriyoruz. Üzerinde öldüğümüz gezegenin de tıpkı bizim gibi öleceğini ya da yokolacağını düşünmek bile istemiyoruz. Hiçbir hayvan, böylesi bir komediye zaman harcamıyor.    İnsan insana, sınıf sınıfa, cins cinse, ulus ulusa düşman. Düşman, kendini düşmanının yerine koyarak düşünmüyor ve düşmanının iyi yanını görmüyor, görmek istemiyor. Varoluşunu, bir başkasının inkârına ya da yokoluşuna bağlamayı doğal bir durum olarak görüyor.    Arzın üzerinde güçlenmiş, kendisini asli unsur ilan ederek, tüm türlere egemen olmuş, ciddi bir meseledir insan. İnsanın dışındaki tüm canlıların gizli, zengin ve şaşırtıcı dünyasına veya uzay derinliğine açılınca, insan dediğimiz mesele, ciddiyetini yitiriyor, bir toz zerreciği derekesine düşerek, mesele olmaktan çıkıyor.    İnsan, iç zenginliğini ete kemiğe büründürmek, kendini ifade etmek istiyor. Bunu, dansla, müzikle, resimle, sözlü veya yazılı ürünlerle, bir yığın değişik yollarla gerçekleştiriyor. Bu, anlaşılır bir şeydir. Ama insan bununla kalmıyor; sözkonusu araçaları, yolları kullanarak , insan başta olmak üzere, tüm canlılar ve doğa üzerinde egemenlik kurmak istiyor, önüne çıkan her şeyi tepeleyip geçiyor, devasa katliamlardan ve uygarlıklardan oluşan bir tarihin mimarı olarak gelip karşımıza dikiliyor.    Düşünüyoruz. Bu durum, sınıfların ortaya çıkmasıyla ortaya çıktı diyoruz. Kafamızda bir çözüm beliriyor. Bu tarih, sömürücü sınıfların diktatörlük tarihi idi, ezici çoğunluğu sömürdüler ezdiler; hem ezilenlerle hem de kendi kendileriyle savaştıkları için bir sınıf savaşları tarihi olarak şekillendi. Çözüm, ezilen çoğunluğun, ezenleri devirerek ve kendi diktatörlüklerini kurup, ezenleri ezerek ilerlemesi şeklinde olmalıdır. Ezildik, ezeceğiz. Egemenlik tasallutundan kurtulup, egemen olacağız. Hangi araçlarla? Disiplin ve şiddet araçlarıyla, örgütle, devletle. Halkla birlikte, halk adına. Seçkin bir zümre ve onun içinde yer aldığı bir bir örgüt, bir devlet. Vayvaylar köyü.    Sınıflar ortaya çıkmadan önce, insan denilen yaratık nasıl bir şeydi? Egodan, egemenlik duygusundan, saldırma ve öldürme güdüsünden tamamen ari bir yaratık mıydı? Sınıflar nerden çıktı? Nasıl bir ruhtan ve insan gerçeklikten çıktı? Öyle sanıyorum ki, insanı anlamak için bunları anlamak gerekiyor. Karnını doyurmak için hayvana saldıran, et yiyen bir insanın, insana saldırması kaçınılmazdır. Etoburların işi et yemektir; acıktıkları zaman öldürmeyi örgütlerler. Öldürenin ruhunu, ruh tarihini incelemeden, iinsanı anlamak mümkün değil.    Karşımızda çok güçlü bir militer cihazın olduğu ve ezen, sömüren bir sınıfın aracı olarak, ezici çoğunluğu ezdiği açıktır. Bundan kurtuluşun yolu, programı ne olacak? Bu, eğer ezilenlerin işi ise, yönetme ve egemenlik sahnesine doğrudan onlar çıkacaklarsa, onlar adına iş yapan zümreler, örgütler, devletler dönemi kapanacaksa, bu nasıl olacak? İnsanı anlama kadar önemli bir sorundur bu.    Hayır efendim ne münasebet, onları arkamıza alarak ve de onların öncüsü olarak, onlar adına, onlarla birlikte biz yaparız bu işi diyorsak, hürmet ederim. Bir fikirdir ne de olsa. Rahatsız olmam. Başta bir muhtar, altında azalar ve çam yarması bir bekçi ve onları seçen, var eden Vayvaylar Köyü. Ben o köyden geldim, niye rahatsız olayım ki.