Komün Ve Serbest Zaman

Komün yıkılabilir mi? Yıkılır. Yıkılmayan hiçbir şey yoktur. Sınıflar dünyasında devrimler, yıkılarak ilerler. Önemli olan, yıkılanı yeniden kurmaya kalkışmamak, tekrar etmemektir. Yeniyi kurarken, yıkılanın enkaz arasında kalan sağlam malzemelerini kullanabiliriz. Önemli olan, yapıyı, yeni ve daha güçlü bir yıkıcı dalgaya karşı, eskisinden daha sağlam, yepyeni, devrimci bir anlayışla kurabilmektir. Devrim gibi kapitalizmin düsturu da yıkmak ve yaratmaktır. Kapitalizm, devrimi, değer yasası gibi, kendi asırlık yasalarıyla yıkar. Eşit değer içeren emek ürünlerinin değişimi var olduğu müddetçe; “hak” denilen nesne, yaşa, cinse, güce ve maharete bakmaksızın, sunulan emekle ölçüldüğü müddetçe; insan, inanca, şefe, örgüte bağlı kaldığı, aklını ve basiretini mülkiyet duygusuna tabi kıldığı müddetçe; insanın insan üzerindeki egemenlik hırsı sürdüğü müddetçe; devrimler, karşı-devrimler tarafından yıkılacaklardır. Fransız ve Ekim Devrimi gibi her büyük devrim, geleceğin kapısına, kendinden önceki büyük devrimin ideolojisini sona erdirerek, yepyeni bir ideolojiyle yüklenir. Doğru, güzel ve büyük işler yap, yıkılmaktan korkma. Komünün ömrü, onun iç işleyişinin, serbest zamanının, insani özünün ve özgürlüğünün gücüne bağlıdır. Her komün bir üretim ve yaşam, kültür ve eğitim birimidir. Komünün çalışma hayatının ilişkileri, eşitliğe dayanır. Ağır ve sıkıcı işler, eşitçe paylaşılır. Bireyin istediği, sevdiği işte çalışma eğilimi, onun iç özgürlüğü ile ilişkilendirilir ve dikkate alınır. Komünün amacı, kâr olmadığı, yaşam düzeyini yükseltmek, bireyin kafaca ve ruhca gelişmesine yol açmak olduğu için, üretim zorlamasından uzak durur; bunun, insan ruhunu ve içgüdülerini olumsuz yönde etkileyeceğini bilir. Komünün varlığı, azınlık tarafından uygulanan zorun varlığına karşı bir çıkıştır. İlle bir zordan söz edeceksek, komünde zor, komünün kendi kollektif kararları çerçevesinde, kendine uyguladığı zordur. Komün, hangi alanda olursa olsun, zorun gittikçe zayıflatılması yönünde bir siyaset izler, bunun için gerekli ön koşulları durmaksızın yaratır. Komünde, işçinin artık değeri, doğrudan işçiye döner. Zorunlu emek-zaman, komünün ihtiyaçlarına tabidir. Refahın artışı ile serbest zamanın artışı atbaşı yürür. Komünün gerçek zenginliğinin çapı, yaşam seviyesinin, kültürün ve serbest zamanın çapıyla ölçülür. Birçok insanın sandığının aksine, “çalışmayan yemez” ilkesi, sosyalizmin değil, kapitalizmin ilkesidir. Kapitalizmde çalışma kavramı, serbest zamanın, kafa ve ruh kalitesini artıran, özgür yaratıcılığını içermez. Kitap okumak, tiyatro veya sinema seyretmek, konferans dinlemek, hatta yazı yazmak, resim yapmak, çalışma olarak kabul görmez. Kapitalizm, her türlü toplumsal ihtiyacı ve bunun için gereken zorunlu ve de serbest emeği planlamaz. Sermayenin yeniden üretimine, devasa kârlarına yol açacak, somut artı-değere bakar. Kapitalizm, toplumsal ihtiyaçları ve yaşamı buna tabi kılar. Komün, bireyin çok yönlü gelişmesini esas alır. Birey ancak, serbest zaman içinde, kendini derinlemesine keşfedebilir, geliştirip gerçekleştirebilir. Komün, bunun için gereken zenginliği yaratmak ve bunu bireylere eşitçe sunmakla yükümlüdür. Zorunlu zamanı, serbet zamanın çoğaltılması amacına bağlı olarak örgütlemeden, bireysel ve toplumsal özgürleşmeyi geliştiremeyeceğini bilir. Kapitalizmde, hem çalışanların hem de işsizlerin serbest zamanları yoktur. Serbest zaman, hiçbir şeyin yapılmadığı bir esneme ve kaşınma zamanı değil, çok yönlü insanileşmenin cereyan ettiği kaliteli bir zamandır.