AHA CUNTA GELDİ!"

12 Mart'tan sonra cezaevlerinde "Aha! cunta geldi" kültürü gülümsemelerimizin aracı oldu. Karavanadan sonra, ranzalarımızda rehavetle sırtüstü serilip sayfalara daldığımızda bazen elektirikler kesiliverirdi. Tabii kesilmesiyle birlikte üçbeş kişiden "Aha cunta geldi!" sönünü işitir, gevşek gevşek gülümserdik. Her küvetin başına altı-yedi kişi kümelenirdi. Su şırıltılar*, madeni kap sesleri, ~ "gel, gel sırayla birbirimizi keseleyelim" teklifleri "benim sabunumu kim aldı" çıkışları birbirine karışarak tatlı bîr uğultu halini alır, hamamı şen-şa-tır bir havaya sokardı. Koyun koyuna, sevinçle, ördek yavruları gibi yıkanırdık. Bazan bu tatlı ortamda elektrikler aniden kesiliverirdi. Tabii kesilmesiyle birlikte malum tepki yükselirdi, "Aha! cunta geldi!" Kahkahaları koyuverirdik. Laf ustalarının çenesi açılırdı. "Arkadaşlar iyi sabunlanın, basıldık!" Bazı cezaevlerinde, mesela Selimiye'de, koğuşun ışıklan gece yatarken de söndürülemezdi, yasaktı. Gece uyuyamayan birkaç kişi kalkar, kitabını açar birşeyler okumaya çalışırdı. Bazen bu tip ölü saatlerde elektrikler aniden kesilirdi. Kitap okuyanlardan birisi, "Aha! cunta geldi!" demeden edemezdi. Tabii benim gibi uyur-uyanık kestirenler, yani tavşan uykusundan olanlar, "Aha! cunta geldi!" mırıldanışını duyar, yorganın altında hafif kaşınarak yatış pozisyonunu değiştirirdi. Bazen da tam sayım anında elektrikler kesilirdi, "Aha! cunta geldi!" sözüyle gardiyanların ellerinde fenerlerle koğuşa girişi aynı ana denk gelirdi. Ve gerçekten de cunta gelmiş gibi olurdu ve bir hayli gülerdik. "Aha cunta geldi!" Kültürü 12 Mart tutuklularında ya da 12 Mart'tan arta kalanlarda bir hayli derindi. Tuvalete oturan bile, elektriğin kesilmesiyle birlikte "Aha! Cunta geldi!" diye mırıldanmaktan ve tabii hemen ardından gülüm semekten kendisini alıkoyamıyordu. "Aha! Cunta geldi!" edebiyatı 12 Eylül'e kadar sürdü. Yine Niğde Ceza-evi'ndeyiz. Koğuşun elektriklerini söndürmüş mışıl mışıl uyuyoruz. Yatakhanenin altında yemekhane var, orada her gece birkaç kişi geceliyordu. Gecenin kör saatinde, bu birkaç kişiden bir tanesi, yatakhaneye girerek "Aha cunta geldi, kalkın arkadaşlar." diye seslendi. Yorganımın altında, "Hayvan herif, gecenin bu saatinde böyle şaka yapılır mı?" diye mırıldanarak sağımdan soluma döndüm. Köşedeki ranzadan haşin bir çıkış oldu. "Münasebetsizliğin lüzumu, şakanın da bir yeri zamanı var" Bir başka ses, "Bu Kazım son zamanlarda iyice zıvanadan çıktı, hapislik koymaya başladı alttan alta, yatamıyor." İtirazlar karşısında, "Aha cunta geldi" diyen gayet içten ve langur lungur gülmeye başladı. Cuntanın geldiğinde ısrar bile etmek istemiyor, sadece gülüyordu. Derken yemekhanedeki gececilerden birisi daha girdi yatakhaneye. Bu Memeda-li'ydi ve tipik bir köylüydü. "Arkadaşlar kalksanıza cunta geldi." diye bağırdı. Yatanlardan bir tanesi, "buyur burdan yak, Memed de su koyvermeye başladı." Me'medali ciddiydi ve ikinci kez bağırdı. "Yahu şerefsizim doğru söylüyorum, askeriye idareye el koydu kalksanıza!" Memedalİ'nin "Şerefsizim" sözü beni ciddi ciddi düşündürdü. Üstelik üç gün önceki koğuş tartışmalarında cuntanın gelebileceğini savunmuştum. Ama "Aha! cunta geldi!" Kültürü bende derin olduğu için bir türlü inanamıyordum. Memedali ısrar ediyordu. "Yahu inanmıyorsanız, yemekhaneye İnin, radyo bangır bangır cuntayı İlan ediyor". Önce tek tek dolmuşa geliyormuşuz gibi, sonra da gruplar halinde, merdivenlerden terlik şapırtılarıyla yemekhaneye inmeye başladık. Askeri marşlar çalınıyor, aralarla cuntanın geldiği ilan ediliyordu. İçimizden biri, "Hadi gözünüz aydın, aha cunta geldi.'diye diye en sonunda cuntayı da getirdik. Üstelik adamlar elektrikler kesilmeden geldiler." diye yayvan güldü. Cunta gelmişti ve cuntanın gelişiyle birlikte de bizim "Aha cunta geldi." latifemiz, bir daha dirilmemecesine musalla taşma yatırılmıştı. Her elektirik kesilişinde "Aha cunta geldi." sözünün gülmece gücü ölüp gitmişti. 12 Eylül'den sonra bu sö-. zü hiç kimse ağzına almadı. Bu sözü en son, Almanya'da bir evde ağzımdan kaçırdım. Birlikte kaldığım arkadaş haberim olmadan elektiriği söndürdü. Elektiriğin kesildiğini sanarak gayri ihtiyari, "Aha cunta geldi," dedim. Arkadaş, "o ne demek?" diye sordu, hikayeyi açıkladım, güldü. "Bugünkü şartlarda Batı'da ne elektirik kesilir, ne de cunta gelir" dedi. Evet sevgili okurlar, 12 Eylül vesilesiyle benim sizlere sunabileceğim cunta tahlili bundan ibarettir.