Merhaba Memet,

Aydınlarımızı tek yönlü değerlendirmişsin. Onların, onlar tarafından görülmeyen bir başka yönü daha vardır ki o da CUMHURİYET'çilikleridir. Tabi az nir bölümünü bunun dışında tutuyorum. Cumhuriyet mahpushanelerinden geçen aydınlarımızın sayıları da az değildir. Mustafa Suphilerin ve Sabahattin Ali'lerin kanlı gövdesine bakarak düşünürler; Fırat'ın ötesinde kurulan dar ağaçlarına ve Dersimde işleyen milli süngüye bakarak düşünürler. "Bunu Kazım Karabekir yaptı," "Bunu Celal Bayar yaptı," diye mırıldanırlar. Söylemlerinde ve eserlerinde, Ermeni, Rum Pontus ve Süryani kırımına dair "gevezeliklere" rastlanmaz. Yürekleri Cumhuriyet meşalesiyle pırıl pırıl gülümser. Dimdik ve dipdiridir Aslanlı Yol'daki yürüyüşleri."Atatürk yaşasaydı Kürt sorununu çözerdi," diyor Yaşar Kemal. Doğru. Dersim sorununu da o çözdü. Kısa zamanda büyük başarılara imza atmayı seven büyük insan, gordion düğümlerini çözmeye fazla zaman ayırmıyordu, kesip atıyordu İskender gibi.Aydın, itiraz edendir. Dikkate değer hiçbir anlam, itirazsız değildir. İster edebiyat cephesinden yapın, isterse sokaktan, insanileşmenin itici gücüdür itiraz. Milliyetçilik boğuyor yaşama bakışımızı. Bırakalım dünyasal yaşamın dar çitlerini, ülkesel yaşamın dar çitleri içinde düşünüyoruz. Asıl hayat bizim dışımızda, hayat diye kavradığımız şeyin dişında, sonsuzluk aleminde cereyan ediyor.Devlete yaslanıp, hükümeti eleştiren bir aydın tipidir bizimkisi. TARİHİN EN DERİN EN ÖZGÜR TARZI' ndan, yani devletin ve bireyin hegemonik cinnetine karşı eleştirel- yaratıcı cinnetten, devlet zoruna karşı devrim zorundan korkan, uzak duran bir aydın tipidir...Halkı da tek yönlü değerlendiriyorsun maalesef. Diktatörün ruhu, halkın ruhunun aynasıysa, halk onu devirmez. Bu durumda tarih sadece diktatörü değil, halkı da onunla birlikte devirir. Osmanlı, 'padişahım sen çok yaşa duasıyla nefes alan' bendeyi, yani halkı, Almanların fedaisi olarak dünya savaşına soktu, tehcir suçuna ortak etti, ama vebali ağır oldu, parçalandı, varlığını yitirdi. Alman halkının çoğunluğu, Hitler gibi bir zalimi oylarıyla başbakan yaptı. Bırakalım onu devirmeyi, onun ruhunda kendi ruhunu seyretmeyi tercih etti ama vebalini de çok ağır ödedi. Yıkıntılar altında kaldı, bölündü. Hiçbir şey, eleştiriden ari değildir. İnsanı eleştirdiğimiz gibi halkı da eleştiririz. Marksın ve Engelsin, hem kendilerinin hem de İrlanda'nın ezilişine ses etmeyen, hatta bu suçlara ortak olan İngiliz işçi sınıfı hakkında söylediklerini anımsıyorum hep.1908 Devrimi'ni halkın yaptığını söylüyorsun. Olabilir. İyi bilmiyorum. Ama bir şeyi iyi biliyorum. 1908'de aydınların ve halkın baskısı sonucunda halifenin sıkıştığını anlayınca meşrutiyeti ilan ettiğini, bunun üzerine hakın, meydanları doldurduğunu, 'Halifeyi Ruyi Zemin Hazretleri'ne Hamidiye Marşı ile minnettarlığını gösterdiğini iyi biliyorum. İslamda halifeye isyan diye bir şey yoktur, ne kadar zalim olursa olsun, sabredeceksin. Hoşça kal. Bilemiyorum Nalan,Gerçekliği zaten her daim özümlüyoruz. Yaratıcılık, gerçeklikle olan bağını koparıp, kendi gerçekliğini yaratmaya başladığın an başlar. Aldırma boşver. Tümümüz, insanı esas alıp, tüm diğer canlıları ona tabi kılan bir büyük köleci sistemin köleleriyiz. İsyancılığını derinleştirmen hoştur. Hiçbir uydu aynı yörüngede dönmüyor. Yörüngeden çıkmış olman iyidir. Ne olursun bilemiyorum. Boşluk enerjisi haline mi gelirsin, anti-madde mi olursun, anti-atom mu bilemiyorum. İnsan olmamanın bir yolunu bul da ne olursan ol. Teizm, modern kozmolojinin kara deliğinden seni izliyor. Ateş püskürüyor sana.Boşver İŞİD'i. Soracak soru bulamadın mı. Emperyalist barbarlığın yıkıntıları sonucunda ortaya çıkmış bir barbarlıktır. Her siyasi hareketin bir İŞİD yanı vardır. İŞİD'in ortaya çıkışı, siyasi hareketlere İŞİD yanlarını ne derecede duyumsatıyor, gösteriyor bilemiyorum. Ulus denilen şey sınıflı toplumdur; şu veya bu derecede İŞİD'sel barbarlıklara sahip olan siyasetler ve çıplak İŞİD'ler oradan çıkar. Ne denir buna? 'TANRI'NIN AKLI : Aynı duaların binlerce peygamber eşliğinde binlerce yıl tekrarı ve duacıların binlece yıl karşılıklı boğazlaşmaları.Arada bir bunalman normaldir. Çatışmanın merkezindesin. Kolay değil. Seni kuşatan insan evreninin sana dayattığı duyuş, davranış ve yaşam tarzı ile senin derinliğinden beslenen tarz arasında cereyan ediyor çatışma. Duruşun sağlam görünüyor, yani senden, senin derinliğinden yana görünüyor. Genetiğinde, kişiliğinde, bilgeliğinde ve geleceği görme yetinde ciddi bir sorun yoksa, duruşun sürdürecek dikliğini. Ateşlisin. Ateşin, sıradan bir ateş değil, görmeden, algılamadan bilen bir ateştir. Atomaltı parçacıklarını anımsatıyor; her bakanın bakışına göre değişiyor, cilveleşiyor ve bakışın biçimine bürünebiliyor.Beni ve kendini iyi betimlemişsin ama bir noktada yanılıyorsun. Ben düşünceler, hayaller, kavramlar, tasarımlar yığınıyım. Nesnelerden, iç dünyalarını, derin nedenlerini istiyorum. Sen ise yalın ve gizemlisin. Nesnelerden, onları kendi ateşinle gizemli hale getirmenin dışında bir şey istemiyorsun. Romantiksin, iyisin. Sevgiler.