Günaydın Nalan,

Kalktım, yüzümü yıkadım, kuşların sabah şamatasına verdim dinginliğimi. Dinginliğimde erken uyanışın uykusu, çiçek tozu, kozalak, asma kökü ve güvez kokusu. Yazma ihtiyacı duyuyorum ama ne yazacağım. Hava, cam göbeği gibi berrak. Beni kendimle barışık sanıyorsun ama değilim. Pusluyum. Bildiğimi sanıyorum, gerçekte ise bilmediğim envaiçeşit sorunların, yani gerçek körlüğün acısını ve çoraklığını yaşıyorum. Zamana söz geçiremeyen, gaileli ve şekilsiz bir halk olarak hissediyorum kendimi. Aykırı, muhalif, karşıt gibi görünüyorum ama değilim; ahlakım, alışkanlıklarım var hala. Övgüden hoşlandığım kadar hoşlanmıyorum yergiden. Mizacını anlayamadığım, çok başlı bir egom var. Öldürülme olaylarına karşı çıkıyorum ama, et yemeği azaltmama rağmen tamamen vazgeçmiş değilim. Yemesem, hayvanların öldürülmeyeceğini bildiğim halde yiyorum. Yıllardan beridir şahsen hiçbir hayvanı öldürmüyorum. Önüme bakarak yürüyorum. Dün, yola çıkan bir yılan yavrusunu alıp ormana bıraktım. Ve dün, beni üç yerimden şişiren bir sivrisineği, kitapla tepeledim. Bir sivrisinekle bir insanın arasında yaşam hakkı bakımından hiçbir farkın olmadığını çok iyi biliyorum, buna rağmen tepeledim. Ve kanlanan kitap, lanet okudu bana, Ne yapacağımı bilemiyorum, Nalan. Beni bu hale getiren muazzam bir doğal tarihe, mülk sistemine ve devlete sahibim. Bu muazzam şeylerin bir yaratıcısı da benim. Bu<div>&nbsp;güçlerin ruhunu ruhumdan kovabilsem, tek kişilik, küçük bir devlet olmaktan kurtulabilsem, gerçek muhaliflik yolunda ciddi bir adım atmış olacağım.İnsan, yaptıklarının anlamıdır. Dışarda toprak, içerde kızartılmış ekmek kokusu. Ekmek güzeldir, vazgeçilmezdir. İnsan, ekmeği mi, yoksa aklı ve kişiliği çoğaltan nesneyi mi tercih ediyor? Bugün Türkiye'de seçim var. Bugün ekmek günüdür. İnsan, eğer tanıdığım insansa, değişmemişse, sofrasındaki ekmeğini birazcık büyüten ve ona gani gani Allah, Pegamber ve ahlak vaadeden simsarları seçecek bugün. Onu tanıdığım için bu seçiminden dolayı ona kızmayacağım. Sevgiler.