Merhaba Gül,

Haksız olan sensin. Bir kadının veya erkeğin sevgilisine, 'Sadece beni seveceksin, başkasını sevmeyeceksin,' demesinin, insanın özgür iç eğilimleriyle, doğasıyla, mantığıyla bir ilişkisi var mı? Okuyorsun ama nerene okuyorsun bilmiyorum. Nasıl felsefecisin sen hayret ediyorum. Günümüzün dünyasında sadece eşini seven, zinhar, başkasına 'yan gözle bakmayan' kaç kahraman Mecnun veya Leyla kaldı ? Gerçek sevgi, gücünü nerden alıyor ? Sevginin sınırlanmasından, yani tek kişilik mülkiyet cenderesine sokulmasından mı alıyor? Nerden alıyor? Bu soruları sorman ve üzerinde düşünmen gerekiyor. İnsan insanı, sevmenin özgür doğası gereği sevince neden kıyamet kopuyor?Bence o iyi bir adamdır. Eşcinsel ilişkileri dahil, hiçbir ilişkisini senden gizlemiyor. Andre Gide gibi toplumdan da gizlemiyor. Açık ve dürüsttür. Bir insanın ne tür bir cinsel ilişki içinde olacağına kendisi karar verir. Şu doğaldır bu değildir gibi ayrımlar yapmak saçmadır. İnsanlık, tüm biçimleriyle özgürce yaşamalıdır cinselliği. Sen buradaki göçmen topluma göre hareket ediyorsun. Senin en ciddi problemindir bu. Bu toplum, ikiyüzlülüğün, labirentin adıdır. İş bu topluma kalsa, bir zamanlar Oscar Wilde'e yapıldığı gibi tüm eşcinselleri tutuklar, atar içeri. Toplumu değiştirmeye soyunan devrimci güçler de bu toplumdan çok farklı değiller. Toplumu derinden ilgilendiren bu meseleleri yani dokunulmaz kutsal mülkiyeti, 'Her işi hallettik de bu mu kaldı?' diye tartışmaktan kaçınırlar zaman zaman.Korkuna gelince, nedenini sen bilemeyince ben hiç bilemem. İnsan genellikle korkar. Korkunun kapısından girdiği zaman daha az korkar. En iyisi, korku, senin kapından içeri girmeden sen onun kapısından içeri gir. Gecikir de onu içinde bulursan, ona karşı direnmen daha zor olur.Oradaki bir avuç işsiz devrimciyle boşuna tartışıyorsun. Kanlı devrimlerin daha derin olduğu görüşü her zaman doğru değil. Her devrim, derinliğini ve kalitesini, aldığı can, döktüğü kan kadar yitirir. Sevgilerimle.