Bravo Nalan,

Gözden geçirmen işe yaramış. Notaları ve tınıları biraz orospulaşmış, hoş bir müzik ortaya çıkmış. Eser dinletiyor kendini, yaratıcısını ve yaratılışını hissettirmiyor. Senin tarzın, sanatın güdümlenerek, katı, imanlı kurallarla yaratılamayacağını telkin ediyor. Zamanın behrinde anayasayı tağyir ve tebdil etmekten idama mahkum oldum. O günden bu yana mesleğim tağyir ve tebdildir. Ama bu müzikten sonra anladım ki, senin tağyirin ve tebdilin daha derindir. Günün ve tebanın yerleşik zevklerine göre müzik yapmıyorsun. Berhudar olasın. Senin sevmen de böyledir. Toplumsal basıncın biçimlendirdiği yapay duygularla değil, doğal duygularla ve bunlardan doğan şaşırtıcı davranış zenginlikleriyle seviyorsun. Feleğin gözü kör olsun, gençken çıkarmadı seni karşıma. Beylik duygular, tarzlar sende çok az. Galaksimizde olmayan ilginç bir şey var sende ama nedir o fehmedemiyorum bir türlü. Beni yerleşik halimin, mazbut stilimin ötesine geçiren tek insan sensin. Bu avantajın sanırım bir ölçüde kaçık ve mesleksiz olmandan geliyor. Sanata giren, kendi mesleğiyle giriyor maalesef. Sanatın hiç sevmediği bir şeydir bu. Öğretmenlik veya örgüt mesleğinden gelen, sanatı hiyerarşik ve didaktik bir tarzda kuruyor.Cumartesini unutma. National Galleriy'den çıktıktan sonra, Southbank'e iner kahve içeriz. Galeri, Andy Varhol'un en önemli eserlerini getirmiş, yanında da, Ai Weiwei'yinkileri. Sevgiler.