ALDATMA

Tanrıya inanmayan ünlü sanatçı ve edebiyatçıların ölüm haberlerini özellikle okurum. Bu ölen insanlar, tabuta konduktan sonra öncelikle Teşvikiye Camisi'ne götürülürler. Orada, imamın başında bulunduğu cemaat -ki bunların bir bölümü, ölen tanrısız sanatçının tanrısız arkadaşlarıdır- ile ölenin yakınları arasında, karşılıklı aldatmaya dayanan bir ilişki başlar. İmam, inananlar ve inançsızlarla birlikte kutsal töreni icra edip tamamlar tabi. Hiç kimse, cemaatı, ölüyü ve kendisini aldattığının; tanrısız, dinsiz yaşayan bir insanı, ölünce dine dahil ettiğinin farkında değildir. Bundan dolayıdır ki, Türkiye'deki ateistlerin ezici çoğunluğu ateist değildir. Dört ayaklı bir tabutun içinde camiye doğru yürür, imamın ve cemaatın huzurunda, dualar eşliğinde, nedamet getirir, sadete ererler. Tanrı, ister istemez bu trajediyi ya da komediyi, kara ciltli defterine, bilmem kaç nolu ALDATMA olarak geçirir. Defter haylice kalındır. Defteri kalınlaştıran, nedamet ehli bir hayli kalın adam vardır çünkü. Defter deyip geçmek de doğru olmaz tabi; varlık yokluk aleminde, tanrıyı tanrılığına bin pişman eden tek güçtür o.