HAKLI MISIN DEĞİL MİSİN?

Ortaya çıkan veriler, Kerkük'ün Irak ordusu tarafından işgalinden önce Irak devleti ile YNK'nın üst düzey devlet bürokratlarının, Amerika'nın aracılığıyla gizlice anlaştıklarını gösteriyor. Petrol sahalarının güvenliği, İŞİD'in tamamen yenilmemiş olması ve İran ile Türkiye'nin Irak'ın iç işlerine daha fazla burunlarını sokmalarına fırsat verilmemesi, milliyetçi Arap galeyanının söndürülmesi gibi nedenlerden dolayı bu zorunlu bir hale gelmişti Amerika için. Irak devletinin önüne atılan bu lokma, Kürt referandumunu daha fazla sorun yapmaması ve işlerin bundan sonra masa başı sohbetlerine teslimi karşılığında idi.
Eğer Irak milliyetçi şii egemenleri, bu anlaşmalı beleş Kerkük zaferinden cesaret alarak, İran'ın ve Türkiye'nin de teşvikiyle Amerika'ya rağmen Askeri ilerleyişlerini sürdürür ve namlularını Erbil'e çevirirlerse, durum çok daha karmaşık bir mecraya girebilir. Olayların bu noktaya varacağını sanmıyorum. Saddam sonrasında ortaya çıkan Irak devletinin baş mimarı ve hamisi Amerika'dır. Irak ordusunun üniforması ve silahları USA markalıdır.
Tüm bu olup bitenler bana göre teferruattır. Tayin edici olan, Kürtler’in referandumla bağımsızlık kararına varmış olmalarıdır. Bu karar, her şeye değer. Güney Kürdistan’ın bölge devletleri tarafından işgal edilmesine bile değer. Yeter ki Kürtler, kararlarının arkasında dursunlar. İçinde bulunduğumuz tarihsel şartlar, Kürtlerin karalarında ısrar edeceklerini gösteriyor. Kerkük’ün işgali, Kürtlerin bağımsız yaşama azmini zayıflatmak bir yana, daha da güçlendirmiştir.
Haklı mısın değil misin? Tarihin temel sorusudur bu. Yenilmek, kaybetmek bu temel sorunun yanında teferruattır. Kolay zaferlerle kazanılan mevziler kolay kaybedilirler.
Ben, bedeli ağır olan bağımsızlıklardan yanayım. Bedeli ağır olmayan bağımsızlıklar bir boka yaramıyor bu zalim dünyada maalesef