BAŞKANLIK SİSTEMİ

BAŞKANLIK SİSTEMİ
Başkanlık sistemi, Tanrı sistemine uygun, oturmuş, tarihi bir sistemdir. Halkın alıştığı, içselleştirdiği ve secde ettiği bir sistemdir. Her ailede başkanlık sistemi vardır. Haliyle Selçuklu'da ve Osmanlı'da da mazbut başkanlık sistemi vardır. Cumhuriyet döneminin çok önemli bir bölümü, aslan payı başkanlık sistemine aitti. İlkin Ebedi Şef vardı; bu Ebedi Şef, tüm Türklerin ve kaşla göz arasında Türk yapılan diğer milliyetlerin ATA'sı idi. Onu Milli Şef izledi. Bunların döneminde meclis üyelerini, ülkedeki tek partinin iri bürokratlarına danışan başkan seçerdi. İtiraz olmazdı. Kaymakamlar valiler zaten parti başkanıydı. Milli Şef'i, seçimle gelen ve parlamento çoğunluğuna dayanan ve yetkileri bir nebze sınırlanmış bir diğer başkan, Adnan izledi. Adnan'ı darbe ile gelen General Cemal Aga izledi. Cemal ile General Memduh Tağmaç arası başkansız, garip bir dönemdir. Tağmaç ile Kenan, Kenan ile 2013'e kadarki Tayyip arası dönemler de başkansız, garip dönemlerdir.
Devlet, Kürt direnişini ve onun Kürdistan dışındaki dolaylı ve doğrudan müttefiklerini bastırmak için merkezileşmek ihtiyacını duyuyor. Başkanlık, bu ihtiyacın bir sonucudur. Bu ihtiyaca ön ayak olan devletin AKP kanadı, başkanlık denen merkezileşmenin mimarisini Osmanlı ve İslami bir üslupla ele aldığı için devletin yarı-laik kanadının desteğini alamıyor. Aralarında öz değil, üslup farkı var.
Görev, başkanlığa karşı istisnasız her alanda direnmek, hayır demektir. Demokratik bilinç ve yaşam tarzı, geçmişe nazaran daha ileri olduğu için başkanlığa karşı hatırı sayılır bir direniş var. Kim ne derse desin, başkanlığın kaderi son tahlilde, Kürdistan'da sömürge yapıya karşı sürmekte olan haklı savaşın kaderine bağlıdır. Bu savaşı ciddiye almayan, onu müttefik görmeyen hiçbir güç, başkanlığa karşı mücadelede ciddi bir varlık gösteremeyecektir.