ÜÇLEMELER'DEN Kemal DİNÇ

Sema'nın diğer kitaplarını okumadığım için genel bir değerlendirme yapamıyorum. Üçlemeler çerçevesinde edindiğim kanı, bilinç altında, şeylerin ötesinde gezinen, iyi, narin bir edebiyatçı olduğu yönündedir. Ama Kemal'i tüm yönleriyle biliyorum. Siklemesine yazıyor, çiziyor ve terennüm ediyor. Biçim kırıcıdır. Sanatından bana yansıyan budur. Elinde saza benzer bir gürz var. Önüne çıkan her biçimi kırıyor ve insanları kırdığı biçimin parçalarıyla baş başa bırakıp gidiyor. Zulüm mağduru yetim çocukların yaptığı bir iş. Gözyaşından akıl al diye bir Zaza atasözü var, Kemal almıyor, aklı da kırıyor, onun yerine çocuk safiyetiyle vaftiz edilmiş saf duyguyu koyuyor. Bilmiyorum. Benim sarsak yanım, Kemal'i böyle biliyor. Kafkaesk diyebileceğim bir ekol. Boşluğa resim çizen bir karşı-mantık, bir karşı-dil. İlk okuduğumda anlamıyorum. Bu herif bunu niye yazdı diye mırıldanıyorum. Lakin bir var ki merak ve ışıltı uyandırıyor. Okumadan edemiyorum. Birkaç kez okuyunca fark ediyorum cevheri. Benim gibi çalakalem değil, damıtarak yazıyor. Yıllar önce, karşıdan gelen bir adamı, çift gördüğünü söylemişti bana. Korkmuştum. Kemal'in yazılarındaki kıpırtıları çift görüyorum artık. Bilmiyorum. Hayatın, Kemal'in hayrına veya şerrine dair yapabileceği bir şey var mı, gerçekten bilmiyorum. Günümüzün yazarlarına gelince, dikkatimi dil ve biçim cevvaliyeti çekiyor. Yeryüzünü yaratan ve kahreden lanetlenmiş kalabalıkların içine girme, orada ışıldayan cevheri dövüp biçimlendirme, sanata dönüştürme yeteneğini yeterince göstermiyorlar.

(Muzaffer Oruçoğlu ile ''Üçlemeler'' kitabı üzerine söyleşiden bir bölüm)