SANAT - FELSEFE ve ESTETİK KRİZ TEORİSİ Ferhat Yüksekbağ

Felsefeci-yazar Mehmet Akkaya ile “Sanat Felsefesi ve Estetik Kriz Teorisi” başlıklı bir söyleşi düzenledik. Kadıköy’de faaliyetlerini sürdüren Atölyealtı isimli resim ve heykel salonunda yapılan toplantıda, sanat felsefesinin temel kavramları üzerine konuşuldu. Sunumun içeriğine geçmeden önce sözü Mehmet Akkaya’nın da konuşmasında gönderme yaptığı Ernst Fischer’e verelim ve birkaç noktanın altını çizelim.“Çürüyen bir toplumda, sanat doğru sözlüyse, çürümeyi de yansıtmak zorundadır. Ve toplumsal görevinden kaçmadığı sürece sanat dünyanın değiştirebileceğini göstermeli, değişmesine yardım etmelidir.”Fischer’in yukarıda alıntıladığımız cümlesinde değindiği sanat, sanatçı ve toplum arasındaki bağlar üzerinden sanatçının toplum karşısındaki görevi için söyledikleri, üzerinde önemle durulması, çokça düşünülmesi gereken bir meseledir. Çünkü biz bu dünyadayızdır, burada yaşar, burada düşünürüz, o halde dünyaya ve insana dair ne olup bitiyorsa, onların algılarımız, dolayısıyla da kafamızda oluşturduğu imgelerle düşünüyoruz. Eğer sanat yaşamdan gelip, yaşama yansıyorsa, söylenen sözde yaşama ve insana dair olmalıdır.Çünkü sanat tuvale, alçıya yönelmeden önce dünyaya yönelmektir. Konusu, tekniği, biçimi ne olursa olsun öncelikle bu dünyaya dair bir söz söyleme gerekliliği varsa ve içinde yaşadığımız toplum da sınıflarla koşulluysa, doğal olarak söylenecek söz de bu ilişkilerin arasındaki bağlantıların bilincinde söylenmeli. Herhalde insan sadece resim, heykel, müzik vb. yapıyor olmak için yapmaz, insan-doğa ve insan-insan ilişkilerine düşünsel bir açıdan bakar, ona göre dünyayla ilişkisini kurar, örneğin bir ağaç resmi sadece resimsel değerler üzerine bir şeyler anlatmaz, doğaya ve insanın hallerine dair şeyler de söyler.O zaman yukarıdaki giriş niteliğinde sayılacak sanat ve yaşam ilişkisi üzerine söylediklerimizi geçip, artık bu yazının neden yazıldığı bahsine geçersek daha faydalı olabilir. Biz Atölyealtı olarak; resim, heykel öğrencilerinden oluşan bir topluluk olarak bir araya geldik ve okul, akademi dışı bir etkinlik, tartışma, düşünme,çalışma alanı oluşturma amacıyla kurulduk ve bunu da ticari kaygılar güderek değil, tamamen ortak bir çalışma, öğrenme, düşünme ortamı oluşturma ve bu amaçlar doğrultusunda, sanat, dünya ve insan ilişkilerini gözeterek faaliyetlerimizi, etkinliklerimizi yapmaya çalışıyoruz. Atölye topluluğu olarak genel bir ortak görüşümüz olsa da yaptığımız etkinliklerde temel amacımız, ortak bir görüş olsun veya olmasın, bir tartışma ortamı gerçekleştirmektir. Ve ilk etkinliğimiz felsefeci-yazar Mehmet Akkaya’nın katılımıyla “Sanat ve Felsefe- Estetik Kriz Teorisi” başlığı altında oldu. yaptığı konuşmada insan etkinliğinde ortaya çıkan sanatsal güzele vurgu yaptı ve “estetik kriz teorisi” iddiası üzerinden sanat ve felsefe arasındaki ilişki bağlamında sunumunu başlıklar halinde işledi. Başlıkların bazıları şöyle özetlenebilir: doğal güzel, sanatsal güzel, estetik tavır, estetik haz, duyumsal haz, ilkel toplumda sanat-büyü-üretim, sanatın diğer disiplinlerle ilişkisi, öz ve biçim ilişkisi, romantiklerin gerçeklikle ilişkisi. Ve konuşmada Akkaya’nın iddiası ise şu: Kriz kapitalizmin yapısal özelliği ise bu durum ekonomik alt yapının bir yansıması olarak üstyapı kurumu olan siyasetle birlikte sanatta da krize yol açar.Yukarıda sıralanan başlıklar üzerinden Akkaya’nın düşüncelerini inceleyelim: İlkel toplumda, örneğin mağara duvarına yapılan bir resim, av öncesi insanın avını yenmek içindir. Tıpkı büyü yapar gibi duvara resim çizen insan, aslında maddi yaşam kaygısından hareket etmiştir. Ve bu yüzden ilkel toplumdaki sanatın estetik bir öğe taşımadığı söylendi. Konuşmasında Akkaya, sanatsal yaratıda insani etkinliğin önemine, sanatın diğer disiplinlerle ilişkisine de değindi. Devamla sanatın, politika, felsefe ve bilimle ilişkisinde, sanatın başat öğe olduğunu, çünkü diğer disiplinlerin nesnel planda kaldığını ama sanatın, sanat araştırmasının hem öznel hem de nesnel planda kurulduğunu söyledi.Sanattaki köklü tartışmalardan biri olan öz ve biçim tartışmasına ise öz ve biçimin karşılıklı ilişkisinde, dinamik olanın öz olduğunu biçimin ise öze nazaran daha az dinamik olduğuna vurgu yapıldı. Ve kendi sonunu getirmeye mahkûm olan bir sistem olarak kapitalizmin yapısal özelliği kriz ise estetik de bundan payını alacaktır denildi. İkinci oturumda ise soru cevap kısmına ve eleştirilere geçildi.Bu bölümde de sanat ve felsefe ilişkisi üzerinden hareketle, çağdaş estetiğin kendini tek başına bir inceleme-araştırma alanı olarak kurduğu vurgulandı. Ayrıca sanat, felsefe ve bilim her ne kadar ayrı alanlar olarak gözükse de hepsi bütünlüklü bir yapıdır,bu bütünlüklü yapı içerisinde karşılıklı olarak birbirlerini etkiler,etkilenirler.Söyleşinin ikinci bölümünde soru ve eleştiriler üzerine sanatçı, ressam ve romancı Muzaffer Oruçoğlu üzerine de açıklamalar yapıldı. Romanda zirve olduğu hatırlatıldı. Toplantıda Akkaya’nın Filozofça başlıklı kitap serisi de sergilendi ve konuşmacı kitaplarını imzaladı.Bu açıdan yapılan bu ilk etkinliğin bir fikir alışverişi/tartışması, beraber düşünme ve eleştirme ortamı yaratması bakımından önemli bulunduğunu söylemek gerekir. Atölyealtı olarak Mehmet Akkaya’ya teşekkür ediyoruz.