DOĞRU VE ZOR OLAN Sanat HABER

Muzaffer Oruçoğlu Anayasa referandumu için görüşlerini açıkladı..

DOĞRU VE ZOR OLAN
Yağma sofrasına sonradan oturan, sanayi ve ticarette tekelleşen çift başlı İslamcı sermaye, önce hükümet oldu. Devlet olanaklarını etkin bir şekilde kullanarak dışa açıldı. Sermaye ihraç etti, Ortadoğu, Balkanlar, Türki Cumhuriyetler, Rusya ve Kafkasya başta olmak üzere, dünyanın çeşitli bölgelerinden elde ettiği karlarla ülkedeki gücünü birkaç misli artırdı; Koç, Sabancı, Doğan gibi Cumhuriyetçi rakip tekelleri baskı altına aldı. Kendi rakiplerine, Kürt direnişine ve genel devrimci demokratik muhalefete karşı güç toplama, merkezileşme siyasetini derinleştirdi, devlet olma bandına girdi. Sarayını, yani kumanda merkezini kurdu, 17 aralıkta çift başlı olmaktan kurtuldu. Taktik fiili durumlarla sistemin anayasasını ve kanunlarını rafa kaldırmaya başladı. Büyük bir seçim darbesi ve Kürtlere karşı topyekün saldırı kampanyası ile seçim yenilgisini zafere dönüştürdü. Arkasından rakibinin, -göz yumarak ve pusuya yatarak teşvik edip, 'Allah'ın bir Lütfu' haline getirdiği-cılız askeri darbesini ustaca kullanıp, muhalefete karşı topyekün bir baskı kampanyasına dönüştürdü, yaygın tutuklamalar, kapatmalar ve müsaderelerle gücünü doruğa vardırdı ve üçüncü büyük adımını, yani mevcut yasa dışı fiili duruma yasal kılıf geçirme adımını attı. Şu anda, merkezileşmiş ve OHAL sopasıyla yasal kılıfına kavuşmuş, İslamcı faşist diktatörlüğünü halka onaylatarak iyice meşrulaştırma çabasını sürdürüyor. Halkın evet demesi durumunda, aldığı ruhsatla ve moral güçle diktatörlüğü derinleştirecek. Halkın 'hayır' demesi durumunda moral gücünü yitirecek ama 'hayır'ı kabul etmeyecek. Yerleşik durumunu, mevzilerini koruyacak, sopa ve entrikalarla meşruluk kazanma manevralarına baş vuracaktır. 
Diyebileceğini sanmıyorum ama mücadelenin morali açısından halkın 'Hayır' demesi iyi olur. Bununla birlikte, yakıcı gerçek 'Hayır'da yatmıyor. Zorla gelen zorla yıkılıyor. Halkı 'Hayır' demeye çağırırken, 'Hayır'ın her derde deva olduğu hayalini yaymaktan kaçınmak, bu diktatörlüğün ancak zorla, uzun erimli, soluklu bir mücadele ile yıkılabileceği gerçeğini öne çıkarmak ve güçleri bu can alıcı gerçeğe göre yapılandırmak gerekiyor. Doğru ve zor olan bence budur.