BASKIN Erdinc Güleryüz

BASKIN 
Kar,tipi,boran ve yıkık virane bir ev...
Yani hepimizin bildiği Vartinik Kömü
İçerisinde aç,bilaç birkaç insan yüreklerini beyinlerinin kılıcı yapıp...
Devlete kafa tutmuşlar.....
Gece,gündüz bir Ermeni yıkıntısında kırıma uğramış Dersim'i evveliyatı olan Ermenileri ve dünya mazlumlarını tartışıp konuşuyorlar.
Şafak sökmeden BASKIN'a uğradıklarında ..
İçlerinden birisi genç sırım gibi uzun boylu olanı kendi yaptığı el bombasını sıgarasıyla ateşleyip çeperin öte tarafındakilerin yani sürek avındakilerinin üzerine fırlatıyor...
Yani canını siper ediyor.... 
Oradaki virane çeperin yanı başına aldığı ağır kurşun yaralarıyla süzülerek düşüyor..
Bu Ali Haydar’dır…
Bir diğeri saçma kurşunlarından aldığı yaralarla yere yığılıyor…
Bu da kızıl saçlı mavi gözlü bilge İbrahim’dir.
Buradan sonra Oruçoğlu'nun Vartinik ve Dağ Mahalesi tablolarını seyrediyoruz.
Yazı ve tablolar iç içe geçiyor..
Ve bu tarih bir vicdanla bir yerlere kayıt altına mutlaka alınıyordur..
Cafer Yıldız yüreği titreyerek örseli yüreğinden dökülenleri yazıyor.
Karşımızdaki yalın,duru ve ışıltılı ALİ HAYDAR YILDIZ'ı bu kez daha yakından görüyoruz...
Sattığı gaztelerin parasını tımarhanedeki delilere,hastalara götüren Ali Haydar’ı sarsılarak anlamaya çabalıyoruz..
Oysa günümüz insanının butür yalın hikayelere ne kadar çok ihtiyacı vardır.
Dedikten sonra.
Yine dönüp Muzo’nun Vartinik ve Dağ Mahallesi tablolarına bakıyoruz...
Bir pencere,pencerede beliren İbrahim'dir...
Yani IŞIK.
Diger tarafta ki yıkık evin (Vartinik) kırmızımtırak parlayan ışığı yandan çok uzaklardan gelen Neandertal'lerden haber getiren birisi var...
Her iki tablo da Edward Munch'un tablosuna benzerlik var mı? 
Yok hayır.
 Belki bir halkın çığlığını anlatımda bir yakınlık görülebilir..
Olsun. 
Sonuç yine vicdandır...
İki defa büyük kırım görmüş 
Dersim toprakları bu kez belki de ilk defa Komünistlerin ayak izlerine tanıklık ediyordu.