PANEL SONA ERDİ YANKILARI SÜRÜYOR Sadife İlen

PANEL SONA ERDİ YANKILARI SÜRÜYOR
14 Ocak 2017 tarihinde Onur Toplumsal Tarih ve Kültür Vakfı’nda yapılan panelin (Kadıköy-İstanbul) yankıları devam ediyor. Gelen izlenimleri sırasıyla paylaşıyorum: Sadife İlen, Ali Eşki.
ONUR TOPLUMSAL TARİH VE KÜLTÜR VAKFI’NDA PANEL 
Sadife İlen
Onur Toplumsal Tarih ve Kültür Vakfı, 14 OCAK 2017 Cumartesi günü, saat 15.00'te ; "SANAT FELSEFESİ ve POLİTİKA" konulu bir panel düzenledi. Panelin konuşmacıları, felsefeci - yazar Mehmet Akkaya ile ressam, şair, yazar Muzaffer Oruçoğlu'ydu. Panel, Avustralya'dan görüntülü olarak katılabilen Muzaffer Oruçoğlu'nun konuşmasıyla başladı. Felsefenin; maddenin iç ve dış dünyasının bir araştırması olduğunu, bilim ve sanata ilişkin tespitler yaptığını, bilim gibi bir kesinliği olmadığını söyledi. Oruçoğlu daha sonra sanatla felsefeyi karşılaştırdı.
Romancı, ressam ve şair Oruçoğlu’na göre sanatın keşfetme, tespit etme derdi yoktur. Sanatçı, gerçekliği kavrar, kendi dünyasında bu gerçekliği yeniden üretir, kurgulama yaparak kendi kahramanlarını, karakterlerini yaratır. Sanatçının yaşamı ile eseri arasında tutarlılık olmayabilir ama elbette eseri ile tutarlı bir yaşamının olması güzeldir.
Oruçoğlu açısından Balzac kralcıdır ama edebiyatta devrimcidir. Sanat, felsefe kimseye yabancı değildir. Her birey, felsefe ve sanatın çırağıdır. Hepimiz sanatın içindeyiz. Köyde de sanat yapılır. Birisi bir öykü anlatıyor, öykücü olduğunun farkında değil... Konuşmacı, bu tarz açıklamalarıyla felsefenin, sanatın yaşamımızın her alanında ve kişide varolduğunu vurgulayarak konuşmasını sürdürdü.
Panel Mehmet Akkaya'nın konuşmasıyla devam etti. Mehmet Akkaya; felsefe, sanat, bilim de yapsak politikanın dışına çıkamadığımızı, ocak ayının Lenin, Rosa Luxemburg, Hrant Dink, Metin Göktepe... gibi değerlerimizin kaybı açısından önemli bir ay olduğunu söyleyerek sözlerine başladı.
Akkaya konuşmasında, sanat ile politika arasındaki yatay ve dikey ilişkiler olduğundan, sanatın öznel olarak kişinin kendini gerçekleştirmesi ve bu gerçekleştirmenin bir kitapla, bir resimle, bir müzikle somutlaştığından söz etti. Konuşmacı daha sonra "Sanat, güzel olanla ilişkilidir" diyerek insanın estetik hazlara yönelimine değindi.
Akkaya, konferans ve panellerde yalnızca konuşmacıların konuşup, dinleyicilerin dinlediği biçimi verimli görmediğini de söyledi. Panel, konuşmacılardan sonra soru ve görüşlere yer açılarak son buldu. Onur Toplumsal Tarih ve Kültür Vakfı'nın yıllık programı içinde gerçekleştirilen bu tür etkinliklerin devamının sürekli olmasını diliyoruz.
SANATÇI İLE OKUR ARASINDAKİ KÖPRÜ
Ali Eşki
14 Ocak’ta Onur Vakfı’nın Kadıköy’deki lokalinde katıldığımız panel, bir sanat eserinin yaratıcısı ile okuru arasında köprü işlevi görmüştür. Bu ilişkinin kurulduğu imza günlerinin çok çok ötesinde bir etkinlik olmuştur. Bu ilişki, doğru olarak bizi, sanat yapıtının felsefesini tartışmaya kadar varabilmiştir. Böylesi bir tartışmayı özlemişim. Brecht-Adorno-Benjamin ve Lukacs arasında yaşanan Sanat ve Politika tartışmasını içeren kitabı hatırladım. Sanat ve politika tartışmasını yeni boyutlar katarak sürdürmenin bize yeni ufuklar açacağı muhakkaktır.