SANAT, FELSEFE, POLİTİKA Mehmet H. Güleryüzlü


14 Ocak 2017 Cumartesi günü Onur Toplumsal Tarih ve Kültür Vakfı'nın düzenlediği "Sanat Felsefesi ve Politika Tartışmaları" adlı bir etkinliğe katıldık. Kadıköy’deki Vakıf lokalinde yapılan panele yoğun ilgi oldu.
Öncelikle teknik ve fiziksel açıdan ortamın eksikliklerine rağmen etkinliğin olumlu geçtiğini söyleyebilirim. Özellikle günümüz koşullarında sanat ve felsefi konuların eğitim ve toplumsal alanda donuklaştığı ve boşluğu her geçen gün kendini derinden hissettirdiği bir ortamda, zihinsel ve duyusal alanlarda özlenen bir sohbet ve tartışmaların ne kadar önemli olduğunu gözlemledim.
Konuyu anlamlı ve etkin kılan diğer bir ayrıntı ise konuşmacıların sol ve materyalist bakış açısına sahip olmalarıdır. Konuşmacılardan Muzaffer Oruçoğlu'nun (tele konferansla) yazar, sanatçı, politik aktivist olmasının yanı sıra 68 kuşağının önemli lider kadrosunda yer alması ve yine felsefeci - yazar Mehmet Akkaya'nın da devrimci gelenekten geliyor olması konuya olan ilgiyi daha bir arttırdı.
Her iki konuşmacının da politika ve özellikle de sanat çalışmaları alanında önemli eserleri bulunmaktadır. Konuya ilişkin olarak Oruçoğlu'nun anlatı ve dili kendine özgüydü ve filozofça bir yaklaşımı vardı. Konuları ele alış tarzı ve anlatısı yalın ve öğretici nitelikteydi. Sanatın var oluşsal hikayesinin felsefi tanımını, tarihsel süreçlerini ve toplumsal karşılıklarını dolayımsız anlatışı etkileyiciydi.
Muzaffer Oruçoğlu, konuşmasında sanat felsefesinin, sanatsal yaratıcılığın özünü ve anlatımlarını konu edindiğini, sanatın insana kazandırdığı estetik duyusallığa vurgu yaptı. Konuşmasının devamında da sanatla düşünce ve yaşam arasında bağ kurarak kavramsal üretime dikkat çektiği gözlendi. Ona göre sanatçı iyi sanat, kötü sanat ayrımı, doğa ile sanat ilişkisini, estetik açıdan öne çıkartarak, estetik nesne, estetik özne, estetik haz, yargı ve estetik tavır üzerine tespitlerde bulunmalıdır.
Ayrıca Oruçoğlu’nun, sanatçıyı kendi iç dünyasında sınır tanımayan bir sanat esintisine sahip olması ve sanat eserlerinin üretiminde sınır tanımayan bir iç dünyaya sahip olmasını söylemesi önemli bir belirlemedir. Ayrıca geçmişte yazdığı eserleri okuyup onları yeni katkılarla güncelleyerek zenginleştirmesi de önemli ve kendine özgü bir yöntemdir. 
İnsanlığın toplumsal yaşam hikayesinin her döneminde ortaya çıkan ve toplumsal disiplinleri derinden etkileyen felsefi akımların tarihsel var oluşlarına göndermeler yaparak eserlerinden bugüne değin gelen betimlemelerinden bahsederek sanatsal eserlerin özüne damgasını vuran, duyusal algı dünyasının bütün sihirli imgelerini bilginin doğasına ve kapsamına uygun ayrıntılı bir şekilde değinmesi önemliydi.
Mehmet Akkaya hocanın konuya ilişkin sosyolojik ve epistemolojik anlatımı konuyu daha bir tamamlayıcı kıldı. Sanat felsefesi ve politik tutum konusunda tarihsel detayları var oluş hikayesini özetleyerek, akademik bir dille sanatın sınıfsal ve toplumsal duyarlılıkları ve disiplinleri üzerinde önemli etkileri olduğunu hatırlattı. Akkaya konuşmasının devamında, toplumsal gerçekçilik ve diyalektik bütünlük fikrini öne sürerek sanat felsefesinin alt betimlemelerinin toplumsal duyarlılık açısından önemli değerler içerdiğine de vurgu yaptı.
Akkaya’ya göre estetik ve güzellik duygusu kısmen yüksek yapılı hayvanlara özgü olsa da temelde insanlara özgü bir duygudur... Özellikle fikir ve kavramların üreticisi olan bilge insan öznesinden hareketle antropoloji, psikoloji, politika, edebiyat ve kültür konularına ağırlık vererek, sınıfsal bir perspektifle genel olarak entelektüel düzeydeki anlatım ve değerlendirmeleri önemliydi.
Mehmet Akkaya’nın, özellikle estetik haz kaynaklarını detaylandırırken bireysel tutuma özgü intihar olgusuna göndermede bulunması önemli bir belirlemeydi. Yeterince intihar olgusu felsefesi üzerinde durulmadı, ancak insanın en temel iç güdüsü olan "hayatta kalma" olgusundan vazgeçmek gibi yok oluşun hikayesine işaret etmesi ayrıca önemliydi. Ölüm ve yaşam birbirini var eden iki temel olgu, birinin diğerini yadsıması gizemi incelenmeye değer bir felsefi olgu olsa gerek.
Sonuç olarak, konunun niteliği, konuşmacıların anlatımı ile bütünleşince zihinsel ve duyusal dünyamıza fayda kattığı kesindir. Bu açıdan paneli düzenleyen Onur Vakfı’na ve konuşmacılara ayrı ayrı teşekkür ederim.