Tarihte Bugün; 8 Kitapla Kanayan Yara Dersim

Tarihte Bugün; 8 Kitapla Kanayan Yara Dersim

EDITÖR ON 13 EYLÜL 2016
KITAP LISTESI, LISTELER & ÖNERILER.post-header
Dersim İsyanı veya Dersim Katliamı olarak anılan “Birinci Dersim Harekatı” 1937 yılında bugün anlaşmaya çağırılan Seyit Rıza’nın tutuklanmasıyla sonlandırıldı.
Dersim Katliamı, Tunceli’de 1937-38 yıllarında merkezi hükümetle Dersim aşiretleri arasındaki anlaşmazlıklar sonucu yaşanan olaylara verilen isimdir. Dersim’de mutlak devlet hakimiyetini sağlamak için Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından harekât düzenlendi. Harekât neticesinde bölgede yaşayan 13.000’den fazla kişi ile 110 asker öldü ve 12.000’e yakın insan zorunlu göçe tabi tutuldu.
Birinci Dersim Harekâtı
General Abdullah Alpdoğan’ın düzenlediği ilk harekât başarısızlıkla sonuçlandı. Aşiretler ise bunun verdiği moralle tamamen silahlandı. Bu yüzden isyanı bastırmak iyice zorlaştı. Abdullah Alpdoğan yanına aldığı 50.000 asker (üç kolordu ) ile bölgeye gitti fakat dağları bir türlü aşamadı. Bunun sonucunda bir hava saldırısı gerektiğine karar verdi. Gerekli onayı alınca Sabiha Gökçen’i davet etti. Sabiha Gökçen de kabul edip Hava Kuvvetleri’nden 3 uçak filosu ile havadan saldırı gerçekleştirdi. İsyancıların saklandıkları en büyük yer olan Laş mevkiini bombaladı.
 
Seyit Rıza
Yapılan harekât başarılı olmayınca, askerler bölgeye girmeyi başaramadı. 13 Eylül 1937’de anlaşmaya çağrılan Seyit Rıza tutuklandı. Askeri harekâttan sonra yapılan yargılama 15 Kasım 1937’de sona erdi. 11 kişi idama mahkûm oldu, fakat yaşları geçkin olmalarından dolayı içlerinden dördü hakkında idam cezası 30 sene ağır hapse tahvil edildi.
10-12 Eyül 1937 tarihleri arasında Seyit Rıza barış görüşmesi için Erzincan Vilayet konağına geldi ve o arada tutuklandı. Ertesi gün, Elazığ’da bulunan Umumi Müfettişliğe nakledildi ve 15 – 18 Kasım 1937 tarihleri arasında Seyit Rıza ve Halvori Gözeleri’nde toplantı yapan 6 kişi idam edildi. Çok sayıda ayaklanmacı değişik hapis cezalarına çarptırıldı.
Asılan kişiler:
Seyit Rıza
Resik Hüseyin (Seyit Rıza’nın oğullarından, 16 yaşında)
Seyit Hüseyin (Kureyşan-Seyhan aşiret reisi)
Fındık Ağa (Yusfanlı Kamer Ağa’nın oğlu)
Hasan Ağa (Demenan aşiret reisi Cebrail Ağa’nın oğlu)
Hasan (Kureyşanlardan Ulkiye’nin oğlu)
Ali Ağa (Mirza Ali’nin oğlu)


DERSİM
 
Dersim İsyanı… Haysiyet ve kavga günleri… Fermanlar yazılmıştır; yapayalnız bir halk kurşunlara, darağaçlarına, fetvalara ve hatta ihanetlere rağmen yazgısına karşı çıkmaktadır. Kerbela’dan beter olmuştur Dersim’in hali.
Muzaffer Oruçoğlu’nun efsanevi romanı “Dersim” sadece bir direniş destanı değil. Doğayla kardeşliğin, çiçeğin dilinden anlamanın, yaban keçilerinin çağrısının romanı. Oruçoğlu’nun eşsiz saha bilgisi, bölge tarihine hâkimiyeti ve başta Seyit Rıza olmak üzere Dersim’le, Dersimlilerle aynılaşmasının romanı. Dersim’e bakarak okurun “öğreneceklerini” sıralamak da mümkün, Türkçe’nin bir zaferine şahit olmak da. Oğlundan önce asılmayı dileyen, bu dileği kabul görmedikten sonra haykıran Seyit’in son sözleri hâlâ insanlığın kulağında: “Ma ewladê Kerbelay me! Ayıboo! Zılmoo! Cinayetoo!”
Dersim
Yazar: Muzaffer Oruçoğlu
Türü: Roman
Baskı Yılı: 2016
Sayfa Sayısı: 552 Sayfa
Yayınevi: Belge Yayınları


BASINDA DERSİM
 
Dersim’e ilk kez 1937’de harekât yapıldığında kamuoyuna “cahil”, “geri kalmış”, “eşkıyalık yapan”, “hain” bir gruba karşı düzenlenen bir askerî operasyon olarak yansıtıldı. Bu algı uzun yıllar boyunca da değişmeden kaldı. Ne var ki, Dersim olaylarının etraflıca incelenmeye girişilmesiyle bilinmeyen ya da yanlış bilinen birçok gerçek gün yüzüne çıkmaya başladı. Taha Baran, Basında Dersim kitabında Dersim ve Dersimli hakkında yaratılan yanlış algının nasıl inşa edildiğini, nasıl sürdürüldüğünü ele alıyor. 1937 Ocak ayından 1938 Ocak ayına kadar on bir farklı gazetenin tüm sayılarını inceleyen Baran, Dersim olaylarının gazeteler tarafından temsil biçimlerini; haber ve yazıların hangi imgeler, zihinsel kodlar ve düşünce kalıpları etrafında şekillenerek aktarıldığını değerlendiriyor. Ölümlerin nasıl meşrulaştırıldığını, Dersim’in ve Dersimli’nin yok edilmesi gereken bir “iç düşman” olarak nasıl kodlandığını, “iç oryantalist” bakış açısının hâkimiyetini, kapalı devre sansürü, sorgusuz kabul edilen devlet söyleminin medya söylemi haline gelerek kendini tekrar tekrar üretmesini, bunları yaparken içine düşülen tutarsızlıkları dönemin medyası üzerinden izlemek için iyi bir kaynak.Çapulcu eşhastan üç asi sergerde daha cumhuriyetin rahim kanunlarına teslim oldu. (Yeni Asır, 18 Haziran 1937)Dersim’e yeni bir Türk kanı şırınga etmek lazımdır… (Son Posta, 19 Haziran 1937) Medeniyetin yerden fışkıran güneşinden kaçıp dağ tepelerine tırmananlar yine o medeniyetin gökten inen ateşinden kurtulamazlar. (Yeni Köroğlu, 21 Haziran 1937) Dersim’i ve Dersim’in mazisini biraz bilenler: ‘Bu adamlardan hayır gelmez, hepsini yok etmeli…’ diyorlar. (Kurun, 8 Temmuz 1937)Asırlardan beri iptidaî hayat yaşayan bura halkı medeniyet nuruna kavuşuyor. (Haber, 17 Temmuz 1937)
Basında Dersim
Yazar: Taha Baran
Türü: Araştırma-İnceleme
Baskı Yılı: 2014
Sayfa Sayısı: 254 Sayfa
Yayınevi: İletişim Yayıncılık


DERSİM RAPORU
 
Kurtuluş Savaşı komutanlarından Orgeneral İzzettin Çalışlar’ın kitaplığından çıkan, yazarı ve yayım tarihi tam olarak bilinmeyen ancak “gizli”, “kişiye özel” ve “kayıt altında” sadece 100 adet basılan Dersim Raporu, Türkiye tarihinin karanlık noktalarından birisi olan Cumhuriyet’in Dersim politikaları hakkında etraflı bir bilgi sunuyor.
Osmanlı’dan itibaren sorunlu bir bölge olarak görülen Dersim’de yaşanan ayaklanmaları, bunlara karşı girişilen askerî harekâtları, hükümet tarafından alınan önlemleri ve o günlerden raporun yazıldığı tarihe kadar konuyla ilgili olarak hazırlanan raporların hemen hepsini bir araya getiren kitap yakın tarihe ışık tutuyor.
Dersim’de ve civarında yaşayan aşiretlerin ve üyelerinin ayrıntılı bir içeriğini sunan rapor, “eşkıyayla mücadele” adı altında aslında o günlerden günümüze uzanan bir zihniyeti de ortaya koyuyor: Zorunlu göçten köyleri yakmaya, aşiretleri uçaklarla bombalamaktan adli, kültürel ve ekonomik tedbirlere uzanan; “Türk olduklarını unutan”(!) bölge insanına Türklüklerinin yeniden hatırlatılmasına dayanan yıkıcı, kıyıcı, ulus-devlet inşasına yönelik bir zihniyeti… Dersim’e yönelik çeşitli tarihlerde yapılmış harekâtların askerî planlarını da barındıran bu rapor, dönemin Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak’ın “Dersimli okşanmakla kazanılmaz” ifadeleri düşünüldüğünde, bölgede onyıllardır akan kanın kökenlerini anlamak isteyenler için de önemli bir kaynak.
Dersim Raporu
Hazırlayan: İzzeddin Çalışlar
Türü: Araştırma-İnceleme
Baskı Yılı: 2010
Sayfa Sayısı: 304 Sayfa
Yayınevi: İletişim Yayıncılık


BELLEKLERDEKİ DERSİM 
 
“…Sonuç olarak bu tarih, yüzlerce sayfası olan bir kitap gibidir. Beğenmediğimiz sayfaları yırtma hakkımız olmadığı gibi, kimsenin bir dönemi yok sayma hakkı da olamaz. Hiç değilse 1937-38’de Dersim’de öldürülen, sürgüne gönderilen ve sürgünde ölen binlerce insanın anısına saygı için bu toplum geçmişiyle yüzleşmelidir.
Belleklerdeki Dersim ’38 adlı bu çalışma, dört farklı kuşağın Dersim ’38’e yönelik algılarını ortaya çıkarırken, aynı zamanda bugün de resmi tarih açısından örtük olmaya devam eden Dersim’in en sorunlu dönemini tanımaya yönelik bir kapı açmaktadır”.
Belleklerdeki Dersim ’38
Yazar: Bülent Bilmez, Şükrü Aslan, Gülay Kayacan
Türü: Tarih
Baskı Yılı: 2015
Sayfa Sayısı: 220 Sayfa
Yayınevi: Tarih Vakfı Yurt Yayınları

DERSİM RAPORLARI 
 
Dersim, isyanlarıyla bilinen bir Kürt bölgesidir. Yok sayma ve şiddet politikasını benimseyen gelenek, bir taraftan sürgünlerle, tenkil operasyonlarıyla Dersim halkını dizginlemeye çalışırken, diğer yandan onu geçmişinden, kökeninden, kültüründen, geleneklerinden, yarına devredeceği her şeyinden mahrum etmeye yönelmiştir. Öyle ki, bölgeyi anarken Dersim kelimesini telaffuz etmek bile tehlikeli sayılmıştır. Kuşkusuz Dersim’de yaşananlar diğer Kürt illerinde yaşananlardan çok da farklı değildir, buna karşın Dersim’in bu açılı coğrafyada oldukça özgün bir yeri vardır. Faik Bulut kitabında işte bu zengin mirasa sahip Dersim’in dününe eğiliyor. Yazarın yöntemi kanıtsız yorumlar getirmek değil, aksine çok kanıt, az ama özlü yorumdur. Dersim’in farklı dönemlerini ele alırken, Osmanlı, Rus belgelerine başvuruyor. Yakın dönemler açışından, Meclis zabıtlarının, Genelkurmay belgelerinin, devletin bölgedeki görevlilerinin hazırladığı raporların tanıklığına yer veriyor. Kendinden önceki araştırmacıların eserlerine göndermeler yapıyor. Bu yazılı belgelerin yanında, araştırmacı gazeteciliğin olmazsa olmazlarından canlı tanıkların anlatımlarıyla eserini zenginleştiriyor. ilk iki basımı 1991 yılında yapılan kitabın bu basımında, gün ışığına yeni çıkan belgeler de bulacaksınız.
Dersim Raporları
Yazar: Faik Bulut
Türü: İnceleme
Baskı Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 371 Sayfa
Yayınevi: Evrensel Basım Yayın


DERSİM DİLE GELDİ
 
Bu romanda anlatılan hayat hikayeleri hayal ürünü değildir. Çocuklar hayal ürünü değildir, dağlar değildir ve 38, 3 ile 8’in yan yana geldiği bir tarih değildir. Bu romanda bir coğrafya, çocuklar başta olmak üzere, dağıyla, taşıyla, kuşları ve böcekleriyle dile geldi; Dersim Dile Geldi!
Celal Yıldız, uzun uğraşlar sonucu 1937-38 tarihleri arasında Dersim’de cesetler altında kalıp bir mucize eseri sağ kalan çocukların hikayesini yazdı…
Dersim Dile Geldi
Yazar: Celal Yıldız
Türü: Roman
Baskı Yılı: 2013
Sayfa Sayısı: 430 Sayfa
Yayınevi: Nika Yayın


SAVRULAN DERSİM 1937-38 HATTA 1939
 
“Dersim ile ilgili çok sayıda kitap bulunmasına rağmen, ben burada bir ilki gerçekleştirmeye çalıştım. Dersim’e ve o yıllara ait resmi yazışmalar üzerindeki gizliliğin kaldırılmasıyla birlikte, Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü’ndeki belgelerden en geniş biçimde yararlandım. Dersim bir zamanlar gizli ama şimdi gün yüzüne çıkan belgeler ışığında tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriliyor.
Benim yapmaya çalıştığım, dönemin siyasal gerçeklerini öncesi ve sonrasıyla olduğu gibi ve çok yönlü yansıtmak, o gerçeklerle yüzleşmek. Gizliliği kaldırılan belgeler, Meclis’e yapılan başvurular ve yaşanmış öykülerle birlikte ortaya bir “belgesel roman” çıktı diyebilirim.
Bugüne kadar Dersim ile ilgili bilinenlerin yanı sıra, bilinmeyenlerin ağırlık taşımasına özen gösterdim. Özgün ve kaynak bir kitap olmasına çalıştım.
Kızların kaybolmadığı, bebeklerin süngülenmediği, insanların mağaralara sığınmak zorunda kalmadıkları, bombalanmadıkları, sürgüne gönderilmedikleri, özgür ve korkusuz yaşanan bir dünyayı bizden sonraki kuşaklara bırakabilecek miyiz?
Hep birlikte bu umudu paylaşmak istiyorum.”
Savrulanlar
Yazar: Yalçın Doğan
Türü: Tarih
Baskı Yılı: 2012
Sayfa Sayısı: 288 Sayfa
Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi


HERKESİN BİLDİĞİ SIR : DERSİM 
 
Bir eski öyküdür bileceksiniz
Masallardan kalmıştır Dersim
Ülkemin ortasında gizli
Yanık bir türküdür Dersim
Yıl otuz sekizdi dağlarda
İri ceviz ağaçları ve atım vardı
Belki bir gökyüzü savaşçısıydım
Bir arpa ekmeği kadar sıcaktı
Toprağım, karım ve çocuklarım
Oysa soğuk bir kuştur
Parıldar süngü
Bana niçin uzaksın düşündün mü?
Kurda kuşa dostluğumu
düşündün mü?
Bu sularda ölüm bile güzel
Sen hiç kurşunların anlamını düşündün mü? Yıl otuz sekizdi dağlarda İri ceviz ağaçları ve atım vardı Güneş ve sular ülkesinde orda Orda ki eski bir öyküdür Dersim
Kemal Burkay
Tunceli’nin hakiki/otantik adı Dersim, artık daha sık telaffuz ediliyor. Dersim adının değiştirilmesine, dahası yasaklı bir kelimeye dönüşmesine yol açan 1938 kıtali, bir zamandır Türkiye’nin gündeminde. Sadece coğrafyasıyla değil, özel kanunuyla, onyıllardır süren tedbirlerle “kapatılmış” Dersim, herkesin bildiği bir sır, aslında.
Şükrü Aslan’ın hazırladığı kapsamlı derlemede, Tunceli’nin/Dersim’in sadece acılı tarihine değil, toplumsal yapısına, ekonomisine, ekolojisine, etno-dinsel mirasına, diline, müziğine, kültürüne, Almanya’daki Dersim diasporasına ilişkin yazılar da yer alıyor. Gündelik hayata ilişkin canlı gözlemlerle, Tunceli’de “büyümenin” ve nüfus cüzdanında “Tuncelili” yazmasının anlamı üzerine tanıklıklarla birlikte… Hüseyin Ağuiçenoğlu, Muzaffer Akın, Alişan Akpınar, Mikail Aslan, Şükrü Aslan, İmran Ayata, Sezen Bilir, Serhat Bozkurt, Kemal Burkay, Sema Buz, Hıdır Eren Çelik, Yücel Demirer, Namık Kemal Dinç, Ali Ekber Düzgün, Fuat Ercan, Harun Ercan, Serkan Erdoğan, Gülsün Fırat, Sabır Güler, Ali Haydar Gültekin, Azat Zana Gündoğan, Zeliha Hepkon, Hüseyin Irmak, Mesut Keskin, Muzaffer Oruçoğlu, M. Ali Sağlam, Dilek Soileau, Bahar Şimşek, Cemal Taş, Volga Hüseyin Sorgu Tekinoğlu, Beyza Üstün, Sibel Yardımcı, Özkan Yıldız, Murat Yüksel’in katkılarıyla…
Herkesin Bildiği Sır: Dersim
Derleyen: Şükrü Aslan
Türü: Araştırma
Baskı Yılı: 2010
Sayfa Sayısı: 640 Sayfa
Yayınevi: İletişim Yayıncılık