İbrahim Ekinci iyi bir “iş” çıkartmış ve sağolsun, Muzaffer de güzel anlatmış Türker Ertüncay

İbrahim Ekinci iyi bir “iş” çıkartmış ve sağolsun, Muzaffer de güzel anlatmış. Emeğinize sağlık arkadaşlar.

Kitap önemli bir boşluk dolduruyor. 60’ların sonu ve 70’lerin başını “bizim” açımızdan gayet güzel özetliyor. Çeşitli sorulara da cevap veriyor. Muzo’nun hafızası da gayet sağlammış.
Bazı yerler var ki, sanki İ.Ekinci çok da üstüne gitmemiş Muzaffer’in: 1 ) sosyo-ekonomik yapı tespitinin derinliği muhteşem (!) Sonraki bir çok iç bölünmenin temeli orada ama “durun bi dakika!” diyen olmuyor ilerleyen yıllarda. 1978’den itibaren iletişim rahatlamasına karşın suskunluk sürüyor. 2) 12 Eylül’ün gelişini görüyorlar ve aynı zamanda bu arkadaşlar FÜ ama dışarıdaki “gençleri” uyarmıyorlar. 3) 1972’de fiilen “herkes” dağılıyor ama “bizimkiler” daha yeni başlıyorlar, elde bir kırmayla. Köylü amca bile gülüyor bu hallerine…Hiç olmazsa, “bugünden baktığımda…”ile başlayan cümleler okumak istiyor insan. 4) Süleyman Cihan’ı çok güzel anlatıyor ama ele geçme hikayesine hiç girmiyor. O sırada İst.da değil ama acaba hiç mi dikkatini çekmemiş, insan merak ediyor. 5) Çevre sorunları ve hatta devrim sonrası iktidarları da sorguluyor ama “kalkınmacı anlayışı” hiç sorgulamıyor gibi…KP tarihleri her yıl elde edilen “%..” büyümeleri anlatır. Bu “büyümeler” hangi kaynakların tüketilmesi sonucu olur acaba? 6) "Ayrılmaz ikili"nin edebiyata ve şiire düşkünlüğünü ne güzel anlatmış. Başlangıçta çok da "köylü" olduğumuz söylenemez. Zaten Muzaffer konuyu çok hoş açıklamış.
Sonuçta, çok “zengin” bir kitap olmuş. Sadece üzerinde tartışılacak birçok konuya altlık olması nedeniyle bile çok önemli. Artık sıra “bizim” dönemde…
İ. Ekinci’den “yaşayan arşivler”in deşifre edilmesi çabasının devamını beklemek hakkımız sanırım.