Pirtûk û Weje'nin benimle yaptığı söyleşi

Yazar Muzaffer Oruçoğlu ile Söyleşi Pirtûk û Weje söyleşi sohbetlerinin bu haftaki konuğu 68 kuşağı devrimci önderlerinden, çok yönlü, yaratıcı, sanatçı özellikleriyle tanınan usta Yazar Muzaffer Oruçoğlu. Heykeli, resimi, romanı sevenlerin yakından tanıdığı üstat bakın şunları anlattı


Pirtûk û Weje: Kısaca eserlerinizi ve kendinizi tanıtır mısınız?

1948’de Göle’nin Büyük Zavot Köyü’nde doğdum. 68 olaylarından dolayı İstanbul Fen Fakültesi’ni bitiremedim. 13 yıl cezaevinde kaldım. 1986’da yurt dışına çıktım. Avustralya’da yaşıyorum. Roman ve şiir ağırlıklı yayınlanmış 33 eserim var.

Pirtûk û Weje: Biri size edebi anlayışınızı sorsa nasıl yanıtlardınız?

Biri bana bu soruyu sormasa daha iyi eder. Gerçekçi miyim, gerçeküstücü müyüm, sosyalist gerçekçi miyim, büyülü gerçekçi miyim, yoksa hepsi miyim, bilmiyorum.

Pirtûk û Weje: Kurgu mu ilk tercihiniz yoksa daha çok toplumsal gerçekçilik mi ağır basıyor?

Kurgu ilk tercihim değil. Ruh halimi ve özgürlüğümü esas alıyorum. Dil, imge ve metafor akışı buna göre biçimleniyor. Toplumun onulmaz acılarına, kanayan yaralarına, büyük günahlarına daha çok ilgi duyuyorum. Dili, mizahı ve ironiyi önemsiyorum.

Pirtûk û Weje: Kürt siyasetinin Kürt edebiyatı ürerindeki etkileri hakkında neler düşünüyorsunuz?

Kürt devrimci siyaseti, Kürt dilini ve kültürünü, kadim uykusundan uyandırdı. Sömürge boyunduruğunu kırmaya çalışan siyaset, genel olarak Kürt kültürüne, özel olarak da Kürt diline ve edebiyatına çıkış kanalları açtı. Baskı altındaki klasik Kürt şiiri, hikâyesi, masalı ve söylenceleri basılıp yayınlanmaya başladı. Kürt edebiyat okurları, Ehmedê Xanî, Feqiyê Teyran, Melayê Cizîrî gibi temel klasiklere yöneldiler. Direniş içinde yer alanlar, şiir, öykü ve anı romanlarla Kürt edebiyatına siyaset ateşini taşıdılar. Ve bu durum, yeni Kürt edebiyatının kendi zemininde yükselmesini kolaylaştırdı. Kürt edebiyatı, Kürdistan’ın tüm parçalarında, Kürtlerin kendi dilleriyle eğitim yapmalarına bağlı olarak, çok daha ileri boyutlarda gelişmesini sürdürecektir.

Pirtûk û Weje: Kürt romanı sizce var mı?Varsa birkaç örnek verebilir misiniz? 
Yoksa sizce bunun nedenleri neler?

Kürt romanı tabi ki var. Ereb Şemo, Mehmet Uzun, Heciyê Cindî aklıma ilk gelenlerdir.

Pirtûk û Weje: Kürt öykücülüğü denilince aklınıza ilk ne geliyor?

Aklıma ilk gelen, Mela Mehmûdê Beyazîdî’nin, on dokuzuncu yüz yılın ortalarında kaleme aldığı ilk yazılı Kürt öyküsüdür. Tabi diğer yazarlar tarafından da yazılan ilk Kürt öykülerinin, sömürge boyunduruğuna karşı mücadele ögesini içermiş olmaları, aklıma ilk gelen diğer bir noktadır. Bunu bir Mem u Zin geleneği olarak değerlendiriyorum. Kürt edebiyatında destan, şiir ve öykü, diğer dallara nazaran daha gelişkin, daha yaygındır

Pirtûk û Weje: Kürt edebiyatının handikapları?

Kürt dili ve edebiyatı, asırlardır Türk, Fars ve Arap dilinin ve edebiyatının egemenliği altında kalmış, kendisini özgürce geliştirme olanağından yoksun bırakılmıştır. Handikaplar esas itibari ile bu gerçekten kaynaklanıyor. Edebiyat dilden doğar ve dili geliştirir. Kürt dili ve edebiyatının öncelikle, Türk, Fars ve Arap dili ve edebiyatının milli gurur ve üstünlük psikozu ile iğdiş edilmiş egemenlik ikliminden ve buna bağlı olarak batı edebiyatının da egemenlik ikliminden kurtulması gerekiyor. Bu egemenlikten kurtulmazsa, ortaya bir Kürt Tanzimat Dönemi çıkar ki bu büyük bir handikaptır. Kürt dili ve edebiyatı, tüm parçalarda kendi yazılı ve sözlü kaynaklarına dayanırsa, kendi tarihsel ve güncel zenginliği üzerinde ciddi bir kazı çalışması yürütebilirse; çıkan malzemeyi özümler, kendi yarattığı modern biçimlerle birleştirip edebiyata ve dile dönüştürebilirse, böylesi bir handikapa mahkûm olmaz. Hiç kuşku yok ki biz, özgür bir iklim içinde dillerin ve edebiyatların iç içe geçmesinden, kendi iç zenginliklerini karşılıklı olarak birbirlerine özümletmesinden, çok daha derin ve ileri yapılar olarak ortaya çıkmasından yanayız. Ama bunun sağlam ve sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için de her dilin ve edebiyatın, kendi gerçekliği ve kendi kaynakları üzerinde özgürce ve güvenle yükselmesi gerekiyor.

Pirtûk û Weje: Kürt edebiyatında eleştiri nasıl olmalı?

Edebiyat eleştirisi ne yazık ki çoğu zaman, ortaya çıkan eserin tanıtımı, özetlenmesi, tek yönlü methi veya yergisi şeklinde ortaya çıkıyor. Eleştiri, eserin rahmindeki geleceğe, diline, estetik dokusuna, insanı ve doğayı kucaklama gücüne, stil ve soyutlama inceliğine, felsefi derinliğine yönelmelidir. Eleştirinin, ilgilendiği eserin dili içinde bir kazıcı, bir kâşif, bir müneccim olarak bulunup bulunmadığına bakmalıyız. Eleştirinin gücü, doğacak olan edebiyatın gücünü, hayal edemediğimiz bir şekilde etkiliyor. Kürt edebiyatının güçlü bir edebiyat eleştirisine ihtiyacı var.

Pirtûk û Weje: Kürt yazarının en büyük sorunu sizce nedir?

Kürt yazarının en büyük sorunu, Kürt diline incelikli bir şekilde vakıf olamama ve profesyonellik, yani tüm zamanı edebiyata adayamama sorunudur. Kürt dili baskı altında bir dil, mazlum bir dildir. Edebiyatçı öncelikle kazı yapmak, bu dili toprağın altından çıkarmak ve özümlemek durumundadır. Bu dil bugün bir alfabe birliğine dahi kavuşmuş değildir. Yazarın birinci sorunu budur. İkinci sorun ise, edebiyatı ortaya çıkaracak zaman sorunudur. Edebiyat, edebiyatçının geçimini karşılayacak bir meslek durumuna gelmemiştir Kürdistan’da henüz. Yazar, çalışıyor ve artan zamanını hasrediyor edebiyata. Tabi ortaya çıkan da artan zamanın edebiyatı oluyor.

Pirtûk û Weje: Yazarlar arasında nasıl bir dayanışma olmalı?

Yazarlar, yazarlar komününü, sitesini veya köyünü kurarak, buraları boş zaman ve sade yaşam olanakları üreten, dayanışma üreten, edebiyat üreten, buraları bir çekim merkezi haline getiren bir anlayışla hareket edebilirlerse, dayanışmanın en güzel biçimi ortaya çıkmış olur. Bu kolay bir iş değil. Çünkü yazma, bireysel bir iştir. İşin bu karakteri, yazarı hem kendi içinde derinleştiriyor, geliştiriyor, komünal yaşama eğilimli bir birey haline getiriyor, hem de bireycileştiriyor. Sömürge Kürdistan’da, yazarlar için en doğru yol, dayanışmayı, kalıcı bir şekilde yaşama yaymadır. Daha güzel bir yol var mı bilmiyorum.

Pirtûk û Weje: Bu güzel sohbetiniz için teşekkür ederiz
29.08.2016