ÖZGÜR GÜNDEM- A. HİCRİ İZGÖREN AVUSTURALYADAN AMED'E BİR SERGİ

Bu resim sergisi, dönüp Anver Ziss’in estetik anlayışına yeniden bakmama vesile oldu. ‘Sanat, imgelerle yürütülen bir düşünme yoludur” diyor Avner Ziss. Sanatsal bir imge dile gelmez duygular, çağrışımlar, zenginlikler yarattığı için sınır tanımayan renkli bir dünyadır. Ziss, sanatsal imgenin ne olduğunu açıklamaya çalışırken, yansıma kuramına dayanır. Bu kurama göre insan bilinci, çevresel gerçekliğin bir imgesidir. Yani nesnel dünyanın öznel bir tasarımıdır. Sanatsal imge, sanatçının bilincinde oluşan nesnel dünyanın tablosudur. Sanatçı bu tabloyu sanat yapıtıyla iletir. Ziss’e göre imge, gerçekliğin sanatsal çağrışımıdır. Sanatçının bilincinde saptanmış olan haliyle nesnel dünyanın düşünsel bir tablosudur. İmge hem gözlemden, hem soyutlamadan kaynaklanır, daha doğrusu etkin gözlemleme ile soyut düşüncenin özelliklerini birleştirmesidir. Ziss, imge yerine kavramların konulmasına karşıdır. Ona göre sanatçı sürekli olarak düşünür, ama bu imgelerle yürütülen bir düşüncedir. Kavramsal nitelikte bir düşünme değildir. Elbette sanatçı kavramlardan yararlanır ama yaratı süreci son çözümlemede hiç şaşmaksızın imgeye varır. İmgelerle kavramların birbirine karışması, sanatçıyı basit öğretici açıklamaya götürür. Yapıtın, ideolojik ve duygusal gücünü kırar. Çünkü sanat gerçekliği her zaman imgelerle yansıtır.Evet. Anver Ziss’ten hareketle, sözü Amed’de açılan bir sergiye taşımak istiyorum. Avustralya’da yaşayan yazar ve ressam Muzaffer Oruçoğlu’nun “Işıltılar” adlı resim sergisi 28 Mart - 10 Nisan tarihleri arasında Sümerpark Amed Sanat Galerisi’nde sergileniyor. Onur Toplumsal Tarih ve Kültür Vakfı’nın düzenlediği sergiye ilişkin Oruçoğlu’nun açılış vesilesiyle gönderdiği mesajda; tablolarında klasik ve naif biçimin, sürrealist esintilerle kırılıp derinleştirilmesinin denemesini amaçladığını, tabloların Anadolu, Avrupa ve Avustralya’dan derilip devşirilen, biçime ve çağrışıma dönüşen bir durum olduğunu belirtiyor. 1968 kuşağının önde gelen isimlerinden olan Muzaffer Oruçoğlu, siyasi faaliyetlerinden dolayı 13 yıl hapis yattıktan sonra askere gönderilir Askerde iken yurtdışına kaçan Oruçoğlu, şiir, roman yazmaya ve resim yapmaya başlar. 13’ü roman, 7’si şiir, 2’si masal olmak üzere 28 kitabı yayımlanan Oruçoğlu, halen Avustralya’da yaşıyor.Bir söyleşisinde; “bu kaynayan, uğuldayan akıl almaz evrene egemen olamayız; ama bu çılgın, muhteşem macerayı anlamaya çalışmak, ona sürekli gelişen bir bilinç olarak katılmak, varlığımızı, nesne olmadığımızı ona dayatmak anlamlı ve güzeldir.” Diyen Oruçoğlu resimleriyle biraz da bunu gösteriyor bize. Bunu yaparken de alışılmışın ötesinde gerçeküstü, dışavurumcu bir yönelim içinde kendine özgü teknikler kullanıyor. Oruçoğlu dünyanın ve insanın sorunlarını kendine dert edinir.Zaten de sanat dediğimiz tam da bu “dertlenme”den çıkan bir edimdir. Oruçoğlu, genel olarak sanatsal olanın farkındalığıyla popülizmin tuzaklarına düşmez, estetikten ödün vermeden imgenin gücüyle oluşturur eserlerini. Amed-Sümerpark Sanat Galerisi’nde devam eden sergi, 10 Nisan tarihine kadar gezilebilecek.